Soyulduğu halde gülen adam hırsızdan bir şey çalmış demektir, boş yere üzülen ise kendi kendini soyar. william shakespeare
UNALAN
UNALAN

GÜLERKEN AĞLAMAK (13)

Yorum

GÜLERKEN AĞLAMAK (13)

5

Yorum

0

Beğeni

0,0

Puan

933

Okunma

GÜLERKEN AĞLAMAK (13)

GÜLERKEN AĞLAMAK (13)



Kerim ile ayrıldıktan sonra Kisho bir daha Avusturalya’ya dönmedi.

Kerim ise İki bin altı yılına kadar Avusturalya’da yaşamaya ve çalışmaya devam etti. Bir süre uzak doğu ülkelerini seyahat amacı ile dolaştıktan sonra
İki bin yedi yılının başlarında Türkiye’ye döndü.

Bir yıl annesi ve ablası ile Türkiye’de yaşamaya devam etti. Yapmış olduğu birikimle bir iş kurarak her şeye yeniden
başlamak istiyordu.

Ancak bir türlü başarabileceği bir iş kurmakta karar veremedi. Bu nedenle yeni bir arayış içine girdi.

Artık Avusturalya’ya dönmeyi düşünmüyordu ancak Avusturalya pasaportu olduğu için dünyanın bir başka ülkesine gidip orada bir iş kurabilirdi.

Bu umutla üç-dört ay Türk Cumhuriyetlerini gezdi.

Arayış içinde gezdiği ülkeler "Azerbeycan, Türkmenistan, Özbekistan, Kazakistan ve Kırgızistan’dı" Sonunda Kırgızistan’da karar kılmıştı !

Kırgızistan günlerine maceralı bir şekilde başladı. Kısa sürede Türkiye’den gelen bir çok vatandaşımızla ve kırgız türkleriyle tanışmış, kendisini çok sevdirmişti.

Yapmış olduğu araştırma sonucunda; Kırgızistanın başkenti Bişkek’ de herkesin ekmeğini ve diğer hamur işlerini evlerinde yaptığını, koyun etinin çok ucuz olduğu
bu ülkede insanların ete ve hamur işine çok düşkün olduğunu öğrenmişti.

Bu nedenle "Orada bir benzeri bulunmayan, unlu mamuller üzerine bir fırın açmak" en iyisi olur diye düşündü. Bu iş için bir fırın ustasına ve bir kaç elemana ihtiyacı vardı.

Kırgızistan’da çalışan ve fırıncılıktan anlayan, Karadeniz’li bi usta ile tanıştı. Yanına bir kaç da Kırgız işçi alarak, hemen işi kurma çalışmalarına başladı.

Önce bir dükkan kiraladı. Gerekli teçhizatı elemanları ve diğer dostlarının yardımlarıyla kurdu.

Açılış günü harikaydı; sadece ekmek değil, aklınıza gelebilecek her türlü unlu mamulü üretmeye başlamışlardı. Alışmadıkları bu ürünler Kırgızlardan büyük ilgi görmüştü.

Elemanları ile birlikte gece gündüz çalışıyorlardı. Hatta Kerim zaman zaman semt pazarlarına çıkarak arabası ile buralarda bile satış yapmaya başlamıştı.

O günlerde fırına gelerek iş isteyen genç bir kırgız kızını da tezgahta satış için işe aldı.

Almila "yirmi sekiz yaşında çok güzel bir kızdı."

İlk bir ay için de hemen Kerim’in güvenini kazanıvermişti. Artık sadece fırında çalışmıyor, Kerim’in evine giderek, her türlü işinde ona yardımcı da oluyordu.

Bişkek’e uzak bir bölgede yaşayan Almila zaman zaman geç saatlere kadar çalıştığı için evine dönemediğinden, geceleri fırında kendisine yaptığı bir oda da kalmaya
başlamıştı.

Burada kalmaktan rahatsızlık duysada bunu Kerim’e hissetirmemeye çalışıyordu.

Bir gün Kerim Almila’ya "Eve dönemediği zamanlar isterse kendi evinde kalabileceğini" söyledi.

Almila önce yadırgadıysa da çaresiz bu teklifi kabul etmişti.

Yedi sekiz ay sonra Kerim Almila’ya iyice alışmış ve onun kendisine iyi bir eş olabileceğini düşünmeye başlamıştı. Almila da Kerim’e karşı boş değildi aslında...

Bir gece yine Mukaddes hanım "Telefonun sesi ile uyandı" Onu yine bir süpriz bekliyordu. Tıpkı Kisho ile yaşanan olay gibi, ancak bu defa telefonda ki Almila değil, Kerim’di.

"Merhaba Mukaddes hanım, merhaba anneciğim" Diye annesinin çok sevdiği cümlelerle söze başladı Kerim.

Oğlununun sesinde ki bu ahengi çok iyi bilen Mukaddes hanım "Hayırdır oğlum, hayırdır yavrum" "Sanırım bana güzel bir haberin var" dedi.

Kerim ise yine o tatlı tavrı ile "Annelerin annesi, benim bir tane annem, nasıl da anlarmış" Oğlunun halinden diye cevap verdi.

Mukaddes hanım "Haydı deli oğlan, meraklandırma da söyle, neymiş seni bu kadar mutlu eden? " Diyince

Kerim her zamanki muzipliği ile telefonu Almila’ya verdi.

Bu defa yine bozuk bir türkçe ile "Merhaba Ane" diyen ses yeni gelininin sesiydi.

Mukaddes hanım yine işin nereye vardığını hemen anlamış, "Merhaba kızım, merhaba" Diye cevap vermişti.

Ama Almila utanarak "Daha fazla konuşmamış" telefonu tekrar Kerim’e uzatmıştı bile.

Kerim telefonu aldığında "Anacım zaten anladın, biz Almila ile evlendik" diyince

Mukaddes hanım "içinden Allah’ım bu defa tamamına erdir" diyerek, Kerim’e çok sevindiğini söyledi. Ardından "Keşke bu defa sana bir düğün yapabilseydik" Dedi.

Kerim ise; "Anneciğim bununla bitmiyor, sana bir müjdem daha var diyince" Bu defa Mukaddes hanım meraklandı ve "Allah aşkına hemen söyle oğlum, yüreğime mi indirmek istiyorsun" Dedi...

Sakın, sakın ha dedi Kerim ve devam etti " Bu defa her şey daha hızlı gelişti anneciğim, bir de bebek bekliyoruz" Dedi.

Mukaddes hanım yaşanan olumsuzluklardan sonra böyle bir şeyle karşılaşmanın mutluluğu ile yine yanına koşup gelen Kerim’in küçük ablası Zehra’ya sarılarak olanları ona da anlattı.

Telefon kapandıktan sonra ana kız o gece sabaha kadar uyuyumadılar.

Almila’nın hamileliği sorunsuz geçti.

Kerim; İki bin sekiz yılının Mart ayının on üçüncü günü, yeni müjdeyi Türkiye’ye yine bir gece yarısı telefoınu ile ulaştırdı.

Nur topu gibi bir kız çocukları olmuştu. Kerim’in annesinin isteği ile yavrularının adını "Nur" koydular.

Mukaddes hanım doğum haberini ilk duyduğu andan itibaren "bir an önce gelinini, oğlunu ve torununu görmenin özlemi ile yanıp tutuşmaya başlamıştı."

Yıllarca kardeşine "gülüm" diye hitap eden ağabeyi Ferhat’da bir yeğeninin olduğu haberini aldığında, yıllardır hasreti ile yandığı kardeşi için bir şiir yazdı.

ŞİMDİ UZAKLARDASIN ( Gülüm )

Hatırlarmısın gülüm
Küçükken gülüm derdim sana
Sonra bıraktın bizi
Gittin el kapılarına.
Yıllardır hasretiz yoluna
Duydum ki;
Bir Kırgız’a vurulmuş
Mutluluğu bulmuşsun
Senin de bir gülün olmuş
Adını da "Nur" koymuşsun.

Benim için kokla onu olur mu?
Çok mutlu ol olur mu?
Çünkü o umut, belki o hayatı
sevdiren
Ve gülmeyen yüzeleri;
güldüren.

Az çekmedin; el kapılarında
Hep sen vardın Ana’mızın
rüyalarında.
Hep sen vardın Ana’mızın
dualarında.
Çoktan hakkettin sen bunu
Gülüm de ona olur mu?
Gülüm de yavruna..
Gülüm de;
Umuda olur mu?

Bu şiir Kerim’i de biran önce Türkiye’ye gelerek ailesi ile kucaklaşmak için coşturmuştu.

Devam edecek





Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Gülerken ağlamak (13) Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Gülerken ağlamak (13) yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
GÜLERKEN AĞLAMAK (13) yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Aynur Engindeniz
Aynur Engindeniz, @aynurengindeniz
1.5.2011 14:29:47
Sayın Ünalan. Ne vakittir sessizce öykünüzü takip ediyorum. İnanın her bölümü hayretler içinde okudum. Giderek artan başarınız karşısında şaşırmamak mümkün mü?

Tebrik ediyorum sizi canı gönülden.

1 mayısla ilgili yazınızı da okudum. Ama edebiyat dışındaki konulara eleştiri yapmamaya karar verdim. O yazınızda da anlatım gayet güzel.

Kutluyorum.

Saygılar.
tacettin yıldırım
tacettin yıldırım, @tacettinyildirim
29.4.2011 18:22:57
akıcı....ilginç.....süprizli....okuyucu sayfaya kitleniyor....tebrikler usta saygılarımla
AYSE 09
AYSE 09, @ayse09
29.4.2011 17:17:05
GÜLÜM
ne güzel mutluk dilekleri
güzel anlatımla devam ediyor
saygılarımla her daim
-IspartaGülü-
-IspartaGülü-, @-ispartagulu-
29.4.2011 17:06:17
10 puan verdi
tebrikler...gönlü güzel insan...selam larımla
Fikret TEZEL
Fikret TEZEL, @fikret-tezel
29.4.2011 16:49:49
Sevgili adaşım ; öykü çok güzel gidiyor. Tebrikler.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL