1
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
85
Okunma
Sevgili kendim,
Ben hayattan çok şey istemedim aslında.
Ne birinin beni kurtarmasını bekledim, ne yükümü sırtına almasını, ne de önüme güllerden yollar sermesini…
Çünkü ben yolumu kendim açmayı öğrendim.
Düştüğüm yerden kendim kalktım. Kırılan yerlerimi kimse görmeden kendim topladım. Geceleri içimde kopan fırtınaları susturup sabah hiçbir şey olmamış gibi hayata devam ettim.
Çalıştım.
Çabaladım.
Dayandım.
Kimsenin eline bakmadan kendi ayaklarımın üzerinde durdum.
Ama insan bazen ayakta durmaktan da yoruluyor.
İşte bunu kimseye anlatamadım.
Ben güçlü olmaktan yoruldum biraz.
Herkes benim her şeyin üstesinden gelebileceğimi düşündü. Belki gerçekten geldim de…
Ama kimse dönüp,
“Peki sen bütün bunları yaparken ne kadar yoruldun?”
diye sormadı.
Kimse gözlerimin içine bakıp sessizliğimin sesini duymadı.
Ben aşkta da hep veren oldum.
Sevdim.
Bekledim.
Affettim.
Anladım.
Sabrettim.
Bazen bana yapılan ihaneti bile içimde taşıdım. Bazen hak etmediğim sözleri yuttum. Bazen karşımdakinin bana göstermediği saygıyı bile ona göstermeye devam ettim.
Bir gün beni de benim sevdiğim gibi severler sandım.
Olmadı.
Ben birilerinin yaralarını sararken, kendi yaralarımı geceleri yalnız sardım.
Ben birilerine omuz olurken, başımı koyacak bir omuz aradım.
Ve bulamadım.
Babamdan başka yaslanabileceğim bir omzum olmadı.
Belki de içimde en çok burası sızlıyor.
Çünkü ben de bir gün birinin yanında küçücük bir çocuk gibi yorulabilmek isterdim.
Güçlü olmak zorunda olmadığım bir yerim olsun isterdim.
Gözümden küçücük bir damla yaş süzüldüğünde, biri fark etsin isterdim.
Parmağıyla o yaşı silsin…
“Silme gözyaşını, bırak aksın.” desin.
Sonra hiçbir şey sormadan beni kendine çeksin.
“Gel.”
Desin sadece.
“Bugün sen hiçbir şeyi halletme.
Bugün ben buradayım.
Ağlayacaksan omzumda ağla.
Yorulduysan bana yaslan.
Korkuyorsan elimi tut.
Bunu da beraber hallederiz.”
İşte belki o an, yıllardır içimde tuttuğum ne varsa dökülür.
Ağlarım.
Kaybettiklerime ağlarım. Beni yarı yolda bırakanlara ağlarım. Sevdiğim halde sevilmediğim günlere, değer verdiğim halde değersiz hissettirildiğim gecelere ağlarım.
Bir de mutluluktan ağlarım.
Çünkü ilk kez biri beni taşımaya çalışmıyordur belki; sadece yüküm ağırlaştığında bir ucundan tutuyordur.
Benim hayattan beklediğim tam da bu.
Beni kurtaracak bir kahraman değil.
Yanımda kalacak bir insan.
İki günlük heves değil.
Üç günlük ilgi değil.
Başlangıçta dünyaları verip sonra beni yalnızlığa bırakacak bir sevgi hiç değil.
Ben her gün yeniden seçilmek istiyorum.
Bir sabah saçım dağınıkken, bir akşam yorgunluktan konuşacak hâlim yokken, bazen neşeli, bazen kırgın, bazen suskun, bazen çocuk gibi olduğum hâlimle…
Biri beni her gün yeniden keşfetsin istiyorum.
Ben de onu keşfedeyim.
Yıllar geçse bile birbirimizin gözlerine bakarken hâlâ merak edelim:
“Bugün kalbin nasıl?” diye.
Ben pahalı hediyeler istemiyorum.
Bir el istiyorum.
Kalabalığın içinde elimi arayan bir el.
Ben büyük sözler istemiyorum.
“Ömür boyu yanındayım.” demesin mesela.
Sadece zor bir günümde gerçekten yanımda olsun.
“Haklısın.” deyip geçmesin.
Elimi tutsun ve:
“Biliyorum yoruldun.
Ama artık yalnız değilsin.
Bunu da beraber hallederiz.”
desin.
Çünkü ben zaten tek başıma yapabiliyorum.
Mesele yapamamak değil.
Mesele, artık her şeyi tek başıma yapmak istememek.
Ben de birinin hayatında yük değil, yuva olmak istiyorum.
Ve birinin yanında,
“Acaba yarın gider mi?”
diye korkmadan uyumak…
Sevildiğimden şüphe etmeden sabaha uyanmak istiyorum.
Bir omuz…
Bir çift el…
İçten bir sarılma…
Ve kaçıp gitmeyen bir sevgi.
Hayattan beklediğim bu kadar.
Belki birilerine göre çok şey istiyorum.
Ama yıllarca herkese omuz olmuş bir insanın, bir gün başını koyabileceği bir omuz istemesi gerçekten çok şey mi?
Ben sadece bir kez olsun, hayatın bütün yükünü sırtımda taşırken birinin yanıma gelip usulca:
“Ver birazını bana…”
demesini istiyorum.
Çünkü sevgili kendim,
sen güçlü olduğun için sevgisizliğe mahkûm değilsin.
Sen kendi ayaklarının üzerinde durabildiğin için kimsenin eline ihtiyaç duymayacak kadar taş değilsin.
Senin de sarılmaya ihtiyacın var.
Senin de saçlarının okşanmasına…
Senin de bazen hiçbir şey anlatmadan anlaşılmaya…
Ve senin de, bir gün başını birinin omzuna koyup gözlerini kapattığında,
“Tamam…
Artık her şeyi tek başıma taşımak zorunda değilim.”
demeye hakkın var.
Hayattan beklediğim belki de tek şey bu:
Beni yarım bırakmayacak bir sevgi.
Yaramı merak edecek kadar şefkatli, kalbimi incitmekten korkacak kadar vicdanlı, elimi bırakmayacak kadar cesur bir insan.
Ve yıllardır herkese verdiğim o sevgiden,
birazının da bana dönmesi…
Ve artık şunu biliyorum:
Ben kimseden beni kurtarmasını istemiyorum.
Çünkü ben kendimi defalarca kurtardım.
En karanlık gecelerden kendi ellerimle çıktım. Kimsenin bilmediği savaşlardan geçtim. İçim paramparçayken bile yüzümü silip hayata devam ettim.
Ben yalnızlıktan korkmuyorum artık.
Ben, birinin yanındayken yalnız kalmaktan korkuyorum.
Bir daha sevgiyi dilenmek istemiyorum. Bir mesaj beklerken kendimi değersiz hissetmek, biraz ilgi görebilmek için susmak, anlaşılabilmek için kendimi parçalayıp anlatmak istemiyorum.
Ben artık yarım sevgilere sığmayacağım.
Beni yalnızca kaybetmekten korktuğunda hatırlayanı, canı istediğinde seveni, işine geldiğinde yanımda olanı hayatımda tutmayacağım.
Çünkü ben birinin boş zamanına değil, kalbinin en güzel yerine ait olmak istiyorum.
Bir gün biri gelecekse, beni kurtarmaya gelmesin.
Yanımda yürümeye gelsin.
Elimi, düşeceğimi düşündüğü için değil; hiç bırakmak istemediği için tutsun.
Gözümden bir damla yaş düştüğünde,
“Güçlü ol.” demesin.
Ben zaten yeterince güçlü oldum.
Sadece sarılsın ve:
“Buradayım.
Bu defa tek başına değilsin.”
desin.
Çünkü benim ihtiyacım bir kahraman değil.
Benim ihtiyacım, kaçıp gitmeyen bir yürek.
Ve eğer böyle bir sevgi yoksa…
Ben yine yürürüm.
Yine kalkarım.
Yine çalışırım.
Yine kendi yaralarımı kendim sararım.
Yine gecenin sonunda gözyaşımı silip sabaha çıkarım.
Çünkü bunu yıllardır yapıyorum.
Ama bundan sonra bir farkla:
Beni sevmeyen birinin yanında kalabilmek uğruna kendimi sevmekten vazgeçmeyeceğim.
Kimsenin sevgisizliğini sevgi sanmayacağım. Kimsenin yokluğunu varlık diye taşımayacağım. Kimsenin bana vermediğini, bir gün verir umuduyla ömrümü tüketmeyeceğim.
Ben çok bekledim.
Çok affettim.
Çok verdim.
Çok sustum.
Ve en çok da, bir gün benim de sevdiğim kadar sevileceğime inanıp bekledim.
Artık beklediğim şey kusursuz bir insan değil.
Bir omuz.
Bir el.
Bir “Biz bunu beraber hallederiz.”
Bir de ertesi sabah hâlâ orada olan bir yürek.
Hepsi bu.
Ama bunu bile bana çok görecek birinin ardından artık ağlamayacağım.
Çünkü benim kalbim, birinin sevmeyi öğrenmesi için harcayabileceği bir ömür değil.
Ben sevgiyi dilenmeyecek kadar çok sevdim.
Ve bundan sonra hayatıma girecek insan şunu bilmeli:
Ben sensiz yapamam diye elini istemiyorum. Ben her şeyi sensiz de yapabildiğim hâlde, seninle yapmak güzel olsun diye elini istiyorum.
O eli tutacaksan, gerçekten tut.
Çünkü ben artık gidenlerin arkasından koşacak kadın değilim.
Ben, kalmak nedir bilmeyenlere kapıyı gösterecek kadar çok yalnız kaldım.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.