Hedefe kestirmeden giden yol en tehlikeli yoldur. çünkü o kurşunların gittiği yoldur. jerzy lec
Zeri
Zeri

Pygmalion ve Galatea

Yorum

Pygmalion ve Galatea

( 1 kişi )

1

Yorum

3

Beğeni

5,0

Puan

35

Okunma

Pygmalion ve Galatea

Bazen aşk, karşımızdakini olduğu gibi görmekle değil… onda görmek istediğimiz kişiye inanmakla başlar.
Pygmalion’un hikâyesi bunun en eski anlatılarından biri.
Ovidius’un aktardığı Kıbrıslı heykeltıraş, kadınlarda gördüğü kusurlardan uzaklaşıp yalnızlığı seçmişti.
Aradığı kusursuzluğa fildişinden biçim verdi.
Öyle bir kadın heykeli yaptı ki, kendi eserine âşık oldu.
Onu mücevherlerle süsledi ama karşısındaki hâlâ soğuk bir fildişiydi.
Venüs’ten heykeline benzeyen bir eş diledi.
Eve döndüğünde ona dokundu.
Galatea canlandı.
Ama hikâyenin asıl meselesi bu mucize değil…
Pygmalion’un kusursuzluğu ararken, kusurlu olana tahammülünü kaybetmesiydi.
Çünkü gerçek bir insan değişir, itiraz eder ve her zaman bizim ona biçtiğimiz şekle sığmaz.
Peki neden kusursuzluğu ararız?
Daha güzel olduğu için mi…
yoksa daha güvenli olduğu için mi?
Zihnimizdeki o heykel bizi reddetmez, kontrolümüzden taşmaz.
Bazen karşımızdaki insanı değil, onun için zihnimizde yonttuğumuz heykeli seviyoruz.
Ve belki birini gerçekten sevmek…
o heykelin kırılmasına izin verdiğimiz anda başlıyor.
Kusursuzluk bir arzu mu, yoksa bir kaçış mı? Pygmalion’un fildişinden yonttuğu o kusursuz heykel, aslında yüzyıllardır değişmeyen bir insan trajedisini anlatıyor. Gerçek olanın kusurlarından, kırılganlığından ve öngörülemezliğinden kaçıp zihnimizdeki o "ideal" sığınaklara saklanıyoruz.Çünkü gerçek bir insan bizi hayal kırıklığına uğratabilir, değişebilir ve en önemlisi; bizim ona biçtiğimiz kalıplara sığmayı reddedebilir. Zihnimizdeki o heykeller ise güvenlidir; bizi reddetmezler, kontrolümüzden taşmazlar.Belki de birini gerçekten görmeye ve sevmeye başlamak, zihnimizde onun için yonttuğumuz o kusursuz heykelin kırılmasına izin verdiğimiz an başlıyor. Kusurlarıyla, itirazlarıyla ve tüm gerçekliğiyle...Peki ya sen? Hayatındaki insanları gerçekten oldukları gibi mi seviyorsun, yoksa zihninde onlar için yonttuğun o kusursuz heykelleri mi?

Paylaş:
3 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (1)

5.0

100% (1)

Pygmalion ve galatea Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Pygmalion ve galatea yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Pygmalion ve Galatea yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Karahindiba2
Karahindiba2, @karahindiba2
19.8.2026 17:33:20
5 puan verdi
Kaleminize sağlık. İnsanın o güvenli, kusursuz sığınağı ararken aslında gerçek olanın öngörülemezliğinden kaçışını çok zarif özetlemişsiniz.

Bu hikâye bana edebiyattaki en güçlü Pygmalion izdüşümlerinden birini, Marcel Proust’un Swann’ların Zamanı romanındaki Charles Swann ve Odette aşkını hatırlatıyor. Edebi terminolojide bu duruma tam anlamıyla bir 'Pygmalion varyantı' diyebiliriz sanırım. Swann da gerçek Odette’i değil, zihninde onu benzettiği bir Botticelli tablosunu, yani bir nevi kendi yonttuğu o estetik heykeli sevmişti. Kitaptaki tabloyu kendi yapmamıştı tabii ama o tablo, Swann'ın zihnindeki kusursuzluk fikrinin bir tezahürüydü.

Konuyu dağıtmadan (ki dağıldı aslında neyse:) hikâyeye dönecek olursak, dediğiniz gibi; birini gerçekten sevmek o fildişi heykellerin yıkılmasıyla başlıyor. Bana kalırsa ironik bir şekilde, insanı gerçekten sevme sebebimiz onun kusursuzluğu değil, tam aksine o kusurları, kırılganlıkları ve o pürüzlerin yarattığı benzersiz gerçekliktir. Heykel kırıldığında geriye kalan o insani kusurlar, aşkı asıl var eden şeydir.

Belki de felsefi bağlamda, bu kusurların aşkın sadece özü değil; onu soyuttan somuta geçiren, aşkı aşk yapan tözü olduğunu söyleyebiliriz... Tabii bu tamamen benim felsefi sallamam da olabilir, emin değilim :)
Bu güzel sorgulama için teşekkür ederim.
Paylaş
YAZI KÜNYE
Tarih:
19.8.2026 16:15:32
Beğeni:
3
Okunma:
35
Yorum:
1
BEĞENENLER
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL