0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
52
Okunma
Dev bir kelebekti, ayaklarının altında ezilirdi dinozorlar. Dev bir güldü, incecik dikenleriyle sarılmış dev dikenlerinin üzerinde açardı. Ne kelebeğe ne güle yaklaşamazdı hiç bir şey. Devler kendi arasında savaşırdı, kelebek kelebekle, gül gülle. Kadim bir hayalin kimsesiz savaşçılarıydılar. Evren kainat alem de bıkmıştı bu savaştan. Ahtapot gibi zihinlerde örümcek gibi fikirler dev çekirgeye yem olurdu. Ne zamanlardı o zamanlar.
Neylersin Dünyevi... Neyleyem, tuttum ahtapotun bir kolundan gözünü çıkaracağım örümceklerin, çekirgenin keseceğim kanadını.
Gücün yeter mi Dünyevi, dediklerini yapmaya...
Yetmez elbet de koca timsahı ikiye böldü dev kelebeğin bir ayağı, bir ejderhayı parçaladı attı gülün incecik dikeni...
Dersin ki rüzgar esti, savurdu kumu, kumlardan oluştu koca koca devler, güzeller savaşır oldu birbiriyle..
Öyle mi derim Yinsani, bilmem de, bekle hele şu ejderhanın parçalanmış bedenini kaldırayım meydandan, kaldırayım timsahların parçalanmış hallerini göz önünden...
Ne dersin Dünyevi, bir şey anlayamıyorum...
Anlayan sormaz, soran anlamaz, ne çok soru soruyorsun Yinsani..
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.