İnsan yaratılıştan iyidir. kötülüğe yönelişi, dış etkilerdendir. lu wang
TİLHABEŞLİ FİLOZOF
TİLHABEŞLİ FİLOZOF

Vazgeçilmezlik Putu

Yorum

Vazgeçilmezlik Putu

0

Yorum

2

Beğeni

0,0

Puan

138

Okunma

Vazgeçilmezlik Putu

Vazgeçilmezlik Putu

Tarih boyunca insanların karşısına yalnızca farklı isimler çıkmıştır; fakat iktidarın dili, gücün psikolojisi ve toplumları yönetme biçimleri çoğu zaman birbirine şaşırtıcı derecede benzemiştir. İnsanlık tarihi incelendiğinde, bazı yöneticilerin kendilerini yalnızca bir idareci olarak değil, toplumun kaderiyle özdeşleşmiş vazgeçilmez bir unsur olarak gördükleri dikkat çeker. Bu anlayışın en çarpıcı örneklerinden biri Kur’an’da anlatılan Firavun’dur. Firavun’un yalnızca zulmü değil, aynı zamanda toplumla kurduğu ilişki biçimi de dikkat çekicidir. O, insanlara yalnızca güç kullanarak hükmetmemiştir. Aynı zamanda onların düşünme biçimlerini şekillendirmeye çalışmıştır.

Kur’an’da Firavun’un, “Size ancak doğru gördüğümü gösteriyorum ve sizi ancak doğru yola götürüyorum” anlamına gelen sözleri aktarılır. Bu ifade ilk bakışta sıradan bir siyasi söylem gibi görünebilir. Ancak derinlemesine incelendiğinde son derece önemli bir zihniyeti ortaya koyar. Burada bir yöneticinin kendisini hakikatin tek temsilcisi olarak görmesi söz konusudur. Başka görüşlerin, başka ihtimallerin veya farklı yolların varlığını kabul etmeyen bir anlayış...

Bugün dünyanın farklı ülkelerinde ve farklı siyasi sistemlerinde benzer söylemlerle karşılaşmak mümkündür. “Biz gidersek ülke biter”, “Biz olmazsak kaos çıkar”, “Biz olmazsak her şey daha kötü olur”, “Alternatif yok” gibi ifadeler modern siyasetin en yaygın cümleleri arasındadır. Elbette her siyasi hareket kendisini başarılı göstermek ister. Ancak mesele burada bitmez. Sorun, bir yönetimin kendisini eleştirilebilir bir yapı olmaktan çıkarıp toplumun kaderiyle özdeşleştirmeye başlamasıdır.

Çünkü sağlıklı toplumlarda devlet ile iktidar aynı şey değildir. Ülke ile hükümet aynı şey değildir. Millet ile siyasi parti aynı şey değildir. Fakat bazı dönemlerde bu ayrımlar bilinçli veya bilinçsiz biçimde ortadan kaldırılır. Böylece iktidarın karşısında olmak ülkenin karşısında olmak gibi sunulmaya başlanır. İşte bu noktada demokratik düşünce zayıflamaya başlar.

Firavun’un mantığı ile modern dünyadaki bazı siyasi yaklaşımlar arasındaki benzerlik tam burada ortaya çıkar. Elbette bugün kendisini Firavun ilan eden kimse yoktur. Ancak mesele isimler değildir. Mesele zihniyettir. Kendini vazgeçilmez görmek, toplumu sürekli korkular üzerinden yönetmek ve insanlara başka seçenek olmadığı fikrini aşılamak, tarihin farklı dönemlerinde farklı biçimlerde ortaya çıkan ortak bir davranış kalıbıdır.

Bu tür anlayışlar genellikle korku üretir. Çünkü korku yönetimin en güçlü araçlarından biridir. İnsan umutla hareket ettiğinde seçenek arar. Fakat korkuyla hareket ettiğinde mevcut duruma razı olmaya başlar. Bir toplum sürekli olarak “daha kötüsü gelir”, “her şey dağılır”, “ülke kaosa sürüklenir” söylemleriyle karşı karşıya bırakılırsa zamanla alternatif düşünme yeteneğini kaybedebilir.

Sosyolojik açıdan bakıldığında bu durum toplumsal özgüveni de zedeler. Çünkü millet kendisini güçlü ve üretken bir özne olarak görmek yerine kurtarıcı bekleyen bir kitleye dönüşmeye başlar. Oysa güçlü toplumlar liderlerden önce kurumlara güvenir. Hukuka güvenir. Adalete güvenir. Eğitim sistemine güvenir. Toplumsal ahlaka güvenir. Eğer bir ülkenin geleceği yalnızca bir kişinin veya dar bir kadronun varlığına bağlanmışsa, orada yapısal bir zayıflık oluşmuş demektir.

Bir başka önemli nokta da eleştiri meselesidir. Firavun’un çevresinde ona gerçeği söyleyebilecek insanlar kalmamıştı. Çünkü korku ve çıkar ilişkileri hakikatin önüne geçmişti. Tarih boyunca birçok yönetim bu sebeple hata yapmıştır. İnsan yalnızca düşmanlarının sustuğu zaman değil, dostlarının da susmaya başladığı zaman tehlikeye girer.

Bugün de benzer bir durum görülebilmektedir. Bir yönetim ne kadar uzun süre iktidarda kalırsa çevresinde gerçekleri söyleyen insanların sayısı azalabilir. Çünkü insanlar eleştirmek yerine hoş görünmeyi tercih etmeye başlayabilirler. Böylece yönetim giderek kendi oluşturduğu yankı odasında yaşamaya başlar. Her şey yolunda sanılır ama toplumun derinliklerinde farklı duygular birikmeye devam eder.

Toplumsal psikoloji açısından bunun sonucu yorgunluk ve umutsuzluktur. İnsanlar uzun süre aynı vaatleri duyup farklı sonuçlarla karşılaşınca güven kaybı yaşamaya başlarlar. Güven kaybı ise yalnızca siyaseti değil, ekonomiyi, aile yapısını, sosyal ilişkileri ve gelecek algısını da etkiler.

Bir toplumun en büyük sermayesi para değildir. Güvendir. İnsanlar yarına güveniyorsa yatırım yapar. Çocuk sahibi olur. Eğitim planı kurar. Hayal kurar. Ancak gelecek belirsizleştiğinde insanlar yalnızca günü kurtarmaya çalışırlar. Böylece toplumsal enerji üretken alanlardan savunma alanlarına kayar.

Burada önemli olan nokta şudur: Bir yönetimin başarılı veya başarısız olması ayrı bir tartışmadır. Asıl mesele, toplumun bir noktadan sonra kendisine “Başka yol mümkün mü?” sorusunu soramaz hale gelmesidir. Çünkü sağlıklı toplumlar seçenek üretebilen toplumlardır. Farklı fikirlerin konuşulabildiği, eleştirinin ihanet sayılmadığı, alternatiflerin düşmanlaştırılmadığı toplumlar daha güçlü hale gelir.

Firavun’un en büyük başarısı insanları yalnızca yönetmek değildi; onların düşünme biçimlerini kontrol etmeye çalışmasıydı. Modern çağın en büyük mücadelelerinden biri de budur. İnsanların ne düşüneceğinden çok, nasıl düşüneceği meselesi...

Bu nedenle “Ben olmazsam her şey daha kötü olur” söylemi yalnızca siyasi bir cümle değildir. Aynı zamanda toplumsal bir psikolojidir. İnsanları korku ekseninde tutan, alternatifleri görünmez hale getiren ve mevcut düzeni vazgeçilmez göstermeye çalışan bir zihniyet biçimidir.

Oysa tarih bize başka bir şey öğretmektedir. Ne Firavunlar kalmıştır ne sarayları. Ne imparatorluklar kalmıştır ne kudretleri. İnsanlık yoluna devam etmiştir. Toplumlar değişmiş, yönetimler değişmiş, sistemler değişmiş fakat hayat devam etmiştir.

Bu yüzden bir toplumun geleceği herhangi bir kişinin veya grubun vazgeçilmezliğine değil; adaletine, ahlakına, liyakatine, hukukuna ve ortak aklına dayanmalıdır. Çünkü kişiler geçicidir. Kurumlar kalıcıdır. Liderler fanidir. Millet bakidir.

Ve belki de insanlığın tarih boyunca tekrar tekrar öğrenmek zorunda kaldığı en büyük ders budur: Kendisini vazgeçilmez gören her güç, aslında kendi zayıflığını gizlemeye çalışmaktadır. Çünkü hakikaten güçlü olanlar, toplumun kendi ayakları üzerinde durabilmesini isterler. Korkuyla değil güvenle yönetmeye çalışırlar. Kendilerine değil ilkelere bağlılık üretirler.

Tarih değişir, isimler değişir, sloganlar değişir; fakat hakikat değişmez. Bir toplumun gerçek gücü, onu yönetenlerin vazgeçilmezliği değil, adalet ve hakikat karşısında herkesin hesap verebilir olmasıdır.
Erol Kekeç/31.05.2026/Sancaktepe/İST

Paylaş:
2 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Vazgeçilmezlik putu Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Vazgeçilmezlik putu yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Vazgeçilmezlik Putu yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL