0
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
92
Okunma

1
Bir afişim, uzunca.
Rüzgar nereye esse, o yana savruluyorum. Üst satırlarım puntoları kalınca bildirilerle doldurulmuş. Aşağılara doğru inceliyor yazılar.. Sert bir rüzgarla savruluyorum. Yükseliyor, yükseliyorum. Yükseldikçe, kalınca yazılarımın olduğu kısımlarım beş yaşında bir çocuk. Yükseldikçe masumiyet.
2
Bir ağacın dallarındayım ve yürüyemediğim için dalın üstünden emekleyerek ilerliyorum.
Bir şey ittiriyorum. Önüm sıra iki bebek…
İttirirken gözlerimi ayıramıyorum ikisinden.
3
Göz göze geliyorum beni ittiren beş yaşında çocukla. Şaşkın. Bakıyor ama bakarken durmuyor, ittiriyor. Gülümsüyor. Dalın üzerinde nereye gidiyoruz biliyorum.
4
Bakışlarım tekrar iki bebeğe dönüyor. Birinin kardeşim olmadığını yeni öğrendim. Hayalkırıklığı. İttiriyorum.
Yuvarlamak denebilirdi ama hayı, ittiriyorum.
5
Ensesinden saçına bakıyorum emekleyerek önüne iki bebeği katıp ittiren çocuğun. Kumral, dalgalı saçlarına. O kadar meşgul ki bebeklerle, görmüyor beni. Beni görmemeli de sanki.
Ağaç, çocuk, iki bebek, yemyeşil ağaçlarla sarılı kocaman bir bahçe.
Bahçenin bir yanında uzunca korkuluklu bir kapı. Gözüm neden bilmem aynı anda orayı da kesiyor.
Çocuk bebekleri ittire ittire, dalın ucundaki yuvaya sokmayı başardı. Güvendeler.
Onlara gülümsüyor. Seviyor, belli. Parmağıyla dokunuyor öndeki bebeğe.
Gözüm bahçede.
Korkuyorum. Tek görevim gözlemlemek. Elimden bir şey gelebiliyor mu hatırlamıyorum. Bir görevim var mı, emin değilim. Gözlemliyorum.
Bahçe kapısı aralanıyor. Bir adam; fötr şapkalı, siyah pardesülü, elinde evrak çantasına benzer siyah bir çanta…
Bahçe kapısından içeri giriyor. Hiç tekin değil. Huzursuzluk duyuyorum.
Zararlı. Tehlikeli.
Çocukları görmesin diye içimden dua ediyorum.
6
Başımı kaldırıp sağa sola bakıyorum. Yeşil ağaçlardan başka bir şey yok burada. Bir de sonunun olup olmadığını bilmediğim kavşağı olan bir yol. Sol elimdeki çantayı sağ elime alıyorum. Ağır. Avuç içimde ter hissediyorum. Arabayla mı geldim buraya yoksa yürüyerek mi bilmiyorum. Birini arıyorum ama kimi aradığımı hatırlamıyorum. Bir suç işlendi. Bir suçlu mu aradığım, hatırlamıyorum.
Dalların üzerinde bir kıpırtı var ama bakmamam gerektiğini hissediyorum. Bakmıyorum. Tedirginlik yukarıdan aşağı üzerime dökülüyor. Bana ait değil. Ama hissediyorum.
Bahçe, yeşil, ağaçlar, demir korkuluklu kapı, başımı güneşten koruyan şapkam, kavşak, yol… sonu görünmüyor yolun, silik. Görünmemeli belki de. Ağaçların arasından hala karartılar beliriyor. Hayır, bakmıyorum. Yakalanmaması, görünmemesi gereken şeyler olduklarını biliyorum. Daha çok hissediyorum.
Çanta oldukça ağır. İçi evraklarla dolu. Kimin evrakları hatırlamıyorum. Neyle ilgili, hatırlamıyorum.
Durdum. Nereye gideceğimi hatırlamıyorum. Bakıyorum. Yeşilin içinden yeşil doğuyor. Yukarıdan aşağı huzursuzluk, korku dökülüyor. Durdum. İlerlemiyorum. Çok sıcak.
Ağaçlar bahçeyi güneşten koruyor. Beni de. Ama benim şapkam var.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.