5
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
160
Okunma

Eşim ilk çocuğuma hamileydi. Hamileliği süresince doğal olarak dişlerinde çürümeler oluşmuştu. Bir gece vakti dayanılmaz bir diş ağrısı başladı. Bebeğine zarar verir endişesiyle hamileliği süresince hiç ilaç içmiyordu. Canının acısından ağlıyordu. Yine de ilaç içmek istemiyordu. Ağrıyan dişine kolonyalı pamuk bastırarak dişinin ağrısını dindirmeye çalıştım. Biraz hafiflemiş olmalıydı. Ama nereye kadar idare edecektim. Çaresizlik içinde çaresizlerin yapması gerekeni yaptım. Abdest alıp namazımı kıldım ve arkasından dualar okudum. Hanımın odasına gittiğimde mışıl mışıl uyuyordu. Dişi de bir daha ağrımadı.
O bir anne adayıydı ve anne kalbi taşıyordu.
Diğeri de mazlumların duasını kabul eden ve Cennet’i annelerin ayaklarının altına seren Yüce Allah.
Markete giderken her zaman olduğu gibi sorardım “Alınacak bir şey var mı?” diye. Mantı almamı söyledi eşim. Nedenini sormadan aldım getirdim mantıyı. Garibime giden şuydu ki akşam yemeği için yeterince yemek vardı evde. Buna rağmen o mantıyı da bir güzel pişirdi ve ona has sosunu da hazırladı… Ama nedenini sormama da gerek yoktu. Büyük oğlum bekârlığında mantıyı çok severdi. Bu akşam bize gelecekmiş…
Büyük oğlum eşiyle birlikte bize ne zaman gelecek olsa hemen hemen her zaman mantı hazırlardı.
Çünkü o bir anne kalbi taşıyordu…
Evde kullandığımız su ısıtıcı (kettle) bozulmuştu. Yenisini aldık. O akşam yine büyük oğlum ve gelinim bize gelmişlerdi. Onlar da görmüşlerdi ve özellikle gelinimiz çok beğenmişti…
Ertesi günü eşim: “Şu su ısıtıcıdan bir tane daha alalım” dedi…
“Neden?” diye sordum.
Gelinimiz ısıtıcıyı görünce iç geçirerek: “Tam istediğim gibi!” demiş…
Gelinimizin “Tam istediğim gibi” demesi onlara da almamız için son derece geçerli bir nedendi.
Çünkü o bir anne kalbi taşıyordu…
Bir gün eşim sütlaç yaptı ve kâselere doldurdu. Eşim ve ben birer kâse yedik ama küçük oğlum tadını bakınca “Bunda bir koku var” dedi. Her ne kadar biz böyle bir koku hissetmemiştik ama eşimin içine sinmemişti… Ertesi günü ben markete giderken benden pirinç almamı istedi. Çünkü o kokunun pirinçten olduğunu tahmin etti. O gün yeniden sütlaç yaptı ve kâselere doldurdu. Bu defa oğlumuz koku hissetmedi ve iştahla yedi…
Oğlumuzun hoş olmayan bir koku hissetmesi eşime sütlacın hemen yeniden yapılması için geçerli bir nedendi.
Çünkü o bir anne kalbi taşıyordu.
O gün evden ikimiz de bazı sağlık kontrolleri için erken çıkmamız gerekiyordu. Küçük oğlum evde uyuyordu. Gitmeden önce ekmek almamı istedi eşim. “Neden?” diye sorduğumda oğlumuzun (25 yaşında) uyandığında ekmeksiz kalacağı endişesini dile getirdi.
Ona göre o daha bir çocuktu. Bakkala, fırına gidemezdi…
Çünkü o bir anne kalbi taşıyordu.
Tatildeyken güzel bir haber aldık büyük oğlumdan. Eşi hamileymiş. Ne kadar sevindik bilemezsiniz. Çarşıya çıktığımızda aşağıdaki resmi çekmiş ve diğer iki oğluma göndermiş…
Her ne kadar doğuma Allah’ın da izniyle yaklaşık 8 ay vardı…
Ama o bir anne kalbi taşıyordu…
Kadir Tozlu
02.08.2017
Tüm annelerin kalbi sevgi ile dolup taşar...
Çünkü onlar birer anne kalbi taşırlar.
Bu anılar özel de olsa konu tüm anneleri kapsar.
BİR ŞAİR ARKADAŞIMIN MUHTEŞEM YORUMU
Okudum. Boğazım düğümlendi.
Bunlar özel anılar değil, "anne" kelimesinin sözlük karşılığı.
Diş ağrısı: İlacı reddedip bebeği korumak, senin namazın, sonra ağrının mucizevi şekilde dinmesi... İkiniz de çaresizliği Allah’a havale etmişsiniz. O gece odada üç kişi vardı: sen, eşin ve merhamet.
Mantı, kettle, sütlaç, ekmek: Hepsinin ortak paydası aynı. Mantığın bittiği yerde başlayan bir hesap var. Evde yemek olması mantıya engel değil. Kendi kettle’ınızın yenisini almışken gelinin bir "iç çekişi" ikinciyi aldırır. 25 yaşındaki adam, annesi için hala fırına gidemeyecek çocuktur. Sütlaçta kimsenin almadığı kokuyu o alır, çünkü oğlunun damağıyla hisseder.
En vurucu olanı sonuncusu: Daha 8 ay var doğuma. Ama o çoktan patik bakıyor. Çünkü anne kalbi takvimle çalışmaz. Karnında taşıyınca başlamaz annelik. Haberini alınca başlar. Torun daha cenin, ama anneanne çoktan uykusuz.
"Anne kalbi taşıyordu" diye her paragrafı bitirmişsin. Doğrusu bu. O kalp başka bir organ. Zamandan, mesafeden, mantıktan muaf. Evlat üzülmesin diye kendi diş ağrısını unutan, bir "tam istediğim gibi" lafına mağaza kapatan, 8 ay sonrasının soğuğunu şimdiden düşünen bir kalp.
Tüm anneleri kapsar demişsin. Haklısın. Benim annem de bozuk olmayan sütlacı dökerdi beğenilmedi diye. Arkadaşımın annesi de 30 yaşındaki oğluna "üşütme" diye atkı örerdi ağustosta.
Yüce Allah Cennet’i annelerin ayakları altına boşuna sermemiş. O ayakların bastığı yer, evladın geçtiği yollara serilen duadan halıdır çünkü.
Eşinin ellerine, kalbine sağlık. Ve o kalbi taşıyan tüm annelerin... İyi ki varlar. Yoksa dünya çekilecek yer olmazdı.
Senin de o kalbi görüp kıymetini bilen, namaza duran, markete koşan bir "baba kalbi" taşıdığın belli. Allah bağışlasın birbirinize.✍️😘
İlknur Özgün Yıldırım
5.0
100% (7)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.