1
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
167
Okunma
Hayata hepimiz kendi penceremizden bakıyoruz. Bazen o pencerenin çerçevesi o kadar dar oluyor ki, dışarıdaki koca dünyayı sadece kendi gördüğümüzden ibaret sanıyoruz. "
Tek bir doğru var" diyoruz ve o doğrunun dışındakileri ötekileştirerek bölünüyoruz. Oysa hayat, biz fark etsek de etmesek de bizi görünmez ama kopmaz iplerle birbirine bağlıyor.
Düşünsenize; dünya görüşü bambaşka olan "açık" bir doktor kadın, bir evladın dünyaya ilk nefesini üflemesine vesile oluyor.
Zamanın durduğu o son noktada ise, "kapalı" bir gassal kadın geliyor ve o doktoru sessizce, dualarla son yolculuğuna hazırlıyor.
Biri hayatın kapısını açıyor, diğeri ebediyetin kapısını...
Doğarken de ölürken de aslında birbirimizin ellerine, merhametine ve bilgisine emanetiz.
Aslında birbirimizden öğreneceğimiz ne çok konu, birbirimize katacağımız ne çok renk var. Başkasının doğrusu bizim yanlışımız değil, sadece bizim bilmediğimiz bir yol olabilir.
Biz paylaştıkça, dinledikçe ve o dar pencerelerimizden dışarı başımızı uzattıkça büyüyeceğiz.
Birimizin bilgisi diğerinin eksiğini kapatıyor; birimizin cesareti diğerinin korkusuna derman oluyor.
Hayatın bu en yalın, en maskesiz anlarında ne ideolojiler kalıyor ne de dış görünüşler. Sadece "insan" kalıyor.
Birbirimize bu kadar muhtaçken ve öğrenecek bunca yolumuz varken, neden tek bir pencerenin darlığında hapsolalım? Doğrularımız farklı olabilir ama acımız, sevincimiz ve en sonunda varacağımız durak aynı.
Belki de artık hayata tek bir pencereden bakmayı bırakıp, kapıları sonuna kadar açmanın vaktidir.
Çünkü biz, farklılıklarımızı bir kenara bıraktığımızda değil; o farklılıklardan birbirimize köprü kurduğumuzda gerçekten bir bütün olacağız.
24 04 2026
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.