0
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
92
Okunma
Görünmeyen Kırıklar Üzerine
Sevgili Babam,
Önce şunu söyleyeyim: bu mektubu sana göndermeyeceğim. Çünkü biliyorum, okurken utanırsın, belki de ağlarsın. “Ne gereği vardı?” dersin. Ama yazmazsam içim yanar. Çünkü son zamanlarda fark ettim ki, sana farkında olmadan yaptığım şeyler var. Küçük şeyler. Saniyelik şeyler. Ama biriktikçe dağ olan şeyler.
Ses tonumu yükselttiğim anlar var baba. Bilmiyorum farkında mısın? Ben tartıştığımı sanıyordum, aslında kalbini kırıyormuşum. O an aklımdan “Güçlü olmak için sert olmalıyım” geçiyordu. Oysa güçlü olmak, sesini yükseltmek değil, doğruyu yumuşak söyleyebilmekmiş. Bunu şimdi anlıyorum.
“Sen anlamazsın” dediğim o günler… Keşke hiç söylemeseydim. Hayatı benden önce yaşadın sen. Benden çok düştün, benden çok kalktın. Nasıl olur da “anlamazsın” derim sana? O cümlenin altında “Eskiler bir şey bilmez” gibi bir inanç varmış meğer. Ne kadar yanlış. Bilgisi eskimiş olabilir ama bilgeliği asla.
Aramadığım, sormadığım günler… Sen hiç söylemedin. “Neden aramıyorsun?” demedin. Ama beklediğini biliyorum. Her çalan telefonda belki “acaba o mu?” diye düşündüğünü… Aramamak, sana “önemli değilsin” demekmiş. Oysa sen her şeydin.
Emeğini sıradan gördüğüm anlar… “Zaten göreviydi” diye geçiştirdiğim her sabah erken kalkışın, her geç saatte eve gelişin, her yorgun düşüşün… Bunların hiçbiri “normal” değildi baba. Her biri bir fedakârlıktı. Görevin değil, seçimindi. Sen seçtin, ben anlamadım.
Küçümseyen tavırlarım… Bir bakış, bir omuz silkiş, bir “ah, tamam” deyiş… Bunların bir cümleden daha ağır olduğunu şimdi biliyorum. Ve en ağırı da evladından gelmesi. Özür dilerim. Her küçümseyişim için.
Sorumluluk almadığım günler… “Birileri halleder” diye düşündüğüm her şey, aslında senin üzerine kaldı. Hâlâ yük olmak istemezsin ama ben yük olmaya devam ederim. Sorumluluk almadıkça, sen tükenirsin. Bunu anladım.
Ve en büyüğü: hep var sandığım günler… Seni güçlü, yıkılmaz, sonsuz ömürlü sandım. Hiç aklıma getirmedim ki bir gün… Bir gün sesin çıkmayabilir, ellerin tutmayabilir. Bu düşünce bile içimi dağlıyor. En büyük hatam bu işte: seni hep var saymak. Oysa sen de insansın. Yorulursun, hastalanırsın, bir gün… Hayır, düşünmek bile istemiyorum.
Baba, şimdi soruyorum kendime, belki sen de soruyorsundur: Sen en son ne zaman babana gerçekten değer verdiğini hissettirdin?
Cevap veremiyorum. Çünkü çok uzun zaman oldu. Belki hiç olmadı. Hep “bilir zaten” dedim. Ama bilmek yetmezmiş. Hissettirmek varmış.
Bugün hissettirmek istiyorum. Bu mektupla olmaz belki. Ama bir kahvaltıyla olur. Bir “nasılsın?”la, bir sarılmayla, bir “affet beni”yle. Küçük şeyler baba. Ama senin için büyük şeyler.
Babalar görünmez yaralar taşır. En derinleri de evladından gelir. Ben seninkileri sarmak istiyorum. Geç kalmış olabilirim, ama yine de…
Elini tutmak istiyorum. Sımsıkı.
Sevgisi hep geç kalan evladın.
Not: hepsini değil belki ama bir kısmını yapan tüm çocuklar adına bir özeleştiri gibi kaleme almaya çalıştım umarım yitik yüreklere dokunur...
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.