0
Yorum
4
Beğeni
0,0
Puan
162
Okunma

Yedinci Bölüm: Halecik (son)
DNA testinin sonucu bekledikleri gibi pozitif çıkmıştı. Artık Şirin’in Barışın kızı olduğu kesinlik kazanmıştı. Ama cevabından emin olmadıkları bir soru vardı. Barış bunu biliyor muydu? Ama Barış’ın davranışları gerçeği bildiği kanısını uyandırıyordu. Konuyu Barış açmazsa onlar da açmamaya karar verdiler. Özellikle Şirin’e bunu duyurmayacaklardı.
Bazen de görüntülü görüşme yapıyorlardı. Bu görüşmelerde Şirin’in sözleri barışın duygudan gözlerini yaşartıyordu.
“Şefkatinin sıcaklığını ellerinden değilse de bakışlarından hissediyorum amcacığım. Ama lütfen ağlama amcacığım. Kıyamam bir damlacık gözyaşına.”
Günler, aylar, yıllar böyle geçiyordu.
Şirin her başarısını amcasına yazıyordu.
Bir gün ilkokul, bir gün orta, bir gün lise mezuniyeti haberi.
Bir gün Üniversiteye giriş.
Ve bir gün mezuniyet haberi.
Gözleri yaşarıyordu Barış’ın…
Ve bir gün Şirin’in nişan haberi…
Diğer bir gün evlilik haberi…
Aile içinde basit bir törenle yapacaklardı evliliği.
Yine de Barış’ı aradı Bahadır ve “İstersen sen de gel amcası,” dedi. “Sen de ailedensin.”
“Kim bilir ne kadar yakışacak Şirin’e gelinlik!” dedi Barış. “Sağ olun, ama bana görüntüleri gönderseniz benim için yeterli.”
Bunlar hep Barış’ı mutlu eden haberlerdi.
Ama bir gün bir mutlu bir de üzücü haber almıştı…
Şirincik bebek bekliyordu…
Ve Elif ağır bir hastalığa yakalanmıştı…
Barış bu defa ne yapacağını bilemedi.
Bir yandan Şirin’i, o ismi gibi kendisi de şirin olan o tatlı kızını hamile olarak düşünüyor… Mutluluk gözyaşı döküyordu.
Bir yandan Elif’i hasta yatağında düşünüyor, ona üzülüyordu.
Bir yandan da Hale’nin hasta olduğu günleri anımsıyor, acıları birbirine karışıyordu…
Aylar geçti, Şirin’in karnı büyüdü. Artık cinsiyetini öğrenme zamanı gelmişti.
Önce yoğun bakımdaki annesini ziyaret etti.
“Cinsiyetini öğrenmeye gidiyorum anneciğim” dedi. “Ona göre isim düşüneceğiz.”
"Torunuma en güzel ismi vereceğinizden eminim” dedi Elif.
“Cinsiyetini öğrendikten sonra ilk sana gelip söyleyeceğiz anneciğim” dedi Şirin.
Mutlu bir tebessüme rağmen gözleri yaşardı Elif’in.
Şirin annesinin yanağından öperek yanından ayrıldı.
Elif yalnız kalınca dün gece gördüğü rüya geldi gözlerinin önüne.
Beyaz bulutların arasından sesleniyordu Hale.
“Üzülme bacım,” diyordu. “Kızımız artık emin ellerde. Sen ona çok iyi annelik yaptın.”
Sonra kayboluyordu.
Sonra pembe bulutlar arasında tekrar görünüyordu.
“Senin bir suçun yok bacım, bebekleri karıştırmışlar” diyor, sonra yine kayboluyordu.
Sonra mavi bulutlar arasından tekrar görünüyor.
“Benim hakkım helaldir bacım. Sen de helal et lütfen.” diyor, yine kayboluyordu.
Elif, ağlayarak: “Helal olsun bacım” dedi. “Rabbime şükürler olsun, iki günlük karşılaşmamızla bana dünyaları bağışladın.”
Şirin sevinçle içeri girdi.
“Anneciğim,” dedi, “Çok mutluyum, bir kızımız olacak.”
Şirin sevinçten fark etmemişti ama annesinin durumu ağırlaşmaya başlamıştı.
Kızımızın ismini… derken Elif’in ağzından “Hale…” dediğini duydu.
Aslında eşiyle birlikte kararlaştırdıkları ismi söyleyecekti.
Elif daha fazla konuşamadı…
Şirin onun durumunun ağırlaştığını fark etti ve hemşireye koştu.
Hemşire geldi ve onu yoğun bakıma götürürken…
“Ne güzel bir isim Hale!” dedi Elif. “Tabi ki onu koyacağız!” dedi ve hüngür hüngür ağlamaya başladı. Eşi onu teselli etmek için çaba harcıyordu…
Cenaze çok dramatik geçti.
Şirin hamile olduğu için düşük yapabileceği endişesi geçirdi sevdikleri.
Barış da cenazede bulundu.
Bahadır’ın hep yanında bulundu…
Hep onu teselli etmeye çalıştı.
“İnan ki kardeşim, senin kadar ben de üzülüyorum.” dedi.
“Sen can yoldaşın eşini kaybettin ama” dedi Barış. “Ben de çok sevdiğim bir bacımı kaybettim."
Gerçekten kendi cenazeleriymiş gibi her aşamasında onların yanında bulundu…
Şirin, Barış amcasını ziyaret etmekte kararlıydı.
Eşi işleri nedeniyle gidemeyeceğinden onu yalnız göndermeye karar verdi.
Kucağında 6 aylık bebeğiyle onu uçağa bindirdi…
Akşam uçağıyla da kendisi gelecekti.
Barış hava alanında onu bekliyordu.
Karşılaşmaları çok dramatik oldu.
Kucağındaki çocukla amcasına sarılamadı.
Ama amcası onları kollarıyla sardı ve sıcaklığını hissettirdi.
Takside giderlerken: “Bu küçük anneye sorma fırsatım olmadı” dedi Barış. “Bu küçük hanımın ismi nedir?”
“Hale” dedi Elif.
Barış’ın kalbi sanki yerinden fırlayacaktı. Ona belli etmemeye çalışarak:
“Hale mi, ne kadar güzel bir isim!” dedi. “Bir yakınınızın ismi mi?”
“Beimn doğduğum hastanede annemin oda arkadaşının ismiymiş” dedi Elif. “O kadının çocuğu ölü doğmuş. Annem ona çok üzülüyordu. Çocuğu kucağına vermiş. Kadın çok duygulanmış.” dedi.
Barış, duyduklarına inanamıyordu.
"Ne kadar da asil bir kadınmış benim Elif bacım” diye düşündü.
Eve vardıklarında şu duygusal sohbet geçti aralarında.
“Amcacığım,” dedi Şirin, “sizin sevginizin, şefkatinizin sıcaklığını her zaman hissettim. Size bir baba gibi sarılmak geçti içimden.”
“Eee… Neden sarılmadın?” dedi Barış.
“Annem ve babam üzülürler diye endişe ettim,” dedi. “Şimdi sarılabilir miyim?”
“Tabi ki kızım,” dedi Barış…
Baba-kız… diyecekti sanki gönül…
Ama hayır…
Amca-kız şefkatle sarıldılar…
Amcasının şefkatinin sıcaklığını doya doya hissetti Şirin.
Barış Elif’e dönerek: “Eşin olacak kişi seni neden böyle yalnız gönderdi?” diye sordu.
"Gün içinde önemli işi varmış” dedi Elif. “Ama akşam uçağıyla o da gelecek. Hayrola, neden sordun? Bana güvenmiyor musun?”
“Sana güveniyorum da,” dedi Barış. “dünyanın yüz bin türlü hali var.”.
“Ama amca,” dedi Şirin gülümseyerek, “sen de biliyorsun ki, Kadir Baba’nın yazdığı öykülerde kötü insanlara yer yoktur.”
(Bitti)
Kadir Tozlu
09.04.2026
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.