Gençlikte sevmek için yaşarız, yaş ilerledikçe yaşamayı severiz. saint euremond
Suat Zobu
Suat Zobu
VİP ÜYE

Ezo Gelin

Yorum

Ezo Gelin

( 18 kişi )

19

Yorum

32

Beğeni

5,0

Puan

500

Okunma

Okuduğunuz yazı 17.3.2026 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.

Ezo Gelin

LÜTFEN SESLİ DİNLEYİN
---------------------------
Ezo Gelin yalnızca bir çorba adı mı..?
Değil.
Ezo Gelin gerçekten yaşamış biri. Türk kadınının, Türk insanının hüzünlü bir gerçeği. İçinde gurbet, ayrılık, hasret, çile, gelenekler, acı, yoksulluk olan bir dram. Öyle hüzünlü bir yaşam ki !!

Asıl adı Zöhre idi Ezo Gelin’in.

1909 yılında Gaziantep İli Oğuzeli İlçesine bağlı Uruş, şimdiki ismiyle Dokuzyol Köyünde doğdu. Üç erkek dört kızı olan, yedi çocuklu bir ailenin üçüncü çocuğu. Zeynel, Bakır, Ezo (Zöhre), Kenan. Sakine. Rabia ve Şehriban. Barak Türkmenlerinden.

Zöhre’ye neden “Ezo Gelin” denildiğini kimse bilmiyor.

Öyle güzel ki Zöhre. Büyüdükçe daha da güzelleşti. Güzelliği dillere destan oldu. Urfa’nın Birecik, Gaziantep’in Nizip, Oğuzeli, Karkamış, Kilis’in Elbeyli ilçesi ile Suriye’nin kuzeyindeki bazı kısımları da kapsayan Barak Ovası’nda nam saldı Ezo Gelinin güzelliği.

Fakir bir aileden olmasına rağmen ne ağalar ne beyler istedi Ezo Gelini. O gönlünü komşu Beledin (Sergili) köyünden Şitto’ya, Hanefi Açıkgöz’e kaptırdı. Hanefi Açıkgöz saz çalıp türkü söyleyen biri. Düğünlerin vazgeçilmezi. Öyle yanık bir sesi var ki, öyle bir saz çalışı var ki insanları mest ediyor.. Kendi besteleri de var.

Fakirliğin gözü kör olsun.

Zöhre ile Şitto berdel (karşılıklı kız alıp verme / Değişiklik) yoluyla evlendiler. Ezo Şitto ile, ağabeyi Zeynel de Hanefi’nin halası Hazik (Hatice) ile evlendi.

Bir buçuk yıllık evlilikleri mutlu mesut geçti. Zeynel’in evliliği hiç beklenmedik bir şekilde sona erince Ezo Gelin ve Şitto’ya da ayrılık yolu gözüktü ister istemez. 1930 yılında boşandılar. Birbirlerini çok seviyorlardı ama felek vurunca vuruyor işte. Kader gülmeyince gülmüyor. Bağırlarına taş bastılar. Ezo Gelinin tek ricası var Şitto’dan “Söylediğin türkülerin hiçbirinde benim adım geçmesin..”

Bu ricayı Şitto Hanefi öldüğü tarih olan 1985 yılına kadar unutmuyor. O’nun hiçbir türküsünde Ezo Gelin’in adı geçmiyor.

Şitto, Ezo Gelin ile olan öyküsünü hayatı boyunca hep tek cümlede özetliyor: "Kötü talih, geç buldum; tez yitirdim...”
Ezo Gelin Şitto’dan ayrılınca Altı yıl dul kaldı. Altı yıl boyunca ikisi de evlenmedi. Olmayan bir umutla Altı yıl beklediler ama.. Ama’sı yok.. Olmadı da..

Taa kızlığından beri teyzesinin oğlu Suriyeli Abuzer Memey Ezo Gelinin talibiydi. Memey Suriye’nin Halep İli, Cerablus İlçesi, Kozbaş köyünden. O da Barak Türkmenlerinden. Ezo Gelin altı yılın sonunda, 1936 yılında, yine berdel usulüyle teyzesinin oğlu Memey ile evlendi. Suriye’ye gelin gitti. Bu altı yıllık süreçte Ezo Gelin daha bir güzelleşmiş, daha bir olgunlaşmıştı.

Öyle güzeldi ki..

Altı yıl boyunca Ezo’nun Barak’ta çok sayıda isteyeni oldu. Onlardan birisiyle evlenmeyip Suriye’den biri ile evlenmesi birazda kendinden ve bulunduğu çevreden kaçışıydı.

Berdel geleneğine kurban olan Ezo Suriye’ye gidince içine kapandı. Evden dışarıya çıkmıyor, kimseyle konuşmuyordu. Dünyaya küsmüştü.

Memey zengin değildi. Düğün yapılmadan gelin alayı gelip Ezo’yu aldı götürdü. Gelin alayı gelmek üzere iken Ezo ortalıktan kayboldu. Herkes Ezo’yu aramaya başladı. Düğün alayı geldi gelecek. Ezo sırtında bir çuvalla çıkageldi. Herkes Ezo’nun sırtındaki çuvalda ne olduğunu merak etti. Çuvalda toprak vardı, vatan toprağı. Vatana hasret kaldığında öpüp koklamak, ileride de mezarına konulmak üzere Ezo bir çuval toprağı sırtında götürdü gelin alayında. Sanki çeyizini taşıyordu. Zaten hüzünlü olan akrabaları hepten üzüldüler.

1936 yılında Ezo Gelin’i Ali Aksoy’a istemek için Uruş köyüne giderken yolda Ezo’nun gelin alayını görünce, İzanlı Bekir Karaduman şu türküyü yaktı:
-
Turnayı uçurdum Uruş gölünden
Tilsevet gölüne battı mı dersin
Bir haber almadım Zambır köyünden
Şibip’e telinden attı mı dersin
-
Hele Devehüyük geçit yeridir
Bozhöyük de gümanımın biridir
Alıp giden Türkmenlerin eridir
Bir gece Kozbaş’ta yattı mı dersin
-
Önünde Sacır var geçmez orayı
Hep avcılar arar bahtı karayı
Şaine Küllü’yü hem Zugara’yı
Bu üç köyü şavkı tuttu mu dersin
-
Mallarım kaçaktır varma gümrüğe
Geç Karakuyu’dan otur Düğnüğe
Dön ha Ezo dön ha eski yurduna
Sahiplerin seni sattı mı dersin
-
İzanlı Bekir Karaduman
Gaziantep

Ezo giderken sevgisini, aşkını, vatanını bırakmanın acısı ile kavruldu. Yakınları gitmemesi için çok uğraştı. Eski eşi Şitto Hanefi sazını bu kez daha bir dertli çalmaya başladı.

Artık her şey bitmişti. Düğün alayı Barak Ovası’nın düzlüğünde kaybolup gitti. Şitto sazıyla kala kaldı..

Gelin alayının arkasından Şitto’nun:

“Bir ateş düştü hördüme,
Yari düşürsem ardıma.
Benim bilinmez derdime,
Bulsam çareyi çareyi.”

-----------------------------

“Benim olsaydın seni vermez idim feleğe,
Başın için olsun da salma beni dileğe.
Anası huridir de kızı benzer meleğe,
Neneyle de sevdiceğim neneyle,
Çık Suriye dağlarına da bana el eyle.
-
Suriye’den çıkıp gelmiş de yaylı araba,
Sevdiceğim gidersen Uruş olur haraba.
Kız seni vermişler de bir kokuşmuş Araba,
Neneyle de sevdiceğim neneyle,
Çık Suriye dağlarına da bana el eyle.”

Feryatlarını kimsecikler duymadı.

Hanefi Açıkgöz’ün tüm doğaçlamalarının konusunda Ezo Gelin yatar.
Nerede ne çeşit türkü söylerse söylesin bir ucu mutlaka Ezo’ya dayanır.

Ezo’ya başka türküler de yakılmıştır. Fakat O’nun asıl türkülerini yakan ve O’nun sesini Dünyaya duyuran eski eşi ve aşığı olan Hanefi Açıkgöz’dür. Bu türkülerin içinde Ezo Gelin adı asla geçmez. Geçmez de daha sonra söyleyenler tarafından Ezo Gelin ismi türkülere dahil edilmiştir.

Ezo Gelin yaşamı boyunca Türkiye özlemiyle yandı tutuştu. Suriye’de evli bulunduğu Kozbaş Köyüne bitişik Bozhöyük’teki Höyük tepesinden Türkiye, Uruş görünüyordu. Ezo gelin sık sık o tepeye çıkar Türkiye’ye, memleketine, Uruş’a bakardı.

Daha sonra Lüle Köyüne taşındılar. Tek göz kerpiç bir eve.

Ezo birkaç yılda bir gelip vatanında hasret gideriyor, her geldiğinde de heybesine bir miktar toprak doldurup götürüyordu. Ta ki sınırlar kapanıp, dostlukların akrabalıkların arasına 1950 yılında mayınlar döşenene kadar. Maddi imkânsızlıklar da çok fazla.

Sonra gelemez oldu. Bin Dokuz Yüz Elli İki yılında bir de kocası hapse düşünce..

“Vara öleydim de vatanımda öleydim” diye dövünüyor, ağıtlar yakıyordu.

Yirmi yıllık Suriye yaşamında yakalandığı verem hastalığı Ezo Gelin’i adeta eritti ve 18 Mart 1956’da 47 yaşında iken hayata veda etti.

Hayattayken mezar taşına, “Bahtı Kara Ezo Gelin burada yatıyor. Türkiye’ye doyamadan gurbet ellerde veremden öldü” diye yazılmasını vasiyet etmiş olmasına rağmen; mezar taşına “Fatiha Emir Dede Kızı Ezo Gelin. Doğumu: Türkiye’nin Gaziantep Vilayetinin Oğuzeli Kazasının Uruş Köyü 1909, Ölümü: Suriye’nin Halep Vilayetinin Carablus Kazasının Lüle Köyü. 18 Mart 1956" diye yazıldı. Cenazesi vasiyeti üzerine Türkiye Sınırına İki Kilometre uzaklıkta bulunan Bozhöyük’teki tepenin doruğunda Türkiye’ye bakan yamacına gömüldü. Burası sınıra iki kilometre, Uruş Köyüne Yirmi Bir kilometreydi.

Sağlığında yıllarca oradan, mezarının olduğu yerden ülkesine özlemle bakan, yaşamı boyunca memleket hasretiyle yanan Ezo Gelin’in mezarı, 1999 yılında Suriye’den nakledildi. Naaşı 24 Eylül Bin 1999 doğduğu evin bahçesine, Uruş Köyüne defnedildi.

Ezo Gelin’in Memey’den iki kızı oldu. Kızlarından biri küçük yaşta vefat etti. Diğer kızı Celile. Celile Bozgeyik 2013 yılında yedi çocuğuyla birlikte Türkiye’ye sığındı. 2018 yılında da Türk vatandaşı oldu. Şitto’dan çocuğu olmamıştı.

Celile Bozgeyik, annesinin Türkiye özlemi çektiği için verem olduğunu belirterek “Annemin özlemi Türkiye’ydi. ‘Türkiye güzel, ben öldüğümde beni oraya gömün’ derdi” diye konuştu.

*
Yıllarca o bölgede görev yaptım.
Uruş – Dokuzyol- Köyü Oğuzeli Karkamış yolu üzerinde. O ypldan Suriye’ye çok gelip gittim.
Ezo Gelin hikayesini oralarda içim sızlayarak dinlemiştim.

Şu soru sorulabilir: Ezo Gelinin naaşı Türkiye’ye getirilince neden mezarlığa değil de doğduğu evin bahçesine gömüldü..?!! O bölgede dikkatimi çekmişti, elbette mezarlıklar var ama yol kenarında, bir ağaç altında, evlerin bahçesinde, bir tepenin doruk noktasında da mezarlar görmek mümkün. Ezo Gelinin evlerinin bahçesine gömülmesinde bu nedenle bir mahzur görülmemiştir diye düşünüyorum.

Mekanı cennet olsun.

Suat Zobu

.

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (18)

5.0

100% (18)

Ezo gelin Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Ezo gelin yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Ezo Gelin yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Sabitlendi
lutfutas.yazar
lutfutas.yazar, @lutfutas-yazar
18.3.2026 12:46:35
5 puan verdi
Bu kadar derin hikayesini bilmiyordum. Türkü, film, göç hikayesi vb.
Tebrik ederim Suat Hocam, çok kıymetliydi.
Soruya gelince; Evinin bahçesi, onun hikayesinin başladığı yer, orası bir mezarlık değil sanki bir makam yeri eve dönüşün hikayesi temsili. Anadolu'da ev-bahçe-mezar oldukça yaygın diye biliyorum, yazınızı okuyunca seyahat ettiğim yollar ve o mezarlar geliyor gözümün önüne. O kutsal vatan toprağını beklemeye devam etmesi gibi.
Ve şimdi ben bir soru sormak istiyorum. Ezo Gelin'in mezarına bu derin araştırma neden bir tabelada anlatılmasın, yazılmasın değil mi Hocam. Saygılar
Davidoff
Davidoff, @davidoff
21.4.2026 00:21:47
5 puan verdi
Kurdelenin en güzelini hak eden bir yazı olmuş, öncelikle kaleminizi kutlarım. Bilgi; her zaman paylaştıkça güzelleşir, değerlenir. Ezo Gelinin hikayesini tüylerim ürpererek okudum. Kim bilir adını hiç duymadığımız ne Ezo Gelinler geldi geçti bizim haberimiz bile olmadan. Yazık değil mi bu insanlara? Vatanlarından uzakta bir avuç topraktan vatan kokusu ile hasret giderme çabası ile yetinmelerine...Hele şu kadınlara yapılan eziyetlere, haksızlıklara! Çok yazık. Nasıl hesap verecekler?
Asi_Mavii1
Asi_Mavii1, @asi-mavii1
18.3.2026 23:04:19
Bir kaç gündür bu çorbanın ismi neden ezo gelin diye düşünürken ..aydınlattı beni ..güzeldi
Etkili Yorum
AYDINK
AYDINK, @aydink
18.3.2026 20:42:40
İnsanı hüznün derinlerinde hapseden bir hayat hikayesi
Ezo Gelin'i bilirdik de bu denli ayrıntılı ve bahtsız bir kimlik olduğundan bihaberdim şahsen.
Böylesi bir tanıtımı harika bir yazı ve seslendirme ile yapmış olmandan dolayı teşekkürler üstad.
Bizlere asla eskimeyecek bir Ezo Gelin hikayesi bırakmış oldun
Var ol
Selam ve saygılarla
İbrahim Kurt
İbrahim Kurt, @ibrahimkurt
18.3.2026 19:50:58
5 puan verdi
güzel bir çalışma okudum kutluyorum
ŞuLeCannn
ŞuLeCannn, @sulecannn
18.3.2026 14:42:42
5 puan verdi
Allah rahmet eylesin ezo geline. Okumuştum daha önce. Tekrar hatırlamış oldum sayın Suat hocam. Çok hüzünlü. Ve berdelin ne kadar acı hikâyelerle örülü olduğunu gördük bir kere daha. Ben de ezo şiirimde çocuk gelinlere vurgu yapmıştım evvelde. Kaleminize yüreğinize sağlık. Selamlar saygılar sağlıkla.🌾✍🏻
Gülüm Çamlısoy
Gülüm Çamlısoy, @gulum-camlisoy
18.3.2026 13:36:19
5 puan verdi
Muhteşem

Güne yakıştı yüreklere kazıldı bir kere.


Tebrik ederim üstadım.

İçten selam saygılarımla efendim


İyi bayramlar diliyorum
Ebuzer Ozkan
Ebuzer Ozkan, @ebuzerozkan
18.3.2026 12:33:18
5 puan verdi
Günün yazısını ve yazarını tebrik ediyorum. Saygılar selamlar değerli hocam.
Işıl koyuncu
Işıl koyuncu, @isilkoyuncu
18.3.2026 11:31:42
Yazınızda vatan aşkı ve beşeri aşkı harmanlayarak güzel bir duyguyu bize hissettirdiniz.ilhamınız bol olsun.Esen kalın.
deniz-ce
deniz-ce, @deniz-ce
18.3.2026 08:05:35

Teşekkürler bu güzel anlatım için.
Umalım ki bu saçma töreler daha fazla can yakmadan unutulup gitsin.
Bedri Tokul
Bedri Tokul, @bedri-tokul
18.3.2026 02:18:06
İşte bu....
İşte TÜRKOĞLU...
çok mutluyum çokk.. .
ŞÜKRÜ ATAY
ŞÜKRÜ ATAY, @sukruatay
18.3.2026 00:23:49
5 puan verdi
Saygıdeğer üstadım,
Güne son derece yakışan ve Ezo Gelinin acıklı, hüzün dolu yaşamını en ayrıntılı bir şekilde anlatan paylaşımınız için gönülden kutluyorum tebrikler.
Duymuş olsak da bu kadar ayrıntılı olarak sayenizde öğrenmiş olduk, emeğine ve kalemine sağlık diliyorum.
En kalbî selam, sevgi ve saygılarımla.
Ulvi ÜRESİN
Ulvi ÜRESİN, @ulviuresin
17.3.2026 22:27:48
5 puan verdi
İbretlik bir aşk hikayesi.
Güzel anlatılınca da tadı başka oluyor..
Tebrik ederim.
Saygılar, selamlar..
Etkili Yorum
Bedri Tokul
Bedri Tokul, @bedri-tokul
17.3.2026 21:41:57
Bilmek başkadır.
Bildiğini bildirmek daha başka.
Hep derim ya :
Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu diye.
Bir de şu var.
Bildiğini bildirirken de yüreklere dokunmasını
Bileciksin.
Yani?
Fazla bir şeye gerek yok.
TÜRKOĞLU ol yeter...
Öperim yüreğinden.
NİHATYURT, @nihatyurt1
17.3.2026 18:52:10
5 puan verdi
BU KADAR DETAYLI BİLMİYORDUM.
Sadece filimlerden şeyrettiğm kadarıyla bildiğim kadarıyla biliyordum
onuda unttum bil
Sayende öğrenmiş oldum gardaşım
Var ol
Eline yüreğine sağlık
Selam ve dua ile
Ali Rıza  Coşkun
Ali Rıza Coşkun, @alirizacoskun
17.3.2026 16:36:17
5 puan verdi
“Ezo Gelin” yazınız, Anadolu’nun en hüzünlü ve en dokunaklı hikâyelerinden birini ayrıntılarıyla aktarıyor. Özellikle Ezo’nun sırtında bir çuval vatan toprağıyla Suriye’ye gelin gitmesi, hem gurbetin acısını hem de memleket özlemini çok güçlü bir sembolle yansıtıyor.

Kısacası: Aşkı, ayrılığı, gurbeti ve kadere boyun eğişiyle bir halk dramını anlatan; tarihî ve kültürel bir değeri yaşatan, içten ve etkileyici bir metin. Mekânı cennet olsun Ezo Gelin.
Etkili Yorum
Alibaba
Alibaba, @alibaba2
17.3.2026 16:34:54
Töre denilen akılsız illet ne Ezo'ları ömrünü cehenneme çevirdi kim bilir.
Harika yazıyı daha önce de senin sayfanda okumuştum abim. aynı acıyı ve ahmaklıklara karşı kini tekrar yaşadım. Ömrün var olsun, yüreğine sağlık.
Selam ve sonsuz saygılar kardeşinden.
Ebuzer Ozkan
Ebuzer Ozkan, @ebuzerozkan
17.3.2026 16:21:43
5 puan verdi
Metniniz, bir halk hikâyesini yalnızca anlatmakla kalmıyor; onu yaşayan bir yürek gibi hissettiriyor. Ezo Gelin’in hayatı, Anadolu’nun kaderle yoğrulmuş kadın hikâyelerinin en dokunaklı örneklerinden biri olarak aktarılmış. Gurbetin, çaresizliğin ve geleneklerin insan hayatını nasıl şekillendirdiğini çok sade ama derin bir dille vermişsiniz.

“Toprak omzunda değil, yüreğinde taşındı;
Gözleri ufukta kaldı, yolu memlekete varmadı.
Bir gelin gitti, ardında bir ömürlük hasret bıraktı…”

Anlatımınızda özellikle vatan toprağını sırtında taşıması detayı, hikâyeyi unutulmaz kılıyor. Bu, sadece bir kadının değil; aidiyetin, kökün ve kimliğin sembolü gibi duruyor. Metin boyunca hissedilen iç sızı, okuyanı da o coğrafyanın rüzgârına, o ayrılığın acısına götürüyor.

Yüreğinize sağlık, harika dizelerdi. Nice güzel eserlerde buluşmak dileğiyle, saygı ve selamlarımla, esen kalın.
Ferda,ca
Ferda,ca, @ferda-ca
17.3.2026 16:07:37
5 puan verdi
Bu metin, bir biyografi anlatısından çok daha fazlası; Ezo Gelin’in hayatını hüzün, gurbet ve vatan özlemi ekseninde duygusal bir hafızaya dönüştürüyor. Tarihsel detaylar metne belgesel bir değer katarken, türküler ve ağıtlar anlatıyı daha da derinleştiriyor. Özellikle “çuvalda toprak” ve “vatan hasreti” bölümleri çok etkileyici; sembolik gücü yüksek. Genel olarak bilgilendirici, duygu yüklü ve kültürel hafızayı yaşatan bir metin.

Tebrikler

Saygılarımla hocam 🌿✍🏻📗🌏
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL