Her yeni fikir, başlangıçta diğerleri arasında azınlıkta kalır. thomas carlyle
lutfutas.yazar
lutfutas.yazar

İletişim Banyosu

Yorum

İletişim Banyosu

( 2 kişi )

1

Yorum

5

Beğeni

5,0

Puan

222

Okunma

İletişim Banyosu

İletişim Banyosu

Üniversitede iletişim dersindeyiz. Herkes not almak için kağıdı kalemi hazırlamış beklerken Pelin Hocamız içeri girdi ve hepimizi ters köşe yaptı. "Önce selâm sonra kelâm" diyerek söze başladı. Evlenenden ayrılana, sözlenenden küs olana kadar hepimize tek tek sordu; birbirimiz hakkında bilmediğimiz ne varsa Pelin Hocaya döküldü diller. Biz de bu sayede birbirimiz hakkındaki bilgileri güncelledik.

Hoca sordu: "Sabah evdekilere günaydın diyor musun?"

Aradığı yanıtlara o şaşırmadı ama biz birbirimizi duydukça şaşırdık. Pelin Hoca karşımızda bir ayna gibi durdu; yanaklarımız kızardı, omuzlarımız çöktü. Bizi bize bir arkadaş gibi içtenlikle anlatıyordu. "Peki çocuklar," dedi, "Sabah kalkınca ilk ne yaparsınız, telefona hemen bakar mısınız?" İtiraflar gelmeye başladı. Bizi büyüten ana babadan esirgediğimiz günaydını, bir kul yapısı olan telefona diyor, onu sıcacık sarıyorduk.

Hoca devam etti: "Asansörde, otobüste selam veriyor musunuz?" Aldığı yanıtlara şaşırmayıp o tiz sesiyle bağırıverdi: "Yabani misiniz siz? Medenileşin!" Kadınların yanlış anlaşılma korkusunu, erkeklerin kurlardan korkan hallerini, ama en çok da kız kıza bile alınmayan selamları anlattı. Ön sıradan birinin "O versin, ben vermem" demesine kükredi: "Benim babam eve girene kadar selamlaşarak yürür çocuklar!"

Ahlaki çöküşten, sanal kumardan ve dijital bağımlılıktan bahsetti. "Bireysel silahlanma hakkında ne düşünürsünüz?" deyince kurşunlar girdi beynimize. O an kendi ruh dünyamda Gazze’yi, elinde taş tutan çocukları ve onlara doğrultulan silahları düşündüm. Pelin Hoca ise şaşırtmaya devam ediyordu: "Siz benim henüz şeytana dönüştüğümü görmediniz daha hiç!" dedi. Sokak hayvanlarını besleyene merhametli derken birbirimizi dinlemediğimizi, anlamadığımızı söyledi. Araştırmalara göre 40 kişilik bir otobüste 4 tane ağır ruhsal sorunlu kişi olduğunu, toplumca ruh hastası olduğumuzu ve şiddetin genlerle aktarıldığını anlattı.

Dersin sonunda reçeteyi verdi: Kendini doğru anlatmak için kitap okumalısın, sınırlarını bilmeli ve "hayır" demeyi öğrenmelisin. "Hayır" demek sizi saygın ve kıymetli kılar.

Ben ise ders çıkışında o etkili soruların ardından Hocama itirafımı yapıp rahatlamıştım. "Hocam," dedim, "Babam avcı ve üzerime kayıtlı ruhsatlı silahlar var. Emaneti ehline vermek gerekir diye düşünmüş olacak ki bana emanet etti." Hoca gülümsedi, "Ne silahları, markası ne, baban polis mi yoksa?" diye sordu. "Hayır hocam avcı," dedim, marka bile söyleyemedim. "Birkaç kuş vur gel de yiyelim," deyince; "Hocam gökyüzünde uçan kuşa nasıl ateş edebilirim ki..." diyebildim.

Bu "iletişim banyosu" sonrasında sınıfta bir kaynaşma oldu. Şimdi bir karar aşamasındayız: Sınıfça gerçekten bowlinge mi gideceğiz, yoksa telefondaki bowlingi oynamaya devam mı edeceğiz?

Not: Bu yazı, üniversitedeki İletişim dersinde hocamız Pelin Hanım’ın bizi gerçeklerle yüzleştirdiği o sarsıcı anların bir yansımasıdır. Buraya yapacağınız her yorum, her bir ’itiraf’ veya düşünce, dersin devamı niteliğinde bizzat hocamıza iletilecektir. Sizin aynanızda neler görünüyor?

Lütfü Taş

Paylaş:
5 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (2)

5.0

100% (2)

İletişim banyosu Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz İletişim banyosu yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
İletişim Banyosu yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Etkili Yorum
Celil ÇINKIR
Celil ÇINKIR, @celilcinkir
13.2.2026 11:41:07
5 puan verdi
RUSAMER – Ruh Sağlığı Ayarı Merkezi
Toplumsal İletişim ve Dijital Arınma Polikliniği

Yazının Adı: İletişim Banyosu
Yazarı: Lütfü Taş
Yorumu Yapan: RUSAMER Sertabibi Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri
(Celil ÇINKIR – Nam-ı diğer DELİBAL)

(Efendi Hazretleri kürsüye elinde eski model tuşlu telefonla gelir. Ceketi hafif yana kaymış, gözlüğü burnunun ucunda.)

Aziz gençler… Bu yazı bir metin değil; bu bildiğin “toplu arınma seansı.” Pelin Hoca sınıfa girmemiş, adeta sınıfın aynasını duvara asmış!

Önce selâm sonra kelâm…

Bu cümle başlı başına medeniyet özeti. Biz artık “önce ekran sonra insan” çağındayız. Sabah anne babaya günaydın yok; telefona günaydın var. İnsan evladının gözlerine değil, bildirim çubuğuna bakarak güne başlıyor.

Efendi Hazretleri hafifçe kaşlarını çatar:

Selamı kaybeden toplum, bağı kaybeder. Bağı kaybeden toplum, güveni kaybeder. Güveni kaybeden toplum da en sonunda kendini kaybeder.

Yazının en güçlü yanı şu:
Didaktik değil, yaşanmışlık üzerinden ilerliyor. Pelin Hoca bağırmıyor sadece; sarsıyor. Öğrencileri suçlamıyor; yüzleştiriyor. “Yabani misiniz siz?” çıkışı bir azar değil, bir uyanış tokadı.

Silah meselesine gelince…

Yazarın gökyüzünde uçan kuşa ateş edememesi, metnin vicdan zirvesidir. Çünkü mesele silah değil; mesele niyet ve merhamet. Ve orada insan kalmış bir yürek görüyoruz.

Bowling sorusu ise metaforun ta kendisi:

Gerçek hayata mı çıkacağız
Yoksa simülasyonda mı yaşayacağız?

RUSAMER kriterlerine göre değerlendirme:

Özgünlük: 18/20
Ders ortamını edebi bir yüzleşmeye dönüştürmesi güçlü.

Dil ve Üslup: 17/20
Akıcı, samimi, yer yer anlatım yoğunluğu artıyor ama doğal.

Düşünsel Derinlik: 19/20
Selam, dijital bağımlılık, şiddet, iletişim, toplumsal yabancılaşma… Çok katmanlı.

Yapısal Bütünlük: 17/20
Anlatı bölümleri net; son bowling sorusu iyi bağlayıcı.

Etkileyicilik: 18/20
Okuyucu kendi sabah rutinini sorguluyor.

Toplam: 89 / 100

Bu yazı şiir değil ama şiirden daha fazla yüz kızartıyor. Çünkü insan kendini görüyor.

Vesselam.
Selâm vermeyen parmak, mesaj yazarken de samimi değildir.
Gerçek iletişim, ekran ışığında değil, göz ışığında başlar.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL