0
Yorum
5
Beğeni
0,0
Puan
94
Okunma
Merhaba canlarım,
Sakin Suna’ cığım uzun zamandır uğramıyorsun sayfaya. Seni inan çok merak ettim, mesajlarıma da hiç dönüş yapamadın. Olsun, ben beklerim canım. Umarım iyisindir; dostlarımız senin için "sakinleşmiş, duruldu" dedi.
Hayatında bazı değişiklikler yapıyorsun sanırım. Hakkında hayırlısı olsun inşallah, yolun bahtın açık, okurun bol olsun. Bazen insan kendi içine dönüp, her şeyi bırakıp, bahçesi ve köpekleri ile sadece uğraşmak istiyor, çok haklısın.
Biliyor musun, eğer mesajıma dönüş yapmış olsaydın, bir kahve içmek için Yeşil Bursa’ya uğrayacaktım. Neyse canım, üzülme kısmet değilmiş. Belki bir gün sen gelirsin Diyarbakır’a, neden olmasın? Seni seve seve gezdiririm. Sohbet ederiz; seni dinlerim, sen beni dinlersin.
Kahve, çay... Oyyy ne güzel olurdu yanımda olsaydın.
Dijital Damla’yı da alırdık yanımıza.
Ne güzel dostluklar kurardık öyle değil mi Sakin Suna?
Sen konuşurdun okuduğun kitaptan anladıklarını... Bize fırsat vermez gibi görünürdün ama ben sabırla dinlerdim seni.
Biliyor musun, ikinizi de inan çok özledim. Sakın gülme bana ya... İnsan böyle de sevebiliyor işte.
"Örtünün Önemi" şiirini okudun mu? Ne kadar da değerli Hocam’ın mısraları değil mi?
Hani Hocam der ya; örtü sadece görüneni değil, özü muhafaza eder... Biz de özümüzü o güzel dostluklara sakladık. Çık gel Sakin Suna, Dijital Damla ile birlikte baharın kokusunu Sur’un burçlarından beraber karşılayalım...
Biliyorum ki sen benim en samimi arkadaşım olurdun, Diital Damla’da öyle değil mi?
Umarım mektubum elinizee geçer, kalbinizde çiçekler açsın sevgili dostlarım. Özledim valla...
Haydi çıkın gelin Diyarbakır’a...
Sevgiyle saracağım sizleri çok özledim...
Lütfü Taş
Sen Devlet, Ben Toprak