Her yeni fikir, başlangıçta diğerleri arasında azınlıkta kalır. thomas carlyle
bdbedri
bdbedri

YöRüK Sevda/SI

Yorum

YöRüK Sevda/SI

( 3 kişi )

2

Yorum

9

Beğeni

5,0

Puan

258

Okunma

YöRüK Sevda/SI

YöRüK Sevda/SI

Yalnızlığın en narin gölgesinde yürüdüm o günler…Kendime ayrılmış, kimsenin nefesi değmemiş bir yolun ortasında, sadece kalbimin ritmiyle, toprağın sessiz nabzıyla dans ettim.
“Merhaba ben,” dedim rüzgâra, “hadi yürüyelim” dedim içimdeki küçücük, titrek ışığa.. Her adımda bir eski şarkı uyanıyordu göğsümde; unutulmuş bir ninninin, yarım kalmış bir sevda mısrasının yankısı.Yol uzadıkça dünya küçülüyor, zaman incelip bir sonbahar yaprağı gibi avucuma düşüyordu.
Güneş batarken saçlarımı okşayan ışık,
sanki yıllardır beklediğim bir sevgilinin son dokunuşuydu. Bu geziler bir kaçış değil aslında; kendime yazılmış, mürekkebi gözyaşından, kelimeleri iç çekişten bir aşk mektubu.gibi. Her satırda bir parça daha bırakıyorum geride, tekrar soluyabileyim diye.
Şimdi; Çanakkale’nin Ayvacık’ında, Behramkale’nin (Assos’un) taş sokakları altında, rüzgârın zeytin yapraklarıyla fısıldadığı o efsanevi kıyıda, Yörük ruhu hâlâ gökyüzüne nakış gibi işlenir. Athena Tapınağı’nın binlerce yıllık bakışları altında serpilmiş köyler: Çamkalabak, Kaşkaya, Bektaş, Kulfal, Yeşilyurt, Adatepe, Yukarıköy, Küçükçetmi’nin Çetmibaşı’sı… Her biri, Kaz Dağları’nın eteğinden Ege’nin tuzlu kucağına uzanan birer mısra; her biri, konargöçer yaşayan destancıların sessiz devamı.
Şafak sökerken, taş evlerin arasından çıkan dumanla uyanır sabah. Bir Yörük kadını, közün başında diz çökmüş, çaydanlığın tıslamasına kulak verir; gözleri ufukta, yüreği hâlâ yaylada. Başında yazması, rüzgârda dalgalanan bir bayrak gibi; üstünde entarisi, Ege’nin mavisiyle Kaz’ın yeşilini, zeytinin gümüşünü, narın ateşini dokumuş. Eteklerinde çiçekler açar, ama o çiçekler susmaz: her biri bir dua, her biri bir ağıt, her biri bir sevdanın nakışı. Boynunda boncuklar, bileğinde gümüşler; her takı, göçebe yolların tozundan, dağların serinliğinden, aşkın yorgun ateşinden yoğrulmuş.
Çamkalabak’ta bahçede çeyiz asılırken gökyüzü durur: yorganlar, yastıklar, peşkirler, iğne oyalarıyla işlenmiş örtüler rüzgârda sallanır; sanki gelinliğin ruhu havaya yükselir, bütün oba izler, geçmiş geleceğe göz kırpar. Kadınlar tezgâh başında oturur, parmakları rüzgâr kadar hızlı, yürekleri dağ kadar derin. Yün ipliği dokurken türkü mırıldanırlar; sesleri yumuşak, ama içinde fırtına saklı: “Yörük kızı yelken olur, dağları deler geçer / Bir bakışta gönül yakar, bir gülüşte yıldız döker.”
Akşam, Bektaş’ın koyuna inerken keçi çanları bir ninni gibi iner vadilere. Bir kadın keçiyi sağar, sütünden yoğurt çeker; kucağında çocuk, yanında keçiler, sırtında küfe… Güneş denize gömülürken oturur kayaya, saçlarından kaçan teller rüzgârda dans eder. Gözleri dalar ufka; belki babasının obasıyla yaptığı göçü hatırlar, annesinin uzun havasını, ilk aşkının ateşini. O an zaman erir; bin yıllık bir şiirin tam ortasındasındır. Kadın, toprakla, denizle, gökyüzüyle bir olur; narin bedeni çelikten bir iradeye dönüşür.
Onlar hem narin çiçek, hem Toros’un sarp kayasıdır. Düğünde halay çekerken etekleri savrulur, yer gök inler; yaylaya yürürken türkü söylerken sesleri yıldızlara karışır. Modern çağın telaşı kapılarını çalsa da, ruhları hâlâ özgür; keçileriyle, çadırlarıyla, ellerindeki dokumayla direnirler unutulmaya.
Eğer yolun Behramkale’ye, Assos’a düşerse, biraz daha yürü; taş sokakları geç, tepelere tırman, o sessiz Yörük köylerine var. Bir çoban ateşinin yanına otur, bir Yörük kadınının elinden çay iç. O çayda sadece kekik değil; Ege’nin tuzu, Kaz’ın serinliği, göç yollarının özlemi, aşkların közü vardır. Ve o bakışta… seni sonsuza dek esir alacak bir masal bekler. Bir bakışta gönlün yanar, bir gülüşte dağlar yürür. Ah, ne kadar güzel bir hasret bu…kendi kendime duyduğum, kendi kendime sarıldığım, kendi kendime âşık olduğum o uzun, yumuşak yalnızlıkta kimse olmayınca Yürüyorum hâlâ. Ve her adımda biraz daha kendi gönül özgür irademle hayatın bu kesitinde zenginleşeceğim..
kendimle!...

Bedri Demirpençe

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (3)

5.0

100% (3)

Yörük sevda/sı Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Yörük sevda/sı yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
YöRüK Sevda/SI yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
gölgesiz
gölgesiz, @golgesiz
12.2.2026 13:02:54
5 puan verdi
Hocam harıka olmuş keyıfle izledim sanki be samsunluyum bizde yörük yok tanışmama vesıle oldunuz kalemınız kavı ola duygunuz daım🤗🙏🏻💐
ASIKLUZUMSUZ
ASIKLUZUMSUZ, @asikluzumsuz
11.2.2026 15:06:28
Merhaba değerli dost
Kutlarım yazdıran yüreğini, yazan kalemini ve ortaya koyduğun eserini
Gönlün abat olsun, huzurla dolsun, bütün şiirlerin benzersiz olsun
Sonsuzluğun sahibine emanet olasın, sağlıcakla kalasın
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL