1
Yorum
10
Beğeni
5,0
Puan
321
Okunma

Tezgâhlara Ucuzluk Düştü
Ne mutlu bize ki, bu güne kadar görmediğimiz merhameti ve şefkati görüyoruz bizi yöneten muhterem beylerden. Eee, sosyal devlet dediğimiz kurum garibin, gurabanın ve geçim derdi olanların ümit kapısıdır. İşte, tepemizde bizleri yöneten veya yönettiğini düşünen kelli-felli ve hatta kravatlı muhteremler tezgâhlarda bitlenmiş, çürümüş-pörsümüş ürünlerin ¼ fiyatına satılmasına göz yumuyor. “İsraf haramdır(!)” mantığı mıdır nedir anlayamadım! Hal böyle olunca doğal olarak midelerimiz çöplük vazifesi görüyor.
İnsanlar gerçekten geçim zorluğu çekiyor. Bunun yalanı yok, her şey ortada. Çarşı-Pazar dolaşanlar hayatın çirkin yüzünü pekâlâ görebilir. Cebi şişkin olanlar, dünyaya ve ülkemize kendi gözüyle bakanlar elbette hayatın bu acı ama gerçek yüzüyle yüzleşmek istemiyorlar. Onlar için hayat “vur patlasın çal oynasın” havasında.
Geçmiş dönemleri hatırlıyorum da çarşı-pazar ve işletme denetimleri yapılırdı. Usulsüz, hileli, çürük ürün satanlar cezalandırılırdı ve bu tür ahlaksız esnaflara göz açtırmazlardı. Basarlardı cezayı, gözlerinin yaşına bakmazlardı.
Ücretler, maaşlar enflasyonun altında maalesef. Hele ki, kiralar asgari ücret seviyesine çıkmışken maaşlar bir aylık ihtiyacı karşılayamıyor. Çarşı-Pazar gezenler, özellikle akşam vakitlerinde çarşıya inip, atılmış, ezilmiş sebze ve meyveleri topluyorlar. Bunu bizzat defalarca gördüm. Şimdi yeni bir formül geliştirdi muhterem zevatlar. Esnaflar şimdi ezilmiş-çürümüş, bitlenmiş ürünleri ekonomik tezgâhlarda ve market raflarında satışa sunuyorlar. Ekonomik reyon!... Pardon, neresi ekonomik! Taze ürünün fiyatını yüksek bulan yurttaşlar ekonomik reyonlara yöneliyor, çürümüş ürünler arasında en az çürümüş sebze ve meyveleri seçiyor! Ne de olsa ¼ fiyatına!
Neden böyle oluyor acaba! Bunun bir izahı olmalı değil mi?
Bence sebepler şu şekilde sıralanabilir.
a- Çürük mal düşük fiyatına satılsa da esnaf vergi öder. Bu demek oluyor ki, çürük ürünler üzerinden devlete gelir sağlanmış olur.
b-Zaten vatandaş zorda, “dardayım dostlar dardayım” türküsünü söylerken, “çürük olsun, benim olsun. Kursağımdan bir dilim sebze meyve geçsin yeter” mantığı veya çaresizliği.
c- Sosyal devlet, gıdalar üzerinden de vatandaşların sağlığını korumakla mükelleftir. Vergi alalım, çürüğe-çarığa milleti yönlendirelim sesleri kesilsin. En pratik iktisadi çözüm bu olsa gerek.
Bizi yöneten kelli-felli ve hatta kravatlı zevatlar, ülkenin şu haline baktığınızda kelinizden-kravatınızdan ve dahi oturduğunuz koltuğunuzdan hiç mi utanmıyorsunuz. Sizin bu ahlaksız ve aymaz tutumunuz memleketi çöplüğe mahkûm etti. Sonra çıkıp; “nereden nereye” nakaratını söylüyorsunuz.
Evet nereden nereye, şimdi o sözü biz söylüyoruz sizin utanmayan suratlarınıza. Sizden önceki, altının, gümüşün, simidin, çayın, kiranın, et ve sütün, yumurtanın velhasıl tüm ihtiyaç maddelerinin fiyatlarını sizin döneminizle yan yana getirin ve o şarkıyı tekrar söyleyin bakalım, söyleyebiliyorsanız.
Velhasıl, her toplum geleceğine kendi karar verir ve layık olduğu gibi yönetilir. Tepemizdeki çürümüşlük ve aymazlık devam ettiği, halkın gözlerini açıp gerçekleri görmediği veya görmek istemediği müddetle bu ahlaksız yapı varlığını sürdürecektir. Toplum olarak çürüyoruz ama uçuşa geçtiğimizi sanıyoruz. Ne tuhaf bir durum. Acayip bir illizyon!...
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.