1
Yorum
14
Beğeni
0,0
Puan
232
Okunma

Büyüdükçe ağlamak çözmez hiç bir derdimizi artık çocuk değildik , ağladığımızda saçımızı okşayıp geçecek diyen bir el yoktu yanımızda. Dertlerimiz de küçük değildi, bir gözyaşıyla eriyip gitmezdi ki, peki o zaman ne yapmalıydık?
Uyumak kim bilir belkide tek çareydi, sadece dinlenmek değildi aynı zamanda kaçmaktı da. Kaçmak zihnin durmaksızın konuştuğu, hatıraların üst üste yığıldığı anlardan. Yastığa başımızı koyduğumuzda kimse soru sormaz, kimse yanıt beklemez. Sadece sessizlik vardır, kısa bir yokluk ve hafif bir huzur, çünkü uyku zamanın ağır yükünü bir anlığına durduran bir liman gibiydi.
Hüzünlerimiz kısa cümleler gibiydi ama mahiyetleri oldukça derinlerdeydi, içimize sızmış, sessizce büyüyordu. Kelimeler yetmezdi onları taşımaya, sadece susmak ve göz yummak kalırdı geriye. Uyku, kelimelerin yetmediği yerde devreye girerdi. Bazen bir rüya, bazen bir boşluk o hayatın ağırlığını askıya alır, insana kendisiyle yalnız kalmayı öğretirdi.
Büyüdükçe anladım ki, uyumak sadece bir kaçış değildi sadece bir hesaplaşmaydı da. Kendi sessizliğimizle yüzleşmek, kabullenmek ve belki de affetmek ,uyurken hayatta kaybettiklerimizi, fırsatlarımızı, kırıldıklarımızı düşünürüz ama bir süreliğine bırakabiliriz onları. Uyku, çaresizliklerimizin ilacı olduğu kadar, hayatın sınırlarını gösteren bir aynadır aynı zamanda.
Bazen uyanmak cesaret ister ama uyku hala bizimle, acıyı geçirmez belki, derdi çözmez. Ama bir süreliğine susturur, bir nefes aldırır susması, yeterli olur bazen. Çünkü hayat, hepimizin taşımak zorunda olduğu bir yük… Ve bazen tek çözüm, gözlerimizi kapatmak ve sessizce beklemektir.
Uyumak belki de büyümenin, yalnızlığın ve çaresizliğin en sessiz, en derin biçimde başa çıkma şeklidir.
*
Mehmet Demir
12124
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.