Kızgınken karar veren, fırtınalı havada yelken açan bir insandır. euripides
Tigem0663
Tigem0663
VİP ÜYE

Harun Efendi ve ailesi

Yorum

Harun Efendi ve ailesi

0

Yorum

0

Beğeni

0,0

Puan

131

Okunma

Harun Efendi ve ailesi

Harun Efendi ve ailesi

Kum bütün Mısır’ın üzerinde ince bir toza dönüşecek; ülkenin her yanındaki insanların, hayvanların bedenlerinde irinli çıbanlar çıkacak.” “

Kitabı Mukaddes

Çölde yaşayan bir Ademoğlu bir sabah kapısını açtığı vakit şiddetli bir kum fırtınasına yakalandı sağa dönse sarsılıyor ne vakit bir koltuğa otursa denge kuramıyor yere düşüyordu hanımı bey dedi amansız bir tufana tutulduk Rabbimizin adını unuttuk bu bir ikaz ve uyarıdır adam karısına baktı yatakta yatan çocukları ise ellerinden alınmıştı bey vakit doldu galiba dedi son bir şansımız olabilir diyordu peki bu çetin fırtınadan nasıl kurtulacağız karısı babasının yıllar önce söylemiş olduğu bir sözü hatırladı ne zaman hayatınızı sarsan bir fırtınaya yakalansanız o Mısırda çıkan tufanı hatırlayın o öyle bir fırtına idi ki nice ağaçları kökünden söktü ve nice zalim firavun vardıki benim tahtım sarsılmaz yıkılmaz diyordu ancak bak o zalimlerin sonu ne oldu Adam sanki bir fırtınada bir kabusta gibiydi peki bundan nasıl kurtulabiliriz diye soruyordu bunun tek çıkış ve kurtuluşu vardır üzerinize sinekler üşüşmeden çekirgeler evinizi sarmadan o gemiyi bulup ona bilmenizdir diyordu Harun baba o gemiye ancak iman edince binebilirsiniz siz güvenilir olun emirolunduğunuz gibi dosdoğru kalın ve Kuraanın size uzattığı ipe tutunun o gemi gelip sizi bulacak ve sizi almadan limanı terketmeyecektir Allah kulunu terketmez

Böylece Musa’yla Harun ocak kumu alıp firavunun önünde durdular. Musa kumu göğe doğru savurdu. İnsanlarda ve hayvanlarda irinli çıbanlar çıktı. !!

Kitabı Mukaddes

Adam nefsi ile başbaşa kalmış satranç oynuyordu uzun uzun birbirlerine baktılar ve adam beklenmedik bir hamle yaptı tam nefsini yenmek üzere iken en güvendiği taşı geri çekti ipini biraz serbest bırakınca nefsi yorulduysan biraz ara ver diyince nefsi ona ibadet eden adamın kıssasını anlattı bak dedi bir gün iki kıral satranç masasına otururlar kral ilk önce düşmanın tüm piyonlarını taşlarını düşürmek üzere iken bir anlık yanlış taşa oynar fakat yenilir çünkü karşı taraftaki kral biraz dinlenmeye çekilmiş rakibinin tek bir taşı yanlış oynamasını beklemektedir sende nefsini tamamen yok etmeden rakibini mat etmeden masadan kalkma dediği esnada dışarıda amansız bir savaş sürmektedir firavunun sarayı tarumar edilmek üzeredir kral sorar ey nefsim bazen ordular vur kaç taktiği ile savaşır bazen olurya ibadet ağır gelir insan dinlenir bilmezmisin o geri çekilen ordu birden bire pusudan çıkar ve düşmanına galip gelir ibadet için dinlenen ise kendinde yeni bir diriliş ruhu bulur işte nefsim bugün yenildin ve mat oldun diyerek satranç tahtasını eline alan kral aynı zaman o tahtayı nefsinin kafasına çarpar düşmanını ezerek yok eder

Büyücüler çıbandan ötürü Musa’nın karşısında duramaz oldular. Çünkü bütün Mısırlılar’da olduğu gibi onlarda da çıbanlar çıkmıştı. RAB firavunu inatçı yaptı

Kitabı Mukaddes

Harun usta bir kaç gündür karışık rüyalar görüyor hafiften yüzünde bir terleme halinde uyanıp tekrar yatıyordu rüyalarını bir hekime sormalı araştırmalı idi bir gün kral tahtında satranç masasında nefsi ile oyun oynuyor diğer gün ise bir sarayın yıkılıp denizin ikiye ayrıldığını görüyordu hayr olsun diyerek gobit ekmek arası yumurta koydu ona Asiye hanım hayr olsun bey dalgınsın 2 3 gündür bir rüya görürüm sanki yok olmuşuzda yardım edenimiz yok gibi gelir bana  bey dedi asiye hanım bir psikoloğa git konuş istersen insanlar bazen konuşarak rahatlarlar en iyi yolu insan istişare yaparak bulur desede bu zamanda isimlere kanmamak lâzım Muhammedi olsun diye çocuğuna Muhammed Ahmed ismini koyuyorsun gidip anarşik bir gommunist oluyor maharet isimde değil isme lâyıkmısın önemli olan o azizim diyordu kapalı çarşıdaki Yahudi agop efendi firavunun çıbanı bu devirde ne yazıkki Bilallerde Harunlarda daha çok çıkıyor Harun ustada inatlaşmıştı git be Allahın yarattığı doktoru bulmayan hastalığı bulur deselerde ona bir türlü ikna edemiyorlardı inatçılık aksilik hastalığı tüm musibetlerin başlangıcıydı iman ehlini firavun haline getirir bir anda


RAB’bin söylediği gibi, firavun Musa’yla Harun’u dinlemedi. RAB Musa’ya şöyle dedi: “Sabah kalkıp firavunun huzuruna çık, de ki, İbraniler’in Tanrısı RAB şöyle diyor: Halkımı salıver, bana tapsınlar.

Kitabı Mukaddes

Küçük bir çıban ile başlamıştı o hastalıklar sonrada giderek artmıştı küçük bir çıban tedavi edilmezse insanın felaketi olur o acıyla huyu suyu değişen Harun efendi artık ben acı çekiyorum madem insanlarda acı çeksin diyerek eşşeklerin önündeki samanı insanların önündeki tabağı çektikçe kim bilir kaç kişiden ah alıyordu güzel bir dua alamayan her insanın defteri kararır mutlaka siz ah almaya değil dua almaya bakınki defteriniz ak ve beyaz kalsın Cafer Hoca bunları söyledikçe o da garibim eline geçecek promosyonu düşünüyordu bu devrin imamlarıda hep farklı herkes camiye bir yük taşıyor bir imamda bazen iki araba biri eşime biri bana hayat gayesi şu nasihat ver kendin uygulama o sırada cemaatten biri Cafer hocaya sordu hocam promosyon harammıdır peki sahte şeyh ile sahte hocanın arkasında namaz kılar isek bu bizi günahkar edermi hoca firavun ehlinde çıkan çıbanı anlatıyordu bakın dedi bu devirde hepimiz de bir çıban var kimimiz o çıbanla mezara giriyoruz kimimiz tedavisini buluyoruz promosyona gelince a dan z ye hepimiz yiyiyoruz küçük günahları Allah affeder camilerde imamları boşverin namazınızı ihlaslı kılın ve herkes kendi çıbanını kontrol etsin

senin, görevlilerinin, halkının üzerine bütün belalarımı yağdıracağım. Öyle ki, bu dünyada benim gibisi olmadığını öğrenesin.

Kitabı Mukaddes

Bir gün gene böyle karanlık bir geceydi hanım dedi kalk sallanıyoruz Harun efendi ne oldu gene ne diye sallarsın böyle yatağı Harun efendi ben değil hanım gökten bela indi doktora gidip çıbanı almadığımız heralde Cenabı Hakkın zoruna gitti bey dedi o sallantı depremdir küçük depremle yaşamaya alıştık Allah Teala büyüğünden korusun bizleri Allah irade verdi akıl verdi çalmayacaksın çırpmayacak yetinmeyi bileceksinki o zaman gökten inen bela ve musibetler nimet olur ancak bizde akıl beyinde değil arka cepte gezer oldu kaç mevsimdir baba dedi küçük Musa öğretmen bize bir kıssa anlattı hayvanlar açken saldırgan olur fakat sen ona küçük bir yem ver senin yanından ayrılmaz senin için canını ortaya koyar bak bizim çiko her gün okula benimle birlikte geliyor evlât insanlar öyle değil Mekke altından bir dağ olsa onu altın tepside koysan önüne gene daha yokmu diye sual eder Haklısın bey dedi vakti zamanında köye giden bir altın arayıcısına benzer toprağı kazar kazdıkça bir altın bulur heybesi ne kadar dolu olsada son bir daha diyerek toprak olur haklısın hanım insan ibadet için daha vakit var derken menfaat peşinde son sürat giden bir şaşan beşerdir

6

Mısır’la nasıl alay ettiğimi, aralarında gösterdiğim belirtileri sen de çocuklarına, torunlarına anlat ki, benim RAB olduğumu bilesiniz.”

Kitabı Mukaddes

İnsanlar hiç mi akıllanmayacaktı; Yaşanan onca deprem, tufan, çekirge seli, insanın hiç aklını başına getirememişti ne yazık! Ne acınacak bir durum gece saat 3’tü istanbulda artçı sarsıntılar başlamıştı umulurki bu göz yaşları son olur. Gece yarısı en son uyarıda gelmişti insanların tüm birikimlerini yatırdığı o evler kaçak bina yapanlar, malzemeden kaçıranlar sayesinde tüm umutlar bir günde yok oldu. Asiye Hanım kalk bey kalk bütün İstanbul bir günde yok oldu Harun bey bir anda o sarsıcı deprem ile bir köşeye yıkıldı çocuklar enkaz altında imdat çığlıkları atıyor,Allah Teala sizi uyardım ancak beni dinlemediniz çalmayacaksınız diyen ve sizi uyaran bendim siz iman etmediniz,inkâr ettiniz.Mısırda yaşananlar size ibret olmadı mı ? Bu yaşananları anlatın ve hatırlayın sizler benim Rab olduğumu bilip iman etmedikçe her musibet yeniden başlar,tekrar yaşanır diyordu Harunun elinde bir değnek vardı Ey Harun işaretimle birlikte yürü yeni bir düzen kuracaksın ve imanın hakim olduğu bir dünya kuracaksın yerler cesetler ile doluydu ben ölmem diyen nice kişi can vermişti tek bir ol emri ile çoğu bebek ise melek olup gökyüzüne uçmağa varmıştı hele istanbulda bir amca vardıki enkaz altında kızının elini tutmuş hiç bırakmamıştı ve birlikte Allah kapısına varmışlardı tinleri kut bulsun ölümleri şebi arus ve bayram olsun inşAllah


Musa’yla Harun firavunun yanına varıp şöyle dediler: “İbraniler’in Tanrısı RAB diyor ki, ‘Ne zamana dek alçakgönüllü olmayı reddedeceksin?

Kitabı Mukaddes

Elindeki değnek ile ölülerine bakan Harun "bir millet kendini değiştirmeden başındakileri değiştir insanlar kendilerinde hangi huyu severse o huya sahip insanlar tarafından yönetilirler"o yüzden Harunda; ilk önce insanlara vede kendi nefsine söz etti. En son istanbul depreminde o da evlâdını kaybetmişti ilk önce hapisanede haksız yere tutuklu olanlar için müdür beyin karşısına çıktı "Müdür bey insanları ne zamana kadar daha kör karanlık zindanda tutacaksınız"
Müdür Bey cevap verdi."Devlet söyler ben yaparım devlete karşı suç işleyenlerin çekeceği ceza hiç bir zaman bitmez" Harun açıkladı: "Bakın devlet kutsaldır insanlar işin ehli kişiler tarafından yönetilir ise o kadar mübarek olur ancak işin başına cahil insanlar geçer ise devletler uzun süre ayakta kalamazlar." müdür bey "Harunmusun nesin insan bu makama devlete hizmet için seçilir.Eğer devlete boyun eğer verilen emri uygular iseniz yükselirsiniz,paranızın bereketi artar".Harun cebinden bir çekirge çıkardı o çekirge Allahın emri ile firavunun üzerine atladı ve yavaş onu derin derin ısırarak etinden et kopardı Harun son söz olarak şunu söyledi"Halkına zulüm eden hiç bir devlet ayakta kalmaz her firavun bir gün yok olur.Mülk ve Devlet Allah Tealadan size emanettir.Emaneti yönetemeyen insanlar o emaneti küle çevirirler


Halkımı salıver, bana tapsınlar. “Halkımı salıvermeyi reddedersen, yarın ülkene çekirgeler gönderecegim.

Kitabı Mukaddes


Zindanın kapısını açan Harun elindeki değnek ile hapisane kapılarını tek tek kırıyor,önüne geçen zalimleri hidayetin gücü ile tek tek yere deviriyordu.sordular Ey Harun ! Kimden aldın bu gücü güçsüz ve zayıf kişiler koltuk sahiplerine karşı koyamazlar Harun konuştu:"Ben garip yolcuyum üryan geldim üryan giderim sizden hiç bir ücret istemiyorum."insanlar o devirde her türlü puştluğa başlamışlardı organ kaçakçılığı had safhadaydı kimi doktor insan kaçakçılığı kimisi organ kaçakçılığına başlamıştı Harunun bundan sonraki hedefi Akdeniz limanı idi gece operasyonuna başladı sırtında çekirgesi elinde değneği "Zalime Yavuz Mazluma dostuz illede Allahu Ekber"diyerek organ kaçakçılığı ile meşhur bir gemiye baskın yaptı ve ölü sevici doktoru zaptederek değneği ile neşterini ele geçirdi sonra ise onu aliminyum folyoya sararak masaya yapıştırdı tüm mazlumlara seslendi: "soruyordunuz Allahın yardımı ne zaman diye o sizin sesinizi duydu ve ben Allahın elçisiyim El kahhar gazaba geldi"Harun kaçırılan hastalardan birisinin eline neşter verdi "kısasta hayat vardır,fakat affederseniz bu sizin daha iyidir."organları değil insanlığa çalınanlardan af beklemek beyhudedir diyen hasta kendi elleri ile sökmüştü o organ kaçakçısı doktorun kalbini ve zalimin dökülen kanı mazlum için mübarektir diyerek alnına sürdü


Tanrımız RAB’be tapmak için bazı hayvanları kullanacağız. Oraya varmadıkça hangi hayvanları RAB’be sunacağımızı bilemeyiz.”

Kitabı Mukaddes

Doktor Harun Sabah insanları kurtarmak için çalışıyordu o gün mesaisi çoktu artık oda iş güç doğmayan sabahlar gelmeyen baharlardan bıkmıştı rüya ile kâbus arası bir yaşamdı onunkisi çekilir dert değil bu hayatın rutinliği 3.sayfayı açtı stajer olmak için didinen kardeşi Musa bu yılda atanamamış rektör tanıdığı olan bir dallama onun önüne geçmişti Harun abi dedi bak bugünde simit çaya talimiz diyerek filistinde enkaz altından çıkarılan bebeği gösterdi bu iki doktor dünya hastanesinin göz bebeği idi normal doktorlardan tek farkları onlar seçilmiş iki insandı birinin elinde asa diğerinin elinde değnek karış karış gezerek Cenabı Hakkın emri şudur "Zalimi ıslah edin dünyayı güzelleştirin"Musa sordu "doktor zararlı organı kesmeden hastayı ıslah edemez" peki size soralım tecavüzcülere evde öz çocuğunu taciz edene nasıl bir ceza verilmeli Harun cevap verdi:"Elimdeki değneğe iyi bak Musa bu firavunu helâk eden hikmetli değnektir Ya Allah Bismillah dediğin vakit sana yoldaş olur. Kılıç kınından çıkmadıkça dünya ıslah olmaz"diyerek ameliyat masasını hazırladı işte kurulan bu masada nice zalim can verecekti unutmayın zalim ne zaman ölürse Müslüman er kişi o zaman bayram eder zalimin ölümü mazlumun sevincidir.


RAB firavunu inatçı yaptı, firavun İsrailliler’i salıvermeye yanaşmadı.  Musa’ya, “Git başımdan” dedi, “Sakın bir daha karşıma çıkma. Yüzümü gördüğün gün ölürsün.” Musa, “Dediğin gibi olsun” dedi, “Bir daha yüzünü görmeyeceğim.”

Kitabı Mukaddes

Musa ile Haru’nun yüzünü gören firavunlar artık iyice anlamıştı Musa ile Harun o gün istanbul’u ziyaret etmişti deprem vakti tüm binaları çöken kendisi ise kaçmaya cüret gösteren bir katildi güvenli makamlara sığınsada Musa onu yakalamayı başardı ve Ya Hak diyerek;"ölüm en sağlam kaleyede sığınsan ansızın seni kuşatır.Azaptan kurtulmak isteyen o azap gökten inmeden önce Rahmete sığınmalıdır."Abi acı çoluk çocuk diyince Musa "Ulan firavun kılıklı sizler o küçüklere nasıl zulüm ettiyseniz bugün aynı zulmü göreceksiniz."Musa onu müteahhitin kendi inşa ettirdiği evin içine  hapsetti Harun ey Musa! "Firavunlar ile olan savaşımız yeni başlıyor.Bakalım bu mühendis beyin inşa ettiği bina ne kadar sağlam"diyerek ben Hakka iman eden bir kulum diyerek değneğini kaldırdı Ya Allah Bismillah Allahu Ekber diyince evin olduğu binada 99.99 luk bir sarsıntı oldu ve çekirge ordusu evin içineki adamın gözlerinin içine nüfuz ettiler ve o adamdan linç edilmiş bir vücut bile kalmadı Ya Rahman Ya Rahim Harun yataktan kalktığı zaman yeni bir gün başlamıştı Hak yerini bulmuştu

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Harun efendi ve ailesi Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Harun efendi ve ailesi yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Harun Efendi ve ailesi yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL