5
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
878
Okunma
Bugün geç yattığım için çok geç kalktım.Ne karışan ne de plânlanmış bir işim olmadığı için dinlendim
biraz. Daha elimi yüzümü yıkamamıştım ki telefonum çaldı. Kardeşim olduğunu anladım. Dün oğlu
görev sırasında şehit düşen genç kızlık arkadaşımıza gitmeye karar vermiştik.Oğlu polisti.Şehit düşeli on beş günü geçmişti belkide.İlk günlerde arkadaşımızın gözü kimseyi görmezdi.Bizde onun acısına dayanamazdık bu nedenle aradan biraz zaman geçmesini bekledik.
Üç kız kardeş onun evinin nerede olduğunu biliyorduk ama hiç gitmemiştik.Sorarakta olsa bulduk evi.
Günler geçmesine rağmen arkadaşımızın gözlerinin yaşı dinmiyordu.Oğlunun çok iyi bir insan olduğunu eşine, çocuklarına ve çevresine hep güleryüzle sevecen yaklaştığını,herkes tarafından çok sevildiğini o
ölünce daha iyi anladığını. Cenazesine gelmeyen kalmadığını, iş adamlarından birlikte görev yatığı arkadaşlarına dek herkesin geldiğini hatta oğlunu hiç tanımayan ama onun iyi bir insan, iyi bir polis olduğunu duyan ikisi de yüksek yerlerde olan bir karı kocanın de geldiğini söyledi. Oğlu çayı çok severmiş. Bize ikram edilen çay ne kadar boğazımıza durmadan geçti siz tahmin edin.
Arkadaşımızla birlikte bizimde gözlerimizden yaşlar geldi.Oğlu henüz kırk yaşındaydı ve çok sevdiği üç çocuğu ve eşi vardı. Anne baba öylesine üzgün.
Beni daha sonra düşündüren iyilik kavramı oldu. Herkese birden hoş görünebilir, iyi olabilir mi insan.
Mutlak birini mutlu ederken kırıktır diğer taraf. Ve görevi nasılsa silâhlarla ilgiliymiş. Silâhlarla, iş adamlarıyla. Gerçekten tam anlamıyla ne iş yaptığını anlayamadım. Bir evin çatısında silâh olan bir yere baskın mı yapacaklardı. Bir yerden bir yere atlarken, belkide kıl payı boşluğa düşerek hayatını kaybetmiş. Annesi olan arkadaşımız, oğlumun görevini biz de tam bilmiyorduk. Kendisi çok sevilen bir polismiş. Yanında çalışan kimselerin yapacağı işleri bile alırmış üstüne. Oysa çatıda yanında yardımcı kişiler varmış. Kendisi öne çıkmış.
Herkese evet demek, herkese mavi boncuk vermek mümkün mü?
Bence insan güçlü olmalı her koşulda. Hayır demeyi bilmeli.Sonra birilerinin kullandığı bir piyon da olabilir insan. İnsanın doğruları olmalı ve o doğrular üzre sapmadan yürümeyi bilmeli. Benim erkek kardeşim Ankara belediyesinde itfaiyeci. Doğruyu doğruda kim olursa olsun söylemeden sakınmaz. Onun da sevenleri var. Oysa adeta iş hayatında sürülmediği yer kalmadı. Dokuz köyden kovuldu anlayacağınız ama neyse o olmaktan asla taviz vermedi.Kimseye boyun eğmedi.Peki istediği yerde mi?
Evet istediği yerde. Azınlık bir takım ondan yüksek yerlere gelenler bile dürüstlüğüne söz söyleyemez.
O bir üst olamadı gerçi. Yine de yaptığı işi gereğince yaptı. Çalışma hayatı boyunca hiç tatil yapmadı. Yangınlarda canı çıktı, gık demedi. Ödülünü doğru ve dürüstlüğünden alacak. Ona paye verecek arkadaşları ve hayat.. Herkese karşı iyi olamadı ne olduklarını bile bile, boyun eğmedi.
Herkese birden iyi olursanız, ortada yanlış olan bir şeyler var demektir. Şu var ki, iyilikle yapılabilir şeyler de gözardı edilmemeli. Ne derler: Tatlı söz yılanı deliğinden çıkarır..
23. 04. 2015 / Nazik Gülünay