Oysa;
“Başını öne eğdirmem” diyendi yüzümü yere düşürüp giden..
Olduğu gibi kalmıyordu insan,ya da göründüğü gibi değildi hiçbirşey..Anlamını yitirmişti duygular ya da anlamsızdı herşey..
Az sevmeyi bilmedim hiç, bu denli incinmişliğim çok sevdiğimden..Oysa benim kendimi hiçe saymışlıklarım vardı ona olan sevgimden.
...
Devamını oku »
Hiçbirinde de, irade-i cüzziye bulunmaz. Çünkü; sevk-i ilâhi ile ve en rantabl bir şekilde; çalışır, yaşar ve ölürken de verilen görevini, ne fazla ne eksik; tam olarak yerine getirerek, varlık alêminden, yokluk alêmine giderler.
Yalnız; insanlar, melekler, cinler ve şeytanlar ve Şeytan; yukarıdaki adı geçen kanundan istisna tutularak; Dünya’da, öldükten sonra da, Ahiret’te (bir kısmı cennette ve bir kısmı da cehennemde) ebedi olarak yaşamaya devam ederler.
Hem Dünya ve hem de, Ahiret yaşamında; yaşayacağı hayatının kalitesini tayin hakkına sahip olan cinler ve insanlardan, yalnızca insanlar; bütün mahlûkatın efendisi olarak yaratılmıştır. Bunun haricinde de, bir çok sonsuz ödül ile de ödüllendirilmiş ve en mühimi de, irade-i cüzziyesini kullanmak için; “akıl, fikir, zeka, mantık, hıfz, şuur, basiret, feraset, kalp, gönül, duygu, his.. vb.” bir çok hassa ile de donatılmıştır.
Yaratan; bütün bu lütûflarına karşılık, insanlardan bir tek şey istemektedir. Akl’ını kullanarak ve niçin yaratıldığını idrak ederek; KUL’luğunun farkına varması ve bu şansı (fırsatı)Dünya aleminde yaşarken iyi kullanması. Yani, “yaratılışının gayesini çözmesi!.” ve ömrünü, "boşu- boşuna" geçirmemesi... Bahşedilen bu lütufları değerlendirebilmek için, yaşaması!.. Adına “Rabb'e kul’luk, tüm mahlukata hizmet ve bu arada çekilebilecek olan sıkıntılara fedakârlık..” denen, bir ilâhi zevki tatması!..
Peki, ya sen !.. Sen de, emrine verilmiş olan bu lütüfların bir veye bir kaçının hiç farkına vardın mı? Bu ilâhi zevkleri hiç tattın mı? İlâhi sarhoşluğun nasıl bir şey olduğunu hiç denedin mi? Ya! Sen, nasıl yaşarsın? Evet, Ya! Sen.. sen, ne için yaşarsın?.
...
Devamını oku »
Sevenlere de içine katar,
Birlik, beraberlik içinde toplar,
Onu sabırla sûkutunda harmanlar,
Bal arısı diline tatlı bir öz koyar,
Dudağından adı "söz" olan kelebek uçar,
...
Devamını oku »