ben öylece izliyorum,
sanki uçan, kanattan düşen gölgem,
düştüğü yerde salınan,
salınırken eski bir paspas gibi silkelenen,
...
Devamını oku »
Bir öksüzün ana hasreti gibi
İçimde bir ukde kaldı bu sevda
Leyla’yla Mecnun’un vuslatı gibi
Bilinmez bir vakte kaldı bu sevda
...
Devamını oku »
dişlerimle dudaklarımı aşındırıyorum
alıştım artık bazı şeylere
ağlayamamak artık bazı şeylere üzüyor beni
kendimi yağmur damlaları bulaşmış camlarda arıyorum
her damlayı kendim sanıyorum
...
Devamını oku »
Zaman, durdurulması imkânsız bir nehir gibi akıp giderken, geride bıraktığı tortularda en çok canı yananlar, geleceğe dair heyecanlarını o nehrin sularına düşürenlerdir...
Bugün pek çoğumuzun yüzündeki o gölgeli ifadenin, gözlerindeki o sönük ferin tek bir adı var," Geçmisin karanlığında kaybolan umutlar"
İnsan, doğası gereği yarını hayal ederek yaşar. Çocukken kurduğumuz o devasa, rengârenk hayaller, büyüdükçe hayatın sert kayalarına çarpa çarpa ufalanır. Bazen ekonomik bir kriz, bazen kırılan bir güven, bazen de sadece "coğrafyanın kaderi" dediğimiz o görünmez duvarlar, bizi yarınları düşünmekten alıkoyar. Derken bir bakmışız, geleceğe bakması gereken gözlerimiz, sürekli geçmişin muhasebesini yapar hale gelmiş....
...
Devamını oku »
yum gözlerini yitir kendini karanlıkta
gözkapaklarının kırmızı yaprakları altında
gömül vızıldayan sesin
düşen sesin halkalarına
...
Devamını oku »
Semâ-yı âlîye pervâz eden ukâb olmak isterim
Kafes-i gamdan çıkıp kartallar gibi uçmak isterim
Ne tâc u taht-ı cihân cezb eder bu zar gönlümü
İzzet ile hürriyet evcinde kanat açmak isterim
...
Devamını oku »
o uzak ve karanlık bilinmezlere doğru,
sen karanlıkla dost oldun,
bense geceye adadım artık kendimi,
ayaklarım hala geceleri adımlıyor.
...
Devamını oku »
Telleri kopuk,içi oyuk bir sazım
Dut yemiş bülbül olmuşum
Kimselere gitmiyor benim nazım
Mavi göğü dolduran yıldızlar arasında
Dolunay gibi kalmış yapa /yalnızım
...
Devamını oku »
Zalim gan kusturdu gan uşağlara
Günahsız uşağlar gurban seçilir
Ganlı yaş axıttı can gucağlara
Filler tepişende çimi ezeller
...
Devamını oku »
Düşünüyorum da geceyi bölen bu sessizlikte: kalp aslında gitmemeli hiç kimseye, kalmalı kendi evinde. Belki de sırf bu yüzden, uslu dursun diye konmuş o karanlık göğüs kafesine; sıkıca kapatılmış parmaklıklar ardına, bağlarından boşanıp bilinmeze kaçmasın diye. Ama seni görünce meretin nasıl uçası geliyor, nasıl sığmıyor kabına o deli muamma; kanatıp göğsümü kanatlanmak istiyor, sanki tüm zincirlerinden kurtulmuş gibi bir anda. Kabuğun altında duran her şey böyledir belki: yarılana kadar sakin, yarıldığı an bütün odayı dolduran.
Bugüne kadar sevdiğim ne varsa şu dünyada, ne biriktirdiysem ağrısıyla; ilk biberonumdan dudaklarımda kalan o eski sıcaklıktan odamın kuytu köşesindeki boyası çıkmış oyuncaklarıma, sayfalarını koklayarak çevirdiğim kitaplarıma, yırtılana kadar üzerimden hiç çıkarmak istemediğim o sarı tişörtüme, defalarca izleyip doyamadığım filmlere, gece yarıları defter kenarlarına gizlice karalanmış o büyülü dizelere ve yağmurda sığındığım o kimsesiz kedilere, annemin önüme koyduğu sıcak bir yemeğe ve bir zamanlar yanımda duran, durdukları yerin soğuduğu tüm o sevdiğim insanlara...
...
Devamını oku »