1
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
1277
Okunma

esmer teninden buğday başakları dererim
anadolu’sun sen yitirilmişliğimin orta yerinde
elektrikle tanışmamış yörük yüzüyüm sana bakanda
şaşkınlığım ellerimin içinden adımlarıma sıçrar
çiğdemin tadını bilen bir köylü çocuğuyum
hangi bayırı, hangi kaya dibini şenlendirir o mahcubiyet
küçücük yumrusunda neler biriktirmiş bir kış boyu
bir çiçekte gizlenen o şenliği bir garip utangaçlıkla hatırlarım
yürürüm ufkun dalgınlığında senin düşlerine
ayağımda tenimi ısıran yün çorap sıcaklığı
nenelerin iy’inden geçerken vakitler
hikayelerle şenlenen kış gecelerini söyler
ellere silinmeyen resimler çizen gün ötesi susuşlar bilirim
ey sevgili, ey canan-ı mutlak
yeşilırmak’a benzer bizim özlemlerimiz
hele kalksın üstümüzden beyazın esareti
bend mi dayanır bizim yüreğimize
gölgeleri yutar, gurbeti dize getiririz
hele sevilmek varsa toprağında
biz yarimizi vatan deyip severiz
ali rıfat arku
06/02/2016
istanbul
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.