1
Yorum
12
Beğeni
0,0
Puan
1331
Okunma

Seyyar laf s’atıcılar geçerdi
Dibi tutmuş çay kokan daracık sokaklarımdan
Tezgâhlarında
Okuma yazması olmayan şâirlerden
Rast perdesinden Segâh şiirler
Kapattı
Ahşap çerçeveleri dökülmüş penceresini
Bahtı esmer kadın
"Bir bahar akşamı rastladım size"
Çalıyordu radyoda cızır cızır
Rast gele çekti perdelerini
Karanfil kokan dilini
Kapı çarpmalarına sıkıştırmış
Hâyâl dolusu
Sandık lekeli
Bir yalnızlığın sesli düşmesiydi bu
Koca şehirin gramer lügâtlarına
Ki
O vakitlerde
Yüreğimi mızrak uçlarına geçirmiş
Hakem’i riyâkâr
Hakem’i sahtekâr
Asi bir nehir geçerdi içimden yokuş yukarı
Hayat Bilgisi’nden öğrendiğim
Tüm tabiât olaylarını inceleme bantlarıyla çeviren
Kalıplı bir mef’ûlun dudak izi alnımda
Dişlerim arasında övüttüğüm
Damağımla dövdüğüm
Ne çok kelime birikmişti oysa yutağımda
Yutması ne zor kelimeleri
Yutkuna yutkuna sindirmiş oysa
Bu deli dîl-i deryam
Ahh Yâr
Benden gidip
Gayrıya yâr olan Ağyâr
Nakarat bellesem ömrümün geri kalanlığına
Zirgüleli Hicâz makâmında Biz’siz sevdanı
Bir Hakkâk hüneriyle
Ve
Ucu körelmiş Burin darbeleriyle hakketsem
Ağrılı kelâmlarını parmak uçlarıma
Ki
D’okunduğum her yerimde
Onulmaz
Sağalmaz yaralar açsa
Düşük yapsa avuç çizgilerime
Bir tûfân ortası unutulan
Tarûmâra râm zavallı alınlığım
Ağlamasam lirik irik
Yakınmasam Hüzzâm şivân
Sızlanmasam zâyi ziyân
Senden yadigâr sayıp her kederi
Hatırât farzedip içli ah çekmelerimi
Katre katre gizlime akıtsam