6
Yorum
17
Beğeni
5,0
Puan
1266
Okunma

Son arzum dersin de ölmeden
Yüreğinden usulca süzülen
Ve billurlaşan hangi nazenin?
İstanbul’u görmek senin tüm derdin
İsli bir gecenin ardından tan vaktini bulurum
Ey güzel İstanbul’um!
Hayallerimin şehri
Bir nevi fetişizm mi?
Ne gam!
Dünyevi bir mistik onda
Gönlümün kuytularında saklı hisler demini alır
Aheste nağmeler yankılanır kulaklarımda
Bir kent düşünün ruhaniyetli
Bir romandaki simge misali
Tarih, doğa, kâinat bir başka ahenkle
Aşka davet eder nevi beşeri ince bir taksimle
O zamanlar öyledir mübarek
Tramvay ve troleybüslerde yolculuk yapmak elzem
Hangi alem yükselirdi eski zamanlardan?
Boğazım, martılarım, sırtlarım olmadan
Ağrımaz mı sırtlarım en ruhsalından
Meydan aldığım sırıtık bir dünya
Sırt sırta insanlarla örülü orda yaşam
Kimine keder yükler de hani, bana keyfe keder
Bir kent ki hatırlatır maziyi
Kendi mazim canlanır beraberinde
Bir yazlık sinema hayali yürekten
Ne ferah günler saklar o anılar denizi dip bucak
Bir tarihi camiye uzanıverir de gönül
Bir eski mezarlıktan taşan hüzün gam yükü değil
Tarihi yarımada da dopdolu bir günün ardından
Martılar vapurları selamlar, vapurlar martıları
Kumsal çay bahçesinin dili olsa neler söyler meçhul
Göklerde seyreden ay yitip giden zamanlarla malul
İstanbul en güzel nereden izlenir acep?
Gönül penceremden akseden fotoğraflar nece?
Kuşbakışı bir mekânda yaşanan gece sultan-ı yegâhtır
Bir inci gerdanlığa emsal ancak Çamlıca’dır
Mehtaba çıkalım der gönül haydi öyleyse
Bir serapla eşdeğer bu insanın tüm ömrünce
Sofrayı şahane budur tapılası
Yarımada, haliç ve boğaz el sallar uzaklardan
Bir büyülü kent, her mevsime kucak açar da
Sımsıcak yürekler ışığını saçar haz dolu
Son arzum derim de ölmeden
Bir ses yükselir benliğimin derinliklerinden.
L.T.
5.0
100% (19)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.