25
Yorum
82
Beğeni
5,0
Puan
2024
Okunma

+
ey gidi sarı kavak
döktün yaprağını yine bak
demedim mi?
geldi kış
soldu çiçek
kar da ha yağdı, ha yağacak
ya bu gecenin kıçına
ya o gecenin kıçına
ey gidi son nüsha
yazmadı mı kalem
silinmedi mi söz
denmedi mi tükenmez
edebine, haysiyetine
şerefine, gelmişine geçmişine…
kalkmazdı girmeyecek ise bir yerine
kılıç kınından
kalem kutusundan
don da durmuyorsa
yağıp duruyorsa kırağı ile bir
atıp odunu sobaya
yazı beklemeli
bil istedim bilmezsin diye
kış gelmiş ise
silinmez evin ne camı, ne de damı
azar sonra
ananın da bacının da romatizması
öğüt, öğüt
değirmen taşı mübareğin kalçası
iki dudağın arasından çıkardı oysa
harbi insanın kelamı
ne un serdik hocaya
ne de borç verdik kazanı
ne doğurur, ne de ölür, öldürür
inan bak yedi sülalen bir araya gelse
o göle bu maya tutmaz ama
bu .ah seni tutar diye
hani alma mazlumun ahını diye
korkutmadı mı dedem korkut
soyun sopun duymadı mı
yıkanırken sabunu, suyu
öğrenememişsen sen hala gusülü
bilmiyorsan hala usulü
diyem dedim mertin küfürü
namertin öğütünden evladır
+
5.0
100% (64)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.