14
Yorum
22
Beğeni
5,0
Puan
1692
Okunma

Besmelesiz başlıyor bu kentte
Dün artığı kenevir tohumlu sabahlar
Yorgun, kırgın, suskunuz biraz
Birazdan, az önce
Seni seviyorum dedi kadın
Sustu adam,
Hep ağladığım mutlu sonlara inat, sustu
İçinden koşan kelimeler vurulmuştu
Belki de hepi topu bir kuştu…
Terkisinde geçmiş zaman sevdaları
Tozu dumana katıyordu
Hasretin sabrı taştı
Vuslatın boyu arşı aştı
Kalbimin sınırında bir hiç uğruna
Aşkı vuruyor, kurşunlar aşkı
Bu kent gibiyim işte
Zıvanadan çıkan hayallerimin yok önü arkası
Haddim gri bir bulut tarlası
‘’Kuşlar diyorum kuşlar ‘’
Uçun ne olur aşın haddimi, ağaçları bahardan kalma ömrüme
Ölüm nasılsa kerevetine erecek
Gökten o üç elma belki de hiç düşmeyecek
Oysa bir elmaydı soframızda cennete dair tek gerçek
Gerçekten az önce;
Bir dilim elma takılıyordu kalbimin boğazına
Portakalı soyuyorken Mecnun
Başucunda Leylanın öldüğünü görmeden
Bir yalan uyduruyordu şiirden..
Bir düşün sabahına serilen sıcacık bir günaydın gibi
Yazıp yazıp yarıda bıraktıklarım gibi
Az sonra öperek uyandıracak annemin kalbi gibi
Gibilerden berhudar bir masal daha ağlayacaktı
Çok bilinmeyenli bir sevdanın cevap kâğıdında
Ölümü öp ölürsen dedi çığlıklar dolusu aşk
Besmele çekip yemin etti serçeler
Sabahı kirli şehrin tam ortasından kuş hecesi ile uçup
Sonra yanağına kondu kadının
Sonradan az önce;
Seni seviyorum dedi adam
Yıkıldı şehirler, yıkıldı dünya harbi harbi
Bir âmin nazlı salınışıyla doldururken aşk merasimi ile kalbi
Telli akşamlar yalnızlığı yendi
Seviyorduk yine de biz bize benzeyen bu kenti
Ömür gibi, aşk gibi, yağmur gibi
İnadına katıyorduk içimize içimizi az, az
Öyle yorgun, öyle masum, öyle suskunduk biraz…
Yasemin Demir 2015 ağustos ayı notları
5.0
100% (18)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.