8
Yorum
11
Beğeni
4,8
Puan
1823
Okunma
Duvardaki resme mahzun bakarken
Gel, etti ruhuma doğduğum toprak
Hüzünlerim yüreğime akarken
Sanki dallarımdan düştü son yaprak
Gözlerimi yumdum, daldım hülyaya
Kuzu yaydım, tepe, çayırlarında
Adeta yeniden geldim dünyaya
At koşturdum ova, bayırlarında
Baharda fışkırır doğa topraktan
Misk-i amber ile kokar gün boyu
Hayat tazelenir daldan yapraktan
Başlar canlıların düğünü toyu
Çiğdem, nevruz, sümbül, gelincik, lale
Yamaçlara hayat verir renk katar
Gül dalında bülbül sesi şelale
Gönüllere şifa ve ahenk katar
Yazın bir cenk başlar, yaşam yolunda
Bıkmadan savaşır, insan her yaştan
Güç iki kolunda, azim solunda
Ekmeği çıkarmak uğruna taştan
Orak ile ekin biçmek ne zahmet
Yoğun çalışmaktan, benizler solar
Hak nasip eder de, yağınca rahmet
Kendine yetende, gözler yaş dolar
Buğdayı başaktan ayırmak için
Düvenin üstünde güneşte kaldım
Pilavı tavadan taşırmak için
Ben piştim evvela nar gibi oldum
İşte böylesine, zahmet demeden
Karıncalar gibi çalışmak vardı
Namert kapısında minnete giden
Aymazın hanesi dikendi, hardı
Babam, anam yurdu, evim otağım
VEYSEL gibi meftun idim dostuma
Gece, gündüz kara toprak yatağım
Yıldızları yorgan yaptım üstüme
Yaz gününün, evi, barkı, ocağı
Büyük, küçük yaylalara çıkıldı
Hayat dolu dağı, köşe, bucağı
Onun için türküler de yakıldı
Bir yel esse yüce dağdan ovaya
Keklik sesi önü sıra coşardı
Sürü akşam döner iken yuvaya
Körpe kuzu anasına koşardı
Çoban dertli, kaval ondan yaralı
Nağmesiyle sızlar burun direğim
Yıllar yılı senden uzak duralı
Yaylam seni çok özledi yüreğim
Kör Mamo’nun berisinde Peyler var
Hamzacıkpınarı mihmandar yola
Göçyolağzı, devamı Ulupınar
Gavurkanı, Oluklu en son mola
Hayat vardı yaylanın her birinde
Cıvıl cıvıl geçti eski zamanlar
Şimdilerde hoyrat gezer yerinde
Yıkılmış bacalar tütmez dumanlar
Çalgan var nihayet köyüme nimet
Bir dua et niyaz ile taşına
Unutma beni de eyle bir himmet
Selam söyle toprağına, taşına
Bulgur, peynir, yağı tamam edince
Artık sakinleşir, köydeki yaşam
Kışa hazırlanır herkes kendince
Güze ağam derler, kışa da paşam
Kışa sorsan, “gardaş, memleket nere”
“Aslım Erzurum’dan, evim Sivas’ta”
“Hele de Divriği, görsen bir kere”
Ondan ayrı kalan ömrünce yasta
Her bir metresinde hatıralar var
Silsen silemezsin, unutmak olmaz
Gitmeye arzum var, çıksın mantarlar
Umarım dileğim mahşere kalmaz
Ondokuz Mayıs’ta köye varınca
Dağı taşı gezip haz duyacağım
Kör Mamo’nun yollarına sarınca
Anamdan, babamdan ses duyacağım
Gaipten seslenip gülümseyecek
Saçımı okşarken, can ağaçlarım
Biz de çok özledik oğlum diyecek
Çağlayacak pınar gibi yaşlarım
Benim sadık yârim kara topraktır-AŞIK VEYSEL
Kuzu yaymak: kuzu otlatmak
At koşturmak: ata binmek
15.03.2015
5.0
92% (12)
3.0
8% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.