26
Yorum
27
Beğeni
5,0
Puan
2719
Okunma

Kervana katılanlar:
1 – Mücella Pakdemir
2 - Sami Biberoğulları
3 - Mustafa Şahin –gezgin
4 - Salih Özel Nebioğlu - Şair Evren-i - 2 şiir ile
5 - Hekim Karaca - Karacaoğlan
6 – Osman Nurani
7 - Emine Uysal
8 – Bekir Odacı
9- Mostar01 - Bir dörtlük ile
Devamını bekliyoruz arkadaşlar. Beni de haberdar ederseniz sevinirim. Hem sayfamın hikaye bölümüne diğer şiirlerin sırasına ekleyeceğim. hem de bu kervan şiirlerini kitaba dönüştürmek istiyorum inşallah ileride. Son derece güzel şiirler yazıldı çünkü.
+++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++
ESKİDEN-YANİ ÇOCUKKEN- YANİ YARIM ASIR ÖNCE
Ayrı gayrı nedir asla bilmeden,
Kardeş kardeş yaşar idik eskiden.
Memleketi kırk parçaya bölmeden.
Aynı yöne koşar idik eskiden.
Hiç bilmezdik öyle pahalı mama.
Arkamızda, önümüzde bin yama.
Sokakların fatihiydik hep ama.
Duvarlara işer idik eskiden
Çerkes Suna saçlarını tarardı.
Seta dersen her gün fındık kırardı.
O kalçalar akla ziyan, zarardı.
Çocuk ama kaşar idik eskiden.
Yorgo usta kundurayı çakardı.
Temel dayı hep balığa çıkardı.
Babam, Evniki’ye fena bakardı.
Bu ahvale şaşar idik eskiden.
Görmeyelim hele saçları sarı.
Bakar idik aşağıdan yukarı.
Hayal bu ya alır idik yüz karı.
Ellisini boşar idik eskiden.
Varujan’la papazları sulardık.
Camiden de tesbih filan çalardık.
Teravih’i kaçırmazdık. Kılardık.
Bir acayip beşer idik eskiden.
Dalga geçer idik Pomak Sıla’yla.
Piknik yapar idik Nazlı Hala’yla
Yoğrulsak da bin bir türlü belayla.
Her sorunu aşar idik eskiden.
Vara yoğa sinirlenip söğmezdik.
Fukarayı kapımızdan koğmazdık.
Cıva gibi kabımıza sığmazdık.
Kalıplardan taşar idik eskiden.
Zarar ziyan olurdu idi bayağı.
Bu yüzden de yerdik baba dayağı.
Kırardı kolu, kafayı, ayağı.
El ayaktan düşer idik eskiden.
Lezzet vardı Laz Ayşe’nin aşında.
Dolanırdık Kürt Hazal’ın peşinde.
Bekler iken tandırların başında.
Ekmek ile pişer idik eskiden.
Sami der ki yoktu asla farkımız.
Yavaş ama döner idi çarkımız.
Hep dostluğu söyler idi şarkımız.
Türkülerle coşar idik eskiden.
Sami Biberoğulları
+++++++++++++++++++++++++++
ESKİDEN
Ne feysbukta dürtülür, ne mesaj atılırdı
İletişim ıslıkla kurulurdu eskiden
İnsani ilişkiler biraz abartılırdı
Büyüklere hal-hatır sorulurdu eskiden
Ne kafada pas vardı, ne beyinde arıza
Dilekler tutulurdu kayıp giden yıldıza
Barda pavyonda değil, delikanlı genç kıza
Bir çeşmenin başında vurulurdu eskiden
Ne doğum günlerinde, ne de ondört şubatta
Trip henüz yerini almamıştı lügatta
Kapris falan da icat edilmemişti hatta
Kız da aşkından yanar kavrulurdu eskiden
Kökünden kırılmazdı tutunduğumuz dallar
Mutlu sonla biterdi anlatılan masallar
Kadın akşama kadar ekine orak sallar
Karnında bebek bile yorulurdu eskiden
Kimse karıştırmazdı siyaseti dinine
Ölünce dubleks villa yaptırmazdı sinine
Komşunun karısına, kızına, gelinine
Kötü gözle bakanlar kör olurdu eskiden
Mustafa Şahin
gezgin
+++++++++++++++++++++++++++++++
ESKİDEN
Dövenle yapardık ekin harmanı
Yabayla savurduk yelde samanı
Şimdi bilmiyorlar kirkit mazmanı
Yününü tarakla tarardı nenem
Kap kacak dizerdik tahta tereğe
Samanı basardık büyük mereğe
Eyvallah etmeden zalim feleğe
Başını yazmayla sarardı nenem
Tarlaya suyu ederdik gavar
Korucu elinde mastayla kovar
Akşam olup köye gelince davar
Gelmeyen koyunu arardı nenem
Sofraya koyardık bir kıylı çorba
Sırtımızda çokça yamalı urba
Yinede doluydu buğdayla torba
Ağzını gırnapla sarardı nenem
Tereyağı sürdük somun ekmeğe
Yarpuz çamanığı kattık yemeğe
Kirman ile yün ipliği örmeğe
Yününü koluna dolardı nenem
Öküzleri koştuk çift’e sabana
Köyün ebesiydi Hatice ana
Şimdi elektirik dursun bir yana
Ateş için kibrit arardı nenem...
Katığı kalaylı tas dan içerdik
Tarlamızı orak ile biçerdik
Hediği kaynaatır bulgur çekerdik
El taşında kendin yorardı nenem
Hodaklar malları bekler yazıda
Bilsen,ne tat vardı yeşil pazıda
Yemliği kahmutu toplar yazıda
Dolmayı pazıyla yapardı nenem
Güveye yardımcı olurdu sağdıç
Mazu yapmak için arardık ardıç
Fırın süpürmeye yarardı parduç
Hamuru teknede karardı nenem
Fırıncının hakkı bir golot ekmek
Katıklı çorba mı? en tatlı yemek
Gençlerimiz bilmez herle ne demek
Haşılı süt ile katardı nenem
Salih Özel Nebioğlu
Şair Evren-i
+++++++++++++++++++++++++++++++
ESKİDEN 2
Kar çok yağar bacaları kürürdük
Yol kapanır zar zor yayan yürürdük
Çalıları peşimizden sürürdük
Davarın yolunu açardı DEDEM
Köy içinde kuzu koyun melerdi
Fırın yakmak için unlar elerdi
Çoluk çocuk mal peşinde yelerdi
Tosunu çoroşa koşardı DEDEM
Sabana çift öküz kotana çoroş
Ne güzel günlerdi coş allahım coş
Bahara çıkardık ambarlar bom boş
El taşın da bulgur Çekerdi DEDEM
Ceryan yoktu gaz lambası yakardık
Gazı biter birez erken yatardık
Yakarken de hep hekiya satardık
Cennet çubuğunu bölerdi DEDEM
Bir yatak da üç beş çocuk yan yana
Sarılır yatardık bizler can cana
Kimisi derdi ki çekil oyana
Cıhıza birez de kızardı DEDEM
Düğünler olurdu üç gün üç gece
Düğünde yapardı köylü imece
Oyunlar oynardık hem gündüz gece
Bazı oyunları bozardı DEDEM
Öküz arabasında sapı taşırdık
Tekerini çok taşlardan aşırdık
Hayvanları kaşağıyla kaşırdık
Yarayı kalemle yazardı DEDEM
İnekler davarlar gelmezdi bazı
Bunların sahibi olurmu razı
Gider bağlatırdık hemen kurt ağzı
Sabah erken kalkar çözerdi DEDEM
Salih Özel Nebioğlu
Şair Evren-i
++++++++++++++++++++++++++++
İnsanlar diyor ki değişti zaman,
Üstümüze çöktü bir kara duman,
Böyle gider ise halimiz yaman,
Değişen biz miyiz yoksa zaman mı ?
Mostar01
+++++++++++++++++++++++++++++++
ESKİDEN
Bir kahvenin kırk yıl hatırı vardı.
Gönülden gönüle huzur yağardı
Kadınlar türküyle inek sağardı.
Bir başkaydı bizim eller eskiden
Derelerden coşkun sular akardı
Kızlar kıyısında halı yıkardı.
Menekşeler bile başka kokardı.
Sevgiyle açardı güller eskiden.
Oğul babasına hiç karşı çıkmaz
Baba da oğluna şefkatten bıkmaz
Ailede kimse harama bakmaz
Helali anardı diller eskiden.
Kurudu dereler, küsmüş, akmıyor.
Güller artık burcu burcu kokmuyor.
Dosta selâm versen dönüp bakmıyor.
Böyle değil idi haller eskiden.
HEKİM,im bak şimdi çaresiz kaldık.
Hak yolu unutup gaflete daldık.
Kendi kendimize yabancı olduk.
Cennete çıkardı yollar eskiden
Hekim Karaca
Karacaoğlan
+++++++++++++++++++++++
ESKİDEN
Her evin taş duvar bir avlusu vardı
Tavuğu-köpeği gezerdi eskiden
At arabasından yol kağnısı vardı
Sahibi süsleyip bezerdi eskiden
Zengin olanların dam odası vardı
Her obanın büyük bir ağası vardı
Kurulan sofranın çok duası vardı
Fatihalar dilde uzardı eskiden
Ekinler tırpanla vurup biçilirdi
Su toprak testinden kuyup içilirdi
Düğünde dernekte şeker saçılırdı
Kapmak için toprak tozardı eskiden
Irmaklardan berrak suyumuz akardı
Kıyısına herkes nebatat ekerdi
Çiftçiler kağnıyla gübreyi çekerdi
Ekinler boy verip azardı eskiden
Radyosu olanlar ajansı dinlerdi
Varsa eğer ilân dellallar ünlerdi
Dostlarım o günler çok güzel günlerdi
Meramı daktilo yazardı eskiden
Bayramlarda gençler bol bol el öperdi
Gözü açık olan parayı kapardı
Usulca kestirme bir yola sapardı
Burun iyi koku sezerdi eskiden
Büyükleri sayar, küçüğü severdik
Birdirbir oynayıp evlere dönerdik
Toprağın içine peyniri gömerdik
Yemeyene ne çok kızardık eskiden
Yiğid olan yiğid adamca oynardı
Kazanlarda pekmez iştahla kaynardı
İner-inmez herkes ekmekle banardı
Topluca bağları bozardık eskiden
NURANİ eskinin özünü severdi
Dedenin-ninenin sözünü severdi
Baharı, kışını, yazını severdi
Eşi-dostu alıp gezerdik eskiden
Osman NURANİ
++++++++++++++++++++++++++
Eskiden
Koca evde yapyalnız dolaşırken düşündüm
Dokuz kardeş bir evde otururduk eskiden
Bir ekmekle bir hafta dalaşırken düşündüm
Günde iki somunu götürürdük eskiden
Her sabah kahvaltıda tarhanaydı çorbamız
Bayramlarda neşemiz basma pazen urbamız
Uzak yakın demeden gelse de akrabamız
Çekinmeden köşede yatırırdık eskiden
Büyüklük taslamazdık aklımız nefsi yendi
Öyle kibarlık yoktu bereket kaçar dendi
Her öğünde ortada koca tabaktan yendi
İştahla lokmamızı batırırdık eskiden
Bir kitabı kardeşler okurduk sıra ile
Naylon poşet bilmezdik her renkten vardı file
Hastaya şifa olsa yüce dağdan kar bile
Engel falan tanımaz getirirdik eskiden
Emine UYSAL
+++++++++++++++++++++++++++++++
ESKİDEN
Saatin yerine horozlar vardı
Her evde büyükler namaz kılardı
Uyuyanlar bir bir kaldırılırdı
Çay yerine çorba vardı eskiden
Geceyi ışıtan gaz lambasıydı
Tencere çok lüks tü kazanlar vardı
Tabak bilmezdik hiç çanak sahandı
Çok kıtlık az varlık vardı eskiden
Başımızda eksik olmazdı bitten
Çamaşır yıkanır ayda bir küllen
Yamasız entari pek yoktu giyen
Çok emek az yemek vardı eskiden
Kara lastik idi ayakkabımız
Bulunmaz yenisi yok çorabımız
Açıkta başımız yoktu urbamız
Çok çile az neşe vardı eskiden
Tarlayı ekerdik el kazmasıyla
Ağacı keserdik el baltasıyla
Kütüğü biçerdik el hızarıyla
Çok güç sarfiyatı vardı eskiden
Sünni gübre yoktu her şey doğaldı
Her sebzenin meyvenin tadı başkaydı
Şimdiyse o taddan eser kalmadı
Çok güzel az çirkin vardı eskiden
Bekir Odacı
++++++++++++++++++++++++
Ağzından bal damlayan ne güzel insanlardık
Sevgilinin saçına zülüf derdik eskiden
Gözümüzle konuşur, gönlümüzle anlardık
Özü sözü tutana elif derdik eskiden
Biri ortak arasa yanmak için derdine
Bakmazdık ne gündüzün ne gecenin dördüne
Yalan bahanelerin sığınmadan ardına
Yetişip yokuşları düz ederdik eskiden
Bilirdik komşu muhtaç komşusunun külüne
Damat oğulla birdi; kızlar denkti geline
Kaynaşır, anlaşırdık, düşmezdik el diline
Neşede ve tasada beraberdik eskiden
İki üç gün sürmezdi; sevdamız ömür boyu
Sevmişsek fark etmezdi parası, pulu, soyu
Âşığın mâşukuna olmazsa olmaz huyu
Kıskanır, buram buram naz tüterdik eskiden
Evlât baba izinden başka bir yol seçmezdi
Helâl rızık kazanır, haram yiyip içmezdi
Hizmette kusur etmek hayâllerden geçmezdi
Annenin ayağına gül sererdik eskiden
Bir elin verdiğini ötekisi bilmezdi
Fakirler ağlıyorken tuzu kuru gülmezdi
Sen - ben ayrımı yoktu; topyekûn herkes, bizdi
Arkadaş hatırını çok güderdik eskiden
Adabımuaşeret kuralı gereğince
Oturmazdı küçükler büyüklerinden önce
Makbuldü selâm vermek ahbabını görünce
Muhabbet bağlarında aşk dererdik eskiden
Kaba saba değildik; ince ruh meziyetti
Yanı kırık, nahoş lâf, duyana eziyetti
Ezkaza yanlış yapsak özür sunmak diyetti
Nezâket lisanından taç örerdik eskiden
Küssek bile sırt dönmez, yüz yüze görüşürdük
Mendili kurutmadan, ilk fırsat, barışırdık
Başköşeye oturtur, ikramda yarışırdık
Kırk kişi bir ekmeği bölüp yerdik eskiden
Hiç kimsenin hukuku edilmezdi göz ardı
Dostun dosta güveni can bedeli kadardı
Sözden dönmek ayıptı; ahdin önemi vardı
Gününü beklemeden borç öderdik eskiden
Kaşla göz arasında nasıl değişti zaman?
Fitne fesat kol gezer; tahta kurulmuş güman
İnsanlar kötülükte şeytandan daha yaman
Bilseydik kabrimize tez girerdik eskiden
Mücella Pakdemir
KAYBOLAN DEĞERLERİMİZ VE UNUTTUĞUMUZ GÜZELLİKLER KONUSUNDA "ESKİDEN" BAŞLIĞI ALTINDA YENİ BİR KERVAN BAŞLATMIŞTIM. DAVETİME BİRBİRİNDEN GÜZEL ESERLERİYLE İCABET EDEN ŞAİR DOSTLARIM OLDU. ONLARI BANA ULAŞTIKÇA ŞİİRİMİN HİKAYE BÖLÜMÜNE EKLEMEYE DEVAM EDECEĞİM.
YÜREKLERİNE SAĞLIK DİYOR, KERVANA KATILAN VE SAYFAMA YORUM BIRAKAN TÜM DOSTLARIMA SEVGİ VE SELÂMLARIMI GÖNDERİYORUM.
5.0
100% (33)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.