Aldanma ha diliyle yanardağım diyene Bir avuç ateş iste söner bazı insanlar. Kanma ipek üstüne yünden aba giyene Yedi gülden sual et siner bazı insanlar...
Zaman işte şaşırtır garbını ve şarkını Bakarsın boşa vermiş bu hayatın kırkını. Ne kadar anlatsan da zor köprünün farkını Gene şeytan atına biner bazı insanlar...
Ruhundaki tecelli bilirsen etme hayret Anahtarı var ama bir dişin adı gayret. İşte yol, işte yolcu dikkatinle seyir et Deryadaki gemiden iner bazı insanlar...
Vuslata müştak olan şerbete dedi düğün Üç günlük seyahatı ruhuna saydı sürgün. Hakikat aynalarda desen nedir gördüğün? Hicretinden bihaber, döner bazı insanlar...
ÜNSÜZ...
Paylaş:
8 Beğeni
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
noktalamasında bence:) TDK'ya veya akademik türkçe'ye uymaz söyleyeceklerim de üç noktalar soru işraretleri virgüller fazla ve dahi gereksiz ve hatta mısra başlarındaki büyük harfler de küçük olsa zararı olmaz
sadece noktaları kullansak kafi. aynı kurandaki gibi ayetlerin arasını ayıran işaretler var ya noktaları da öyle görmeli
imla konusunda böyle düşününce acep fitne fesat mı çıkarmaya çalışıyorum diye de kendimi sorguluyorum
kah ben haklı oluyorum kah da tdk veya bu imla kurallarını koyanlar içimde
......
mevlana mesnevisinde veya ona ait bir menkıbede okumuş olabilirim
meaalen
adamın biri gitmiş başka bir dergaha lakin adam sarhoş... dergahın kapısından almamışlar.. o dergahın bağlı olduğu akım da aklımda da gıybete girer galiba isim vermek
neyse bu adam bulmuş mevlana dergahını kabul edilmiş.
neden diye sormuşlar mevlanaya neden onlar kabul etmedi de biz kabul ettik şeyhim diye.
demiş ki siz o adamın dünyevi haline aldandınız. rabbimiz onun halini bu dünyada göz önüne sermiş. peki bizim halimiz nasıl. bizim halimizde ahirette göz önüne bu şekilde gelirse ve biz kabul edilmezsek halimiz nice olur. belki sizin vesilenizle kurtulacak o adam da bu kötü alışkanlığından. bir de şu varki kabul edenler kapı açanlar çileye talip olurlar da o çileye nasıl sabredebililer bilemiyorum.
sonuçta kurulu bir düzeni var herkesin.. bu devrin en fakiri evvel zamanın krallarının elinde olmayan imkanlarla donatılmış.
ben rabbimi affedici biliyorum merhametlidir kullarını affetmek için bahane arar ve inşaallah kendimizi ve sevdiklerimizi sevenlerimizi affedilmesine nasip olacak ve islama uygun bahanelerle hemhal olmak dileğiyle ağam..
ALLAH taala yorulanı sever, gayret edeni sever dünyevi kardeşim... Zahmetsiz rahmet olur mu?... Gayreti olan insanın imanı var demektir...
Bazan kızdığım oluyor; evet iyi değil ama, ALLAH şahidim olsun ki, kızgınlığım ALLAH taalanın kelamına riayet ettiğim ve savunduğum içindir...
Gelelim şiire, 1. kıtaya mealen; Aşk, ya da o ALLAH taalaya olan sadakat, bir takım insanların diline vurmuş...Sözüne bakarsan alev alevdir, ancak hali buz dağlarına emsal.... Üstelik hilekarlık, içi başka dışı başka...Onun için, alta ipek üste suf denen koyun yününden abayı çektimi, al sana görüntüsü sufi oldu...Amma velakin sufi dediğin adamın, semadan haberi olur, ilmi olur....Oysa, bir soru sorarsın, üstelik gökten değil yerden yani yeryüzünden, yaşadığı ,nefes alıp verdiği, imtihan olduğu yerden bile haberi yok... "YEDİ GÜL" yer yedi kat olduğu için yeryüzüne "yedi gül" denir....
2. kıtaya mealen; Böylesi insanlara aldanırsan yönünü, istikametini, sağını solunu şaşırırsın...Zira, ahir zamandır ki, bu tip insanlar ziyadesiyle mevcut...Ömrünün yarısını vermiş, tam olgunluk çağıdır ki, kırk yaş ruhun olgunluk yaşıdır amma adam boşa vermiş kırk senesini...Üstelik, o kadar anlatırsın "zor köprü" sıratın kolay olmadığını fakat, yinede akılları hep şeytanlığa çalışır...
3. kıtaya mealen; insanı kıymetli kılan yani, "ahseni takvim" olmasındaki en geçerli sebeb, ALLAH taalanın" ruhumuzdan üfürdük" demesidir...Yoksa etin ve kemiğin bir kıymeti yoktur kardeşim...Kainatta herşeyde ALLAH taalanın isimleri tecelli etmiştir ki, bütün mahlukat "O" nun rahmeti ve isimlerinin tecellisi ile var olmuştur...İşte ruhların ezeli olmasa bile, hep diri kalacaklar, ruhlara ölüm yoktur...İşte bu diri kalmalarından ötürü, ALLAH taalanın "Hayy" isminin tecellisi ile hayat bulurlar... Bu anahtarı farz ile sünnetdir....Fakat o anahtarın dişlerinden bir tanesinin ismi gayrettir....Başka isimler de o anahtara dişli olur da, hece olunca bir tanesini sığdırdık... Ve dünya, göz önünde yol ve yolcular, şöyle bakarsın insanların haline bir çoğu boş işlerin peşinde....Hani , hasanı basri demiş ya; " dünya senin olsa ki ne, sen dünyaya kalmayacaksınki"...İşte yolu tamamlayaman insanlar, gemiden iner yarı yolda kalırlar....
4.kıtaya mealen; Gerçekten vuslatı özleyen, arzulayan ecel şerbetine "şeb-i aruz" demiştir...Biliyorsun , Mevlana celaleddini rumi, o ervah aleminden ayrılıp bu aleme gelişini gurbet bilmiştir, aynı zamanda oraya dönmek arzusu üzre çektiği çile ile burası ona sürgün gibidir...Bu ayrılığın acısını işte öyle, derinden hissedip yaşayanlar bilir... Ancak "bazı insanlar" dediğimiz şiire konu olan kişilere ise, bak aynaya ne görüyorsun dersin...Fakat onların ne göçten haberi vardır ne de hicretten...Yani ne nasıl geldiğinden ne de nasıl gideceğinden....
Yani şiirde anlatmak istediklerimiz bu kadardı....Demem o ki "dışı dolu görünen içi boş insanlar" .....
Bu arada bak hele, imla hatalarım olmuş mu?... Dosta emanetsin sevgilerimle...
noktalamasında bence:) TDK'ya veya akademik türkçe'ye uymaz söyleyeceklerim de üç noktalar soru işraretleri virgüller fazla ve dahi gereksiz ve hatta mısra başlarındaki büyük harfler de küçük olsa zararı olmaz
sadece noktaları kullansak kafi. aynı kurandaki gibi ayetlerin arasını ayıran işaretler var ya noktaları da öyle görmeli
imla konusunda böyle düşününce acep fitne fesat mı çıkarmaya çalışıyorum diye de kendimi sorguluyorum
kah ben haklı oluyorum kah da tdk veya bu imla kurallarını koyanlar içimde
......
mevlana mesnevisinde veya ona ait bir menkıbede okumuş olabilirim
meaalen
adamın biri gitmiş başka bir dergaha lakin adam sarhoş... dergahın kapısından almamışlar.. o dergahın bağlı olduğu akım da aklımda da gıybete girer galiba isim vermek
neyse bu adam bulmuş mevlana dergahını kabul edilmiş.
neden diye sormuşlar mevlanaya neden onlar kabul etmedi de biz kabul ettik şeyhim diye.
demiş ki siz o adamın dünyevi haline aldandınız. rabbimiz onun halini bu dünyada göz önüne sermiş. peki bizim halimiz nasıl. bizim halimizde ahirette göz önüne bu şekilde gelirse ve biz kabul edilmezsek halimiz nice olur. belki sizin vesilenizle kurtulacak o adam da bu kötü alışkanlığından. bir de şu varki kabul edenler kapı açanlar çileye talip olurlar da o çileye nasıl sabredebililer bilemiyorum.
sonuçta kurulu bir düzeni var herkesin.. bu devrin en fakiri evvel zamanın krallarının elinde olmayan imkanlarla donatılmış.
ben rabbimi affedici biliyorum merhametlidir kullarını affetmek için bahane arar ve inşaallah kendimizi ve sevdiklerimizi sevenlerimizi affedilmesine nasip olacak ve islama uygun bahanelerle hemhal olmak dileğiyle ağam..
ALLAH taala yorulanı sever, gayret edeni sever dünyevi kardeşim... Zahmetsiz rahmet olur mu?... Gayreti olan insanın imanı var demektir...
Bazan kızdığım oluyor; evet iyi değil ama, ALLAH şahidim olsun ki, kızgınlığım ALLAH taalanın kelamına riayet ettiğim ve savunduğum içindir...
Gelelim şiire, 1. kıtaya mealen; Aşk, ya da o ALLAH taalaya olan sadakat, bir takım insanların diline vurmuş...Sözüne bakarsan alev alevdir, ancak hali buz dağlarına emsal.... Üstelik hilekarlık, içi başka dışı başka...Onun için, alta ipek üste suf denen koyun yününden abayı çektimi, al sana görüntüsü sufi oldu...Amma velakin sufi dediğin adamın, semadan haberi olur, ilmi olur....Oysa, bir soru sorarsın, üstelik gökten değil yerden yani yeryüzünden, yaşadığı ,nefes alıp verdiği, imtihan olduğu yerden bile haberi yok... "YEDİ GÜL" yer yedi kat olduğu için yeryüzüne "yedi gül" denir....
2. kıtaya mealen; Böylesi insanlara aldanırsan yönünü, istikametini, sağını solunu şaşırırsın...Zira, ahir zamandır ki, bu tip insanlar ziyadesiyle mevcut...Ömrünün yarısını vermiş, tam olgunluk çağıdır ki, kırk yaş ruhun olgunluk yaşıdır amma adam boşa vermiş kırk senesini...Üstelik, o kadar anlatırsın "zor köprü" sıratın kolay olmadığını fakat, yinede akılları hep şeytanlığa çalışır...
3. kıtaya mealen; insanı kıymetli kılan yani, "ahseni takvim" olmasındaki en geçerli sebeb, ALLAH taalanın" ruhumuzdan üfürdük" demesidir...Yoksa etin ve kemiğin bir kıymeti yoktur kardeşim...Kainatta herşeyde ALLAH taalanın isimleri tecelli etmiştir ki, bütün mahlukat "O" nun rahmeti ve isimlerinin tecellisi ile var olmuştur...İşte ruhların ezeli olmasa bile, hep diri kalacaklar, ruhlara ölüm yoktur...İşte bu diri kalmalarından ötürü, ALLAH taalanın "Hayy" isminin tecellisi ile hayat bulurlar... Bu anahtarı farz ile sünnetdir....Fakat o anahtarın dişlerinden bir tanesinin ismi gayrettir....Başka isimler de o anahtara dişli olur da, hece olunca bir tanesini sığdırdık... Ve dünya, göz önünde yol ve yolcular, şöyle bakarsın insanların haline bir çoğu boş işlerin peşinde....Hani , hasanı basri demiş ya; " dünya senin olsa ki ne, sen dünyaya kalmayacaksınki"...İşte yolu tamamlayaman insanlar, gemiden iner yarı yolda kalırlar....
4.kıtaya mealen; Gerçekten vuslatı özleyen, arzulayan ecel şerbetine "şeb-i aruz" demiştir...Biliyorsun , Mevlana celaleddini rumi, o ervah aleminden ayrılıp bu aleme gelişini gurbet bilmiştir, aynı zamanda oraya dönmek arzusu üzre çektiği çile ile burası ona sürgün gibidir...Bu ayrılığın acısını işte öyle, derinden hissedip yaşayanlar bilir... Ancak "bazı insanlar" dediğimiz şiire konu olan kişilere ise, bak aynaya ne görüyorsun dersin...Fakat onların ne göçten haberi vardır ne de hicretten...Yani ne nasıl geldiğinden ne de nasıl gideceğinden....
Yani şiirde anlatmak istediklerimiz bu kadardı....Demem o ki "dışı dolu görünen içi boş insanlar" .....
Bu arada bak hele, imla hatalarım olmuş mu?... Dosta emanetsin sevgilerimle...
seçip bir yerini alayım dedim ama her cümlesi o kadar anlamlı ki seçemedim.''.yüreklere giz bırakan,akıllara iz bırakan'' bir şiir olmuş, yol gösterici tıpkı şairi şüara Necip Fazılın kiler gibi..sizi yürekten kutluyorum..tebrikler..selam,saygı, dua ve muhabbetle esen kalın
Şiirin içinde biraz kızgınlık ile yapılmış hiciv söylemleri var....Hicvetmenin bir olumsuz yanı odur ki, hiciv yazan aslında hep kendini övüyordur... ALLAH biliyor ya, övnme niyeti hiç yoktu kalbimde....Zira, değil övünecek, aslında dövünecek halimiz var....Allah c.c yardımcımız olsun...
Şiirin içinde biraz kızgınlık ile yapılmış hiciv söylemleri var....Hicvetmenin bir olumsuz yanı odur ki, hiciv yazan aslında hep kendini övüyordur... ALLAH biliyor ya, övnme niyeti hiç yoktu kalbimde....Zira, değil övünecek, aslında dövünecek halimiz var....Allah c.c yardımcımız olsun...
Milletce şair mi olduk ne?... İşin kötü yanı bu işte üstadım... "Yazarlar çoğalacak" bu da kıyamet alemetlerinden olarak rivayet edilir...
Aslında dini hususlarda şiir yazmayı çok istemiyorum... Sebeb ise; bu konular hassastır, her sözün bile sigası var, o yüzden dil sürçer de, kafiye tutturacam diye bir sözü yanlış yazarsam vay halime...Durumun hakikatı böyle iken," Yazarların çoğalması" mutlak kıyamet alemetleri içine giriyor...
Ve şiirin konusuna hiciv karıştırmak ; inanın o da makbul değil ki, yazan insana fakirlik getirir hem maddi hem manevi olarak...
Ama ne yapayım, bazan seyrimi analiz ediyorum...
Gün oluyor ağzımdan çıkan bir söz oluyor; karşı taraf anlamayınca, başlıyoruz cidal etmeye....Oysa, hadisi şerifte, karşınızdakinin aklının alacağı kadar söyleyin der... Ama biz ufak tefek hatalar yapıyoruz işte...ALLAH affetsin cümlemizi....Selamlar, saygılar abim...
Milletce şair mi olduk ne?... İşin kötü yanı bu işte üstadım... "Yazarlar çoğalacak" bu da kıyamet alemetlerinden olarak rivayet edilir...
Aslında dini hususlarda şiir yazmayı çok istemiyorum... Sebeb ise; bu konular hassastır, her sözün bile sigası var, o yüzden dil sürçer de, kafiye tutturacam diye bir sözü yanlış yazarsam vay halime...Durumun hakikatı böyle iken," Yazarların çoğalması" mutlak kıyamet alemetleri içine giriyor...
Ve şiirin konusuna hiciv karıştırmak ; inanın o da makbul değil ki, yazan insana fakirlik getirir hem maddi hem manevi olarak...
Ama ne yapayım, bazan seyrimi analiz ediyorum...
Gün oluyor ağzımdan çıkan bir söz oluyor; karşı taraf anlamayınca, başlıyoruz cidal etmeye....Oysa, hadisi şerifte, karşınızdakinin aklının alacağı kadar söyleyin der... Ama biz ufak tefek hatalar yapıyoruz işte...ALLAH affetsin cümlemizi....Selamlar, saygılar abim...
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.