37
Yorum
59
Beğeni
0,0
Puan
2536
Okunma


Gök; zehir zembereği yağdırırken üstüme
Tufan kopar yürekte çöker derince sızı
Yalnızlık girdabında bürünmüşken kostüme
Hayat incecik çizgi ölüm tenin hırsızı
Yar zalimmiş yar dilbaz gönül çelen arsızı
Burnu dikçe ukala Allah’ın hayırsızı
Sokağımın lambası loş ışıklar saçarken
Geceye türkü yaktık yollarda benle gölgem
Mavi bir düş gibi yar, önüm sıra kaçarken
İllete mi tutulmuş kalp denen sırlı bölgem
Arındırdığım kalbe vurmuşken pranga gem
Ruhuma ışık olsun Şems-i Ziyam pir bilgem
Sigaramın dumanı efkar savarcasına
Beynim tutuklu kaldı şirazeden çıkmışken
Gözlerimin hüznüyse yari kovarcasına
İsyanla yüreğimi prangalar sıkmışken
Beklemek neyin nesi us düşünden bıkmışken
Yusuf’la Züleyha’nın sevdasını yıkmışken
Hesaplaşma zamanı gece ıssızlığında
Yorgun yüzümü gördüm aynalara bakarken
Uslanmayan gönlümse sevda arsızlığında
Rab ateşi ruhumu dağlayıp da yakarken
Tevekküle sarıldım boşluklara akarken
Yaradanı mıh gibi zihnimize çakarken
Haydi yâr! Yol vermişken git artık git usumdan
Sırça Köşk’te zer gibi kalsın senin hatırın
Kol kanatta germişken çık artık çık pusumdan
Acı vermekse derdin bir bir kessin satırın
Günahkar bedenimi teneşire yatırın
Bu yükü çekmez gönül çektiği kırk katırın
Ahmet Yağız Altunel
09 Nisan 2014/Seydişehir
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.