4
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
1213
Okunma
Deli bal
deli balım
bilmeseydim
İsmail’i kesmeyen o bıçak
bilmeseydim
sulara söz geçirip yaran bir inanç var
düşermiydim çukurlarına ayak izlerinin
ellerinin gölgesine
namlusuna dilinin
deli bal
deli balım
iki irinli ur olur
iki kederli bulut
bakarken gözlerim dünlerin ışığına
ışığınki acıyı saçlarıma ekmiştir
tohumsuz topraklara sürmüştür yolumu
deli bal
deli balım
hangi perdenin ardında gizliydi zehrin
hangi kapısız odanda saklıydı sırrın
benki
her ilmeğine zikir çekmiştim varlığının
o en uzaktaki adınla andığım yıldıza
rehin koymuştum yüreğimi
ayine durur gibi durmuştum dönüşlerime geceye
deli bal
deli balım
şimdi bu dipsiz nehrin üzerinde
ağır ağır yürürken ben
susamışın suya düşmanlığı kadar düşmanım sana
biliyorum ki Karagöl de hala
dört mevsimin hükmü sürer
ve zeytin kadının dumanı tütmektedir ocağında
deli bal
deli balım
şahinim
açma kanatlarını rüyalarıma
kes bu amansız rüzgarlarını artık
göç zamanı gelmiştir yaylalarına
giit
o kavalın sesini soy üstünden
Bekteş’in güneşiyle sar
o korkak mum ışığının yanabildiği kadar yanacak
yürek serp üstüne
ve yağmuruna söyle
yumsun gözlerini
geçerken ateşimden.
Sevim Vardar