0
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
1116
Okunma
Bonaparte Meydanında seni gördüm
gayri yaşlanmıştın
fransızdı yanında biri vardı
zamk gibi kalmıştın
enteldin bir gazete vardı
kahveni artistçe yudumluyordun
ben o kadar Türkiyeden gelmiştim
Orhan Veli Kanıkın bir şiir kitabını getirmiştim
bir de Çanakkale Hatırası anahtarlık
sen beni bir zenci konserine davet ettin
fransız olmuş bir araptı
söylediği yarı ispanyolca rapti
ben unutmuştum Orduda dereleri
tanıştık kaynaştık muhabbet filan
Marakeşten gelmişti dedeleri
unutmuş ama hepten oraları
hey Bonaparte meydanı
aşksız yalnızların meydanı
dur desem orda
zamanı durdurur muydun
Bonaparte meydanı
parasız şairlerin uğrak yeri
elinde koynunda bisküiler vardı
Dede gibi güvercinler bulmuştun
Belmondonun bir filmine götürdün
eski hayranıydık yetmişlli yılların
yıllanmıştı benimde yıllarım
sinemada soba yoktu üşümüştük
kaç gün kaldık fransada sene ikibindi
milenyumdu tıp dedin gözlerini yumdun
tıp fakültesi yarım kalmıştı
metroda tam yedi saat uyudun
Bonaparte meydanına yağmur yağdı fena ıslandık
zenciyle beraberdik yolda ıslıklandık
çıkmadı içimizden şair kalantörlerimiz
kendi kendimize hayıflandık
hey Bonaparte meydanı
beni böyle neden şair başıma koydun
tek kelime fransızca bilmiyordum
keşke gelmeseydim
Bonaparte meydanı sene iki bin
cebimde beş frank ve le monde gazetesi
bir bankta oturdum mektup yazdım
okunmayacak şiirimide
vay be birde mistikdim öyle mi
sakalım vardı yeşil çıkıyordu
Fransada türbe aradım bulamadım
önüme kiliseler saintler çıkıyordu
Bonaparte Meydanı güzel yerdi be
şiirimi yazdım hiç kimse anlamadı be
tişörtüm ıslandı ben zaten ıslandım
Marsilyda limanda bari dur be
yazma artık şu şiirleri oğlum
Bonaparte meydanı senin gibi onuda bırakmış
metroda afişleri İstanbulun
son durağında indim istasyonun.....
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.