0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
796
Okunma
Bir sözcük fısıldar gibi sanki
Çevremde yeşeren otlar, isyanlar
Elimi değdirsem diyorum usulca
Elinin konduğu yeryüzü lanetine
Dipteyim
Sarhoş ve aymazım
Bu halin gönüllü askeriyim
Düz kelimeler ve ben
Senin yanıbaşında arsızca
Fısıldarım yosmalık yüklü tufanı
Elini çek üzerimden serseri ahlak
Beni kendinle başkalarına boğma
Tanımam seni içince bir kadeh votka
Bu sanki bilincimin isyanıdır usulca
Rengini bana veren
Aldım bir salkım sarhoşluk
Düştüm peşine arzuların
Salladım ne varsa sırtımda
Düşenler ben ve yine düşenler
İnanmak ne mümkün
Kainat çıldırdı sanki
bu depremin
İsyan kokan güllerinin ortasında
Gel ey temizlik!
Duydun mu bilmem
Ahlakın yenilgisini ve sefaletini
Belki üzülürsün bu itiraflara
Anlatmak ve anlamak
Çabası değil midir binlerce yazanın
Ahlak!
Yenilen sefil ve hepimiz
Yıllarca bize vurulan prangaların meşru babası
Ahlak!
Bütün kuşatılmışlığımla reddediyorum
Bekçilerin ağzındaki sakızın leş kokusunu
İnanmıyorum insan zihninin lanetlenmiş sınırlamalarına
Ufkum deli dolu bir özgürlük fısıldar
Kulaklarım özgürlüğün şarkılarıyla bağlanmış bir sarmal
Uçmak!
Delicesine coşmak
Beklenen çocuklukta
Olmaz başka türlüsü bu yalanın
Gezdirilmiştir bezirgan türküleri
Kulağımıza çalınan soluk nefesler ölüm fısıldar
Oysa
Yaşamak en iyisi bize sunulanın
Armağanlaşan bu dönüşüm başka türlü bir hesabın oyunudur
Tanrıların gözde laneti
Beylerin sofralarında iktidarlaşan sahtekarlıktır
Olmaz gülüm
Olmazların en dirençlisidir bu dediğim
Bir bey sofrasında yüzleri görünen piyonlar
Özgürlüğümüzün yegane düşmanıdır
Bilirim
Sen bana karşılık gelmeyen aldatmacasın
Zihnimin vazgeçilmez oyunusun
Oynandıkça çoğalan bir lanetsin
Defol!
Git ve gittikçe azal ne olursun
Yalvarışlar hakikatin süsü ve yosmasıdır
Ellerim salındı bu bahçenin en oynak yerlerinde
Bilincim kör kuyu suretinde
Kanatlarını açtı özgürlüğe
Sana hikayeler anlatmak isterken
Özgürlüğün askerleri tedirgin ruhlar
Bekleşmeye koyuldu can soframda
Ne yalan ne de doğru söylediklerim
Sadece düşündüklerim
Yetmez mi bu itiraf doğruluğun doğuşuna
Öyle biraz alımlı bir doğrular demeti sanki kendimce
Susturma beni!
Kendimi ve seni yani başkalarını yazıyorum bu isyanda
Küslük yok bizim coğrafyada
Sözler birer kişilik demetidir
Sevgililerin elinde yeşeren
Öyleyse al beni ve git uzaklara
Yüzünü sakın ola düşürme cehaletin kucağına
Yoksa
Annem olamazsın
Beni öldükçe doğuran
gebe kadın olamazsın
ey sözleri büyülü tanığım
saklamak isterken seni sözlerimde
bekçiler düdük çaldı yüzyılların cinayetinde
elim kolum bağlandı atmaz oldu yüreğim
ben ve sen dururken sınırların caddesinde
yoksul adımlar lanetledi her yeri
kaçmak ve ötesine düşen bir yokoluş didikledi belleğimizi
birleştirip ellerimizi
uzaklaştık sınırların lanetinden
kentler donuk, insanlar soğuk
delilik bir nöbetse eğer
bu sınırın nöbeti vurulmuş bir damga sanki alnımıza
gel sevdiğim!
Uzat ellerini kırılmış yarınlarıma
Sana bol küfürlü şiirler okuyayım
Durduğumuz nişanın demir yüreğinde
Boynumuz kalın bir demir kütlesi olsun
Usta demirciler dövsün garip ahmaklığımızı
Sızıntılar kanımız olsun bu garip hikayede
Anlattıkça acıtan bu kıstırılmışlık bir masalsa sana anlattığım
Bir yerinde yokum sanki hissettiğim
Yokum!
Biliyorum
Bildikçe kendimi dövüyorum
Akıyor kanım başka bir yaşamın denizine
Gittikçe çoğalıyorum bu delilik dalgasında
Seyret beni gelen dalganın dev ekranında
Hiçbir firma üretmedi üretemedi bu gerçeğin ta kendisini
Şanslı ve lanetlisin
Ha ha ha!
Zor olan bu ikilemi yürekte taşımak
Bedeni sıkboğaz etmek
Yarını unutmak ve delicesine sırıtmak
İster misin beni kendinde?
Sesin kısık ve korkak
Kızmak mı ne ayıp şey
Ne kızması
Bilakis onaylıyorum seni
Kim bir delinin kucağında doğmak ister
İstemez hiç kimse akıllılık denilen yalanın kıyısından uzaklaşmayı
Delilik başka bir sınırın özgürlüğe açılan kapısıdır
Ehil olmayan geçemez bu kapıdan
Yani sevdiğim ya da lanetim ya da gardiyanım
Ben bir deliyim
Akıllıların coğrafyasında yeşeren
Yeşerdikçe yabancı olduğunu bilen hisseden
Yok belki böyle bir şey dersin
De sevdiğim
Ben gördüğüme inanırım.
Gördüğüm lanetlenmiş bir sahtekarlık
Adım başı rastlanılandan değil nadir bulunandan
Gittim kendimi çoğaltan resimlerin tümünden
Azalmaya yazgılı şiirler aradım tılsımlı sözlerde
Yoluma çıkan ahmakça beklentiler kelepçe sanki
Uyandığımda bileklerime vurulan
İşte tam da bu yüzden uyanmak bana göre değil
Her daim uyumalı ve kendimi doğurmalıyım
Beklentiler, öfkeler sınırlarını dayatırken alnımın perdesine
Bağırırım git, kaybol diyerek
Uyanışlarım yalancı baharlar gibi kandırır beni ya da bensizliği
İşte tam da bunu anlatmak isterken
Farkındayım anlatamadığımın fazla olduğunun
Bir kadeh votka ya da bir cigaralık esrar
Döküverir yaşamımın özetini