12
Yorum
9
Beğeni
0,0
Puan
1141
Okunma

yalnız toprak değil bu koku
yükselen toz bulutu
yaz yağmuru çiselenmiş
ellerindir tertemiz
iki gül dalı körpecik...
yalnız toprak değil bu koku
ak gerdanda bir boyun
uzanır bir güzellik
çocuk yüzlü, mâsum, arı duru...
gülüşün gülpembe
bir mutluluk yelidir esen
ellerin evimin balkonu
gözlerimde yaz yağmuru...
yalnız toprak değil bu koku
ne kadar hasretim
sana bir bilsen
yıllardır içimde yudum yudum
süzülüp gözlerin
dal dal , yaprak yaprak
çay gibi demlenir buğul buğul...
yalnız toprak değil bu koku
özlemin filiz
buralanır buram buram
tüten gül, karanfil kokusu
fulya, leylak, zambak buğusu...
yüreğimde telâşlı bir kumru
hep sürgünde bu kuşlar
korkuları sağıp gitti zaman
her damlası bir dua;
düşmeye terkedip yuvadan
palazlanmamış yavruları
sendin zamanı yıldırımlarla yutan
sendin beni düşleriyle avutan...
yaz yağmuruyla bu toprak
gülüşüne buhurdan;
çatlayan benim,
yağmurların beni avutan...
yalnız toprak değil bu koku
gelirim deyip gittiğinden beri
yıllardır
sokaklarında kaybolduğun bu kentin
duvarında sarkaçlı bir saat gibi
yüreğinin
yüreğimde aldığı yollardır...
elbette korkuyorum
duracak bir gün bu sarkaç
seninle sana açılan
ölümsüzlüğü yolların
bir yaz yağmuru
gözlerinden gözlerime saçılan...
Şaban AKTAŞ
1998
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.