1
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
2463
Okunma

[email protected]ŞYAZI
Muharrem Bayraktar
13 Aralık 2012/Yeni Mesaj Gazetesi
Suudi Arabistan’a da Arap Baharı geldi!
Malumunuz Suriye’deki ayaklanmayı destekleyen ülkelerin başında Suudi Arabistan geliyor. Paraysa para, silahsa silah, insansa insan neye ihtiyaç duyuluyorsa gönderiyor Suudi yönetimi. Daha çok insan ölsün, daha çok kan dökülsün diye insanlık tarihinin bu en büyük katliamlarından birine her türlü “kanlı yardımı” yapıyorlar.
Amaç belli: Bu ülkeye demokrasi ve insan haklarını getirmek!
Suudi rejiminin, sokaklarda en küçük bir gösteri yapan kitleleri bile acımasızca cezalandırdığını biliyoruz. Geçtiğimiz kasım ayında Riyad’da yürüyüş yapan muhalif Araplardan 3’ünün polis tarafından işkence sonucu parmaklarının kesildiğinin fotoğraflarına acı içinde baktım.
Suudi’nin şeriatçı yönetimi bu sokak yürüyüşleri için bir de fetva yayınladı.
Suudi Arabistan’ın Baş Müftüsü Şeyh Abdulaziz bin Abdullah Al-i Şeyh, ülkesinde yapılan gösterilerle ilgili olarak bir açıklama yaptı ve gösteri yapmanın İslam’a aykırı ve tehlikeli olduğunu söyledi.
El Alem televizyonunun haberine göre, Suudi Arabistan Baş Müftüsü Şeyh Abdulaziz bin Abdullah Al-i Şeyh, gösteri yapmanın kargaşaya sebep olan İslam dışı ve tehlikeli bir şey olduğunu belirterek gösteri yapmayla elde edilebilecek hiçbir şeyin olmadığını ilave etti.
Fetva ile yürüyüş yasaklayan ve en küçük hak talebini acımazsıca bastıran Suudi yönetimi, Suriye söz konusu olunca çok farklı bir icraata daha imza attı. Suudi içişleri bakanlığı idam cezasına çarptırılmış mahkûmların Suriye’de Esad rejimine karşı savaşmak şartıyla serbest kalacağına dair bir gizli bir bildiri yayınladı. Bu şartı kabul edenlerin eline silah verilerek Suriye’ye gönderiliyor.
Suriye devlet televizyonu sık sık yakalanan isyancıların itiraflarına yer veriyor. Geçtiğimiz gün izlediğim bir haberde ordu birliklerince yakalanan bir Suudi terörist, “Amacımız Emevi İslam’ını Suriye’de hâkim kılmak. Bu, Ebu Kutada’nın kitaplarından öğrendiğimiz bir şey” diye anlatıyordu.
Dolayısıyla bütün dünya, “kendi ülkesinde en küçük bir yürüyüşü bile şeriat adına yasaklayan ama Suriye’ye hem şeriat hem de demokrasi getirmek için(!) cezaevlerindeki mahkûmları bile cihada gönderen; bu yolda laik, demokratik Türkiye ile ittifak eden ve tabii Amerika’nın has müttefiki olan Suudi rejiminin bu garip ve komik ittifakının” başarıya ulaşmasını diliyor.
Suriye’ye Emevi şeriatını getirmek isteyen Suudi yönetimi, Vatikan’ın misyoner projesi için Viyana’da üs açıyor diyalog çalışmalarında papalık konseyi ile işbirliği yapıyor.
Ben bayıldım bu Suudilerin demokratik hamlelerine!
(Bu arada Vatikan’a bravo! Birbirlerine karşı kanlı bıçaklı olan Suudi ve İran rejimlerini dinler arası diyalog konusunda birleştirdi. Her iki ülke de Vatikan’ın diyalog misyonuna destek veriyor, katılımcı gönderiyor, bu süreci destekleyen konuşmalar yapılıyor. Bu nasıl iştir anlamadım. Suud’dan umudum yok ama belki İran’ın Ayetullahları İranlı siyasetçileri “neden kilisenin misyon faaliyetine destek veriyorsunuz?” diye uyarır diye bekliyorum. Belki de boşuna bekliyorum!)
Herkes haklı söz demek, daim boşuna emek
Kimi öz ister özlü, kimi nefis bir yemek
Güzellik var güzel var, dünyaları eder dar
Kolay gelen, zor olur; başa beladır demek.
Ortalık fitne fesat, tüm işler biraz kesat
Kan kokuyor adalet, Yezid fesattır fesat
Kurnaz tilkiler aktif, pasif kalmış masum kul
Dünya zalime kalmış, yapıyor haram hasat.
Dürüst kelimesi var, içi tamamen kara
Para pula esiriz, hak içimizde yara
İnsan hakları maske, din iman olmuş bir zırh
Dindar seyirci olmuş, tüm hisler olmuş para.
Kerbela bir emsaldir, hakla hukuk bilene
Yezid tam bir şeytandır, lanet düşer bilene
İslamiyet Ali’dir, (SAV) Peygamber vesiledir
YüzYirmiDörtBin Nebi, Ehl-i Beyt’tir bilene.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.