16
Yorum
14
Beğeni
0,0
Puan
2019
Okunma

insan selleri dolu şehrin sokaklarında
koşan az değil dipsiz kuyulara
loş ışıklarda bir al beni arzular
karacalar küçülüyor yalan sevdalarda
bir yanda kuşkular, diğerinde sancı
göz kırpınca unutulur salkımın sarısı
sular durulunca sonrasında bin pişmanlık
volkanların öfkesinde nihayetler saklı
el değmemiş yıldızlarda çoğalırken duygular
bahanesi armudun sapı, garipti bulutlar
kaçmak basitti minare gölgesinden
daha doğmayan avuntulara gebeydi yarınlar
nelere şahit camların ardında kapalı perdeler
aşklara rüşvet olmuş pul denen gerçekler
baykuş seslerine karışan çığlıklar sahte
sabah olunca soluyor elbet yasak renkler
önünde setler yoktu her damlanın
ilk tanıdığı beyaz önlüktü nice masumların
zevkin halkaları cefa serpti yüreklere
devasını kim verecek kanayan yaraların
hançer olup saplanan çok, papatyalı mevsimlere
kaşları çatık cemrelerin o güllerin içinde
urba giyilince bedene, terk edilen kapılar
tövbeyle paklanır mı hiç, yaş kemale erince
17.11.2012-Ahmet BOZTAŞ