3
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1053
Okunma
Son bir gündü sonbahardan arta kalan;
Uçuk mavisiyle pazartesi
Ve güneyden uçup gelen yeller
Son yaprakların tutarlarken kollarından,
Yolları kapladı bulutlar İstanbul da.
Şehrin duyduğu özlem,
Böyle bir günün doğumunda kabardı işte
Düşen damlalar birden imrendiler kozalaklara,
Ardından sarıldı yollar sarısıyla düşen yapraklara
Gölgeler büyüdü ve örtündü bu şehir yeniden
Kuşların çığlıkları altında,
Ne bir uğultu kaldı kentte, ne bir gözyaşı
Hayatlar olduğu gibi
Büründüler en saf hallerine damlalar altında,
Sessizliği ve güzelliği buldular biraz daha gördüklerinin ardında
Apartmanın ikinci katından aydınlık göründü ışıklar.
Öksüzlüğünü dilenciyle paylaşan, otobüs bekleyen durak
Söğüt ağacından kopmuş bir elma kadar yaprak
Ve örtüyor aydınlığı, gecenin huzurunda İstanbullular
Sarı yandı ışıklar, İstanbul renk körlüğünün ortasında
boğuldu rüzgarlar camekanla yorganımın arasında
söğüdün serpilen hayatlarından bir renk düştü öteye
tek tek yandı çağın karanlığı İstanbul da
ne darbeler ne de rötuşlar anlatır sarıyı İstanbul’a
yorganı iliştirirken garp ayazının tokadına
silkindi söğüt üzerinden yeşili atarak
Toprak şahit oldu bu kapanışa bu serenada, İstanbul’a
Ne kaldı ki o günden, arta kalan
Bir karmaşa içinde geçen hayatlarımıza
Belki azıcık huzur ve manzara
Nitekim her yalnız düştüğünde hayatlar
Bir kez daha,
Nerede ve nasıl olduğumuzu hatırlatan
kimse kalmadı doğadan başka.
(bu şiir farklı bir proje için hazırladığım kesip kırptığım bir haldedir, uyuyor istanbul şiirinin tamamı içinde var ona 3-4 kıta eklenmiş halidir. Saygılar)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.