14
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
2161
Okunma

Biz istanbulda ayla ablam ile böyle birşey yapmayı düşünüyoz önümüzdeki aylarda katılmak isteyen yaza bilir
Yine Bir Keşke
Keşkeler içinde bir keşke seçtim
Belklide sözcüğü olmayan bir cümle
Keşke...
Yer Eminönü yani İstanbul,
Daha geceleri televizyondan gördüğüm bir yer
Açlığa ağlayıpta kıskandığım günlerde hep gördüm
Emin kuşlara yem atan insanları
Nede güzel toplanır ve atılan yemleri yerdiler
Her gördüğümde içimde bir ah... çekip
Keşke insanlarda böylesine küçük bir tabakta,
Sevgi, Aşk verilebilse dedim ya keşke demiştim.
Aslında keşkeler ile başlayan umutlarım İstanbul da toplandı
Her şeyi bu kadar anlayabiliyor ve yaşamak istediklerinizi,
Yaşamak istediklerimizi istediğimiz gibi yaşıyorken
Küçük bir tabağa küçük bir sevgileri biriktirip
Büyük lokmalar haline getirip neden insanlara yedirmiyorduk.
Yoksa biz sadece süs olsun diyemi elimizdeki yemleri
Eminönünde birikmiş kuşların önüne atıyorduk...
Belkide güneşli bir hafta sonunu eminönünde ki kuşlara ayımıştık.
Oysa o kuşlar sürekli ordaydılar hafta içinde bile
Yapılabilirdi neyse o kuşlarda İstanbul’un sevgiye aşka
Özleme açlığı gibi küçük tabaklar dan atılacak yemlere muhtaçtı...
Neyse artık eminönünden çıktım ve başka bir semtteydim
Heyecanım gittikçe artıyor çünkü atacağım adımlarım önümde
Yürüyen ayaklara değecek ve ben üzülecem daha dikkatli oluyor
Ve adımlarımı atılması gerektiği gibi atıyorum sanki askeriyenin
Acemi birliğindeyim Sol-Sağ misali...
Adımlarımım içinde keşkelerim başlıyor keşkelerimin içinde,
Beynimdeki benliğimdeki İstanbul’u yaşamanın heyecanı
Oysa benim İstanbul’a gelişimin amacı eminönündeki kuşları görmek
Veya hafta içinde saatin mesai bitişindeki kalabalığı yorgun
Ayak seslerini takip etmek değildi diyorum ya yorgun ayak sesleri.
Koca İstanbul da alışık olmayan tek ses vardı araçların trafiğe
İsyanı korna sesleri bazende başını camdan çıkaran şoförler
Hade be kahretsin diye seslenişlerini buse si bu isyanı...
Yorgun olan bu ayak seslerini belkide durdurmanın vaktiydi.
Sağımda solumda bulunan kalabalık insanların içindeyim
İsyan eden etmeyen kalabalığın cebindeki bozuk paraları büyütüp
O paralar ile her hafta sonu bir veya birden fazla
Aileye umut olabilmek robin hout muyum hayır
Sizler gibi biriyim sadece aklımdan geçen atasözü,
Damlaya damlaya göl olur her şey küçükken başlamıyormuydu
Bizler bile küçük doğup büyümedikmi neden umutlarımız...
İsteklerimiz küçük olsada büyümesinki neden haftasonunda
Eminönünde toplanıp karnaval havasına dönüştürmüyorduk
Bunlar bu isteklerim olmayacak isteklermiydi kalabalık ortamları
İllaki mitinglerdemi maçlardamı görecektik neden hafta sonlarımız
Tuttuğumuz takımın rengine olan aşkımız gibi insan aşkına
Dönüşmüyordu neden İstanbul un büyüklüğü gibi büyük olan
Yüreklerimizin kapısı açılmıyordu...
Keşkeler içinde yaşamanın vakti bitmedimi
Haydi İstanbul bitirelim artık bu keşkeleri...!
Yazan: Hicret ASTAN