9
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
1218
Okunma
adımı söyledi usulca
benim saçlarımda kar
onun gözlerinde sonbahar
bilmem kaç bıldır geçmiş
ağaçlar kaç defa secde etmiş kadir gecesine
unutmuşum eğilmelerimi
sol yanımda bir şey mi sönmüş ne
kasaba baklalı loş şıra kokusu bir dem vuruyor eski konak sandıklarından
zevat aceleci
son vesait homurduyor eksi otuzlara inat
ellerim yanık benzim buz
dillerim kekeme
bu nasıl bekleme nasıl denk gelme
öğretmen olmuş dağ köylerinin birine
yürüdük
bu sefer gerçekten yürüyordum yanında
oysa kaç defa yalanlar söylerdim yolum buradan geçiyor diye
benim notlarım onun baba makamı yüksek
söylenmiyor
olmuyor işte
aşk’ın dokunmamak olduğunu mühreder gibi geçtik lise yıllarından
bir giz bir acı mütercimsiz dudaklarında
ne evlilikten ne çoluk çocuktan
ser çeşmenin başı olunca gözleri
sormadım daha
ölümden öteye kaça parçalanır ki yürek bir atımlığı bende kalsa
o mengüç kaldırımlarında bir daha yürüsek
hep yalanlar uydursam acılara yakınlaştıkça
bu kadın burda olmasa yaşadıklarını yaşamasa
ulan yılanlı dağ,kerrelerce yalnız aç kaldım sende öküz güderken
bu kadar mı yalın ve keskin olur yalnızlık
ilk sevdalım sana doğru giderken
kasım
5.0
100% (12)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.