1
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1398
Okunma
Güneş batınca sen doğarsın akşamıma
Karanlıklar aydınlanır ay kıskanır gülüşünü
Sen benim saklı zamanlarımın güzeli
Tılsımı çözülmemiş hazinelerin gizemi
Sarar benliğimi sensizliğin özlemi, vurur sessizliğe
Karanlığın kıskandığı saçların bağlanır gönlüme
Sırların harmanlığı esrarengiz bakışlarını ser önüme
Işığın yeter, karanlıklarımı aydınlatmaya
Sonsuz isteklerimin gayyasından tut çıkar beni
Bozulmuş renklerin etekleri kandırmıyor
Kavgaların şekli bile değişmiş, hali yamanın
Salyası bacaklarından akıyor zamanın
Çamura battım boğazıma kadar elinde öfkenin
Ne yapsam da pulluğun açtığı toprağın nemini, alsam sineme
Bir parça serinlik beklediğim ucundan beliklerinin
Doğ diyorum geceme ansızın sokaklar çaresizce
Yudumluyorken, kan ve irini
Bir Kerkük türküsü ile kaynat sinemi
Kırkbayırın tozlu yollarında eşkıya yatağıdır mağaralar
Ne mutlu bize nasırlar namlu tutuyor
Kurtbaba’da verilen molada çiğdem kokusuydu sırmalar
Kekik kokulu vadilerin bin bir çiçeğe bezeli cümbüşü
Yanaklarının yansımasıdır yamaçlara
Oysa “yeleleri alevden” atlar tarih olmuş çoktan
Güzel insanlar da çekmiş göçünü
Vaktin aralığından göz kırpmaların da olmasa
Yitip gidecektim züppe bir kalabalıkta
Seyrediyorum âlemi dağ kokusunda
Şimdi gülüyorum…
İyi ki doğdun günlerime ey yar!
Bircan gibi sevdim seni
Karacaydı gülüşün, yan süzüş bırakırken zamana
Al atlara binmiş gibiydi yürüyüşün o an
Yaşama duruşunu eleyememiş zaman
Sen hiç eğilmedin ki uzak diyarlar güzeli
Diğer adın vefaydı
Canından kıymetli olan duyguların vardı
Kalabalıklar içinde yalnızlığın benim gibi
Geldiği yerin özlemiydi bakışlarımız
Hüzün akıyor yüzümüzden bilmem hani,
Şimşeğin parlamasıdır belki bekleyen ağrımız
Çünkü aşk, kendi kalbinin kıymetini bilmekti
İçinde sen olduktan sonra geriye nedir derdimiz?..
Sen uzaklıklar güzeli
Ben güney doğunun boz kırı
Yanarak büyüdüm tenimden belli
Hırçın bastığım toprağa diz vurmuşum
Harman yerlerinde halay kurmuşum
Üzerlik koklamış, gökyüzüne ateş etmişim
Güzel gözlü güzelleri sende seyretmiş
İşmar almışım
Yaralanmışım
Karanlık büyücüleri çıkardım hayatımdan
Hiçbir cadı giremez oraya
Korku kalmamıştır kirli nazarlardan
Kıl çadırda elinde “Yada” olduğunu söyleyen Uygur kızından
Sihirle örülen hazineleri çözecek gözler varken bizde
İntihara neden yazgılı olsun bu yürek
Yıldızları yere indirecek cesaret işte bu gizde
Hasta bir yel ne koparır kayadan
Senin gür sedalı sesin yeter
Halayda horonda tutuşalım el ele
Çayda çırada karanlıkta uçuşan ışıklar gibi
Fırat’ın serin sularına kar
Suları birleştiren sevda aşkına
Tekrar tekrar doğ gönlüme…
23.05.2012
Gaziantep