15
Yorum
11
Beğeni
0,0
Puan
2120
Okunma
*Hikâyeden şiire uyarlanmıştır.
Gerçek ya da hayâlî, mevzû; görünmez kazâ.
Olur, olmaz kim bilir yargıyı bırakalım.
Bugün onun başına yarın bize hâkezâ
Ustamızın yazdığı tutanağa bakalım.
Kaza tutanağına “Bir planlama hatası”
Diye yazmıştım. Lâkin teferruât dersiniz
Bendeniz şantiyenin şanssız duvar ustası
Neyse, malûm kazaya girelim isterseniz.
Efendim! Bilirsiniz geçirmem boş dakika
İnşaatta iş bitmiş; gün akşama sekiyor.
Birazcık tuğla artmış takrîben üç yüz okka
Bunları aşağıya indirmek gerekiyor.
Altıncı kattan inip eskice varil buldum
Onu ipe bağladım tekrar yukarı çıktım
Makaradan geçirip ipi aşağı saldım
Soluğu yerde alıp varili kata çektim.
İpi bağlamak için buldum sağlam bir kazık
Ve varili doldurdum; tuğla ıvır zıvırla
Artık işim azaldı(!) diye sevimdim. Yazık!
İpi çözmemle birlik sen tut havaya fırla
Nasıl uçmam ki, fark çok; dengeler arasında
O iner ben çıkarım. -İpi bırak be sersem
Düşünemedim, derken yolun tam yarısında
Çarpıştık: Üç kaburgam kırıldı zannedersem.
En yukarı çıkınca çıkrıktı beni çırpan
İple bir iki parmak ezildi, kaş açıldı
Hâliyle bağırmışım bu anda yere çarpan
Varilin dibi çıktı tüm tuğlalar saçıldı.
Varil hafifleyince durum tersine döndü
İkinci çarpışmada ayakları kaybettim
Kavallar kırılınca gözümde yandı söndü
Can havliyle halatı salmayı akıl ettim.
Yaralı aslan gibi zemine yayılmışım
Varil süratle düşer, görünce güyâ kaçtım!
Kafatasım çatlamış velhâsıl bayılmışım
Gözümü hastanede alçı içinde açtım.
Ahvâl böyle; iyiyim, çok şükür evelallah
Lâkin kıpırdayamam mahvolan azalardan.
Başka c/ezâ vermesin kurban olduğum Allah
Tüm kulları korusun görünmez(!) kazalardan.
Ellerinden öperim duvarcınız Laz Osman.
23 05 2012
Salih ERDEM / AYDIN
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.