7
Yorum
3
Beğeni
4,8
Puan
1374
Okunma

Anlatmıyor mu sana, alnındaki harita
Zamanın yavaş yavaş eriyip bittiğini?
Az mı yaptın bilerek, hata üstüne hata
Bilmez misin hatanın, ruhu kirlettiğini?
Yaşantı defterinden, karaları silmeye
Tövbe, hayır, hasenat bolca etmek gerekir
Yaşlanınca başladı, bedenin eğrilmeye
Sonun öyle olacak, kimseyi görme hakir
Gecenin sessizliği hatırlatır ölümü
Kaç kişi tefekkürle, beklemekte sabahı?
Vicdanı duyarsızlar, diri midir, ölü mü?
Kaçının umurunda işlediği günahı?
Güçlü kılar insanı evlat, mal ve saltanat
Karşılıksız ikram mı, imtihan mıdır bunlar?
Nimetlerle süslenmiş, şu muazzam kâinat
Kâinatın dilinden, onu okuyan anlar
“Her düşüş bir öğreniş” böyle demiş atalar
Bir musibet evladır, binlerce nasihatten
Pişmanlık duyulmazdı, olmasaydı hatalar
Ayrılmamak gerekir, haktan ve hakikatten
Bir ömrün özetini, fersiz bakan şu gözler
Anlatmaya yetmez mi, anlamak isteyene
Son perde kapanırken, gözler birini gözler
Olanlar, olacağa en kuvvetli beyyine
Yaşadığın şu hayat, iki durak arası
Yolculuğun sonunda, ne bir ses ne bir nefes
Üzerinde hayatın isi, pası, karası
Kimisine şu dünya, kimine ahret enfes
Diyorum ki rabbime hatam, kusurum çokça
Affetmek şanındandır, kusuruma bakma sen
Abdulhadi dua et, dua sihirli akça
Rahmetine sığındım, beni narda yakma sen
5.0
80% (4)
4.0
20% (1)