1
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
1098
Okunma

Şiir kalır en sonunda elinde avucunda
Dilinin kilitli karanlıklarında
Şiir kalır, açık unutulmuş pencereden
Uykularına fısıldayan rüzgârın
O anlara ait olmadığını anladığında
Ne yalan söyleyeyim
Solan balkon çiçeklerinin ömrüne dokunduğumda
Canlanmaları için çok dua etmiştim
Ne su, ne toprak
Ne güneş, ne şefkat olamadım belki de
Belki de çok geç kalmıştım çok erken çıktığım
bağlılık yolculuğumda aşka
Sahi ya
Öpüşmeyi öğrendiğimde
Dudaklarım bana ait değildi
O kadar çok örttüm ki çıplak yoklukları
Gizlemek bıçağıyla suskun kadınlar doğurdum
O kadar çok gittiler ki
Kal
Gitme diyemedim hiçbir zaman onlara
Alışkanlık buydu belki de
Arkalarından sende mi demeyi unutan hüzünler
Bana onlardan daha tanıdıktı
Bir şiirin başlangıcı gibi
Daha tanıdıktı işte kalemin kömür gibi izi
Mayhoş bir şarap tadıyla
Yalnız ve sekizde sekiz kusurlu olmayı
Yani yaşamayı öğrendiğimde
Onları unutmayı da öğrenmiştim
Hüznün lüksü buydu
Şiire açılan bir kapıya dönüşmek
Sahi ya
Öpüşmeyi öğrendiğimde
Dudaklarım bu günahlara suydu
Ve gün geldi
Son verdim arayışlarıma
Bulduğum her an bana ait olmayan
Ama bana dönüşen acıların
mahkûmiyetime kurtuluşuydu
Onlar şiire dönüşürken
Onlar uyuyordu
Onlar kaldırımda yabancı bir kelime
Onlar kalabalıklara karışan noktaydı belki de
İtiraf ediyorum
Birçok kez aynı odaya girdim farklı nefeslerle
Birçok farklı benden geriye kalan olmadı hiç
Şafak vakitlerinde doğan sessizlikle işledim cinayetlerimi
Yaşatmak için ölmek gibiydi
Açgözlü gözyaşları çiseliyordu / kalanlar bana hiç benzemiyordu…
5.0
100% (8)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.