1
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
1000
Okunma
yakın asya küllerinden üflenmişiz
cahit’in naçar yollarına
ağsız dilsiz
tunç devri ne ki
gün’le eritip tıkanan nutkumuzu
madenden önce sevmişiz
başımız üstüne olmuş fukaralık
muhkim olmamışız dört duvara
kanıksamışız ekmeksizliği
ah...çukur ova ah...!
tüm türküler yara
figan umutlara ikametgah
eşki ışkın’lar toplamışız en derin koyaklardan
kuzu güderken kırçıl dağlar’da
kuru azık sulanır diye
katlandıkça kırılan arasına
ekin mi ziyade pıtrak mı
hangi yemeniyle silinir el
bu , kalecik karası mı şarap mı
kan mı
oynaş tutarken çoban yıldızını ay
tanımışız ala serinliği keven dibinde
hasat ne çıkarsa çıksın bağrımız harman
gene de şair utandıran
ağıtlar var dillerimizde
kasım
5.0
100% (6)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.