0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1263
Okunma
hayat denilen ince bir çizginin eşkıya geçişlerinde
adım adım soludum hiçliğimi...
çokça gözyaşı içtim şerefine
ölümün her soğuk nefesinde
içimde filizlenen ateş çiçeğim oldun
gün oldu yosunlaşmış sarp bir kaya oldu bedenim
sen ise, masmavi denizlerden yükselen beyaz saçlı prenses oldun
köpük oldun, nefes oldun, değdin tuzlu hoyrat tenime
gündüzlere değil gecelere sorun beni
doğmayan güneşlere, kumsallara sorun
martıların çığlıklarında sen diye dans ettiğim
sarılıp, sarılıp ağladığım gölgelerime sorun beni
üzerine her gece tünediğim kırık dökük sandala sorun beni
bu sandalla yüzdürdüm düşlerimi
çokça kürek çektim göğün davetkar yüzüne
yakamoz diye topladığım yıldızlara hep senin adını koydum
düşlerim de büyüttüm ben bu aşkı
gün geceye
geceler bana, düşlerim de sana düş/tü kadınım...