4
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
673
Okunma
Evvel gözlerimin içine karıştın
Karşı bahçe asmalarının birinde
Bir salkım üzümdü gözlerin
En güzel şarap şişelerine sığdırmalıktı
İçmek için fazla kıymetli,
Saklamak için mahzenlerde,fazla dayanılmazdı;
Kokusuna sarhoş olunacak gibi...
Karşı bahçe asmalarının tüm salkımlarını
Kıskançlıktan tane tane çürütecek gibi...
En çok sana vururdu güneş,en çok sana düşerdi yağmur
Ve hepsinden ziyade,en çok sana katardık sevgimizi
Biz ki,senden başka olan sen’dik
Yalnızken hep üç kişiydik;
Bir ben,iki gözlerindik.
Karşı bahçenin zamanca yakıldığını gördük
Salkım salkım ölüyorduk yollarda
Tane tane dökülüyordu avcumuza bir veda
Sus olduk çığlıklarda,pus olduk Kaf doruklarına
Üç kişiydik;yarım kadar değildik.
Sonra sesime karıştın
Makamı buselik olan bir şarkı güftesi oldun
Bir veda busesinin yokluğuna ithafen,
Bin cefaydı koynumuza sokulan cebren
Odalar haykırmak içindi,plaklar kırılmak
Kelimelerse dönüp dolaşmaktaydı sana varmaya
Sol anahtarı,sol yanımdakini bir sana açardı;
Yokluğunda kilitli ve kırılmaya mahkum kaldı
Sesime karıştın,cümlelerime ve de eslerime...
Sonra susturuldum zamanca;
Eski defter yapraklarında silinen notalar gibi...
Boşuna bir sessizlik sardı şehri
Haykırılacak bir şey,her neyse’ye takıldı.
En son aklıma karıştın
O zaman caydım kendimden
Âmâ olup yumardım gözlerimi sana
Ahraz olup içime içime susardım
Lakin aklımı kaçırdıkça,aklımın peşine takıldım
Olduğun yer aklımın vardığı yerdi
Olmadığın her yer mezarlıktı fikrime
Ve ben yalnızca ölümlerden kaçtım.
En son aklıma karıştın;
Ölüm dokunmadı da canıma,
Âmâ,ahraz,kaçık bir ben kaldı bana.
Meltem Çalışkan
5.0
100% (3)