0
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
883
Okunma
kalınca gövdesi dışarıda müphem tarih
damarı yırtık kitabelerde şakırtısız demokles
kör olmazdı gözleri sınır koyduğu sevdanın
algısı güneş ile yıkansaydı laik korkuların
apolitik kaygılarda dönüyor bir dünya keder
kırmızı giydirilmiş çizgiden düşmüyor düşünceler
devasa bir loş odada şeffaftır ukalâ perdesi
sağır eder duyguları yengilerin ninnisi
oysa;
bir yeşile bir sarıya
sahip olsaydı toprağına
sarılıp suyuna ırmağına
cömert tabiatıyla doğa
vursaydı ! kötü insanlara
dalların tam kalbine açardı yavru çiçek
saklı beyazının kırçılıyla
gül/erdi gün/eşli aydınlığa
nefes alırdı özgürlük
uçuşurdu tüm renkleriyle kül kanatlı kuşlar
gölgede kalırdı ruhlardaki kadim yaslar
nazıyla gelir demokrasi dağılırdı puslar
ihtilâle hevesli adam/ı almazdı mapuslar
gönül işkencesinin o hal/i diyârbakır dı
hül/asası bildiğimle çarpılanın oranı
stockholm’den gelmişti aşığıydı celladı
kuyularda yankılandı sürgün dilin feryadı
oku/l yoluna çıkardı erk izinde fikriyatın sapağı
yitik bir inancın tabelasıydı ergenekon durağı
düş korkusu asıyordu bilinmeze yarı resmî dimağı
anlamadığım mânâ kadar hacimli/..esaretti varlığı...
5.0
100% (1)