6
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1681
Okunma

Fal baktırmam, falcıları da sevmedim hiçbir zaman
o limanda da görüldüğüm doğru
gelme sende Aysima!
Bazen sert ve soğuk bir rüzgâr
çoğu zaman yakıcı güneş var, çöl kokan
bu nedenle fazla konaklanmaz buralarda
gözlerimin önüne gelip, bir bir gider yolcular
yalnız çocuklar
dedelerinin elinden tutup izlerken denizi
yüzümde güneş lekeleri,
omzumda yılların izleri
bir tarafı hep eğri duran gözlüklerimden tanırlar beni
kelimelerin dokunup geçtiği taş duvarlara
bakıp sadece bırakıp gittiği insanların
o limanda da görüldüğüm doğru
gelme sen de Aysima!
Kürek mahkûmlarının uykusu nasıl olursa
gece yarılarında uykumu ben öyle bölerim
bölme sende Aysima!
Zor, karanlık
karmaşık dehlizlerden geçtikten sonra
ölü balık gibi bakmak etrafa
bana göre değil
devaran ederken kan damarlarımda
herdem kızılca kıyamet olsada, beklerken sabahı
kürek mahkûmlarının uykusu nasıl olursa
gece yarılarında uykumu ben öyle bölerim
bölme sen de Aysima!
Zamanın gergefinde dokunurken sayfalar
seren bendim kilimleri ayaklarının altına
bilme sende Aysima!
Kervan kalktı yürüdüm, kaç iklim geçtim bilmiyorum
Habil’in dökülen kanını gördüm nehirlerde
çarşılarında ikircikli bezirganları
pahalı atlarını soylu efendilerin!
suyun dinginliğini aradığım kentlerde
canımı zor kurtardım, köşe de dönmedim,
köşe başlarında duranlar ürküttü beni
dönmedim kavlimden
yolun neresine eriştiğim
ne kadar eriştiğim de belli değil
her kar tanesinin bir acısı var
bir anısı var gözlerimde her kan tanesinin
bilme sen de Aysima!
Ahmet Selim GÜL
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.