0
Yorum
0
Beğeni
5,0
Puan
1142
Okunma

azı çoğa
dişini gösterdi
perondan bozma
izbe
salaş
puzzle parçalarının
eksik raylarında
her yaptığında
bir kez daha
bozmak zorundaydı ki,
sol yanındaki boşluk sırıtıyordu
enkazdan çıkan
sadece
bacağı kopuk bir ayrılık hikayesi
değildi
aşk,
etrafımızda,
başa sarılan kasetlerin
cızırtısı
yüklüyordu anlamları
şarap kadehlerine
ve sabah
uyanana dek
unutulan siparişlerden
dem vuruyordu
sarhoş unutkanlıklar
sevmek için
emir alıyordu
ütopik müspet
tanrılar
perdeleri açtığında
duvar manzaralı
dünyanın
nefretini
dindirmek için
yağıyordu
yağmurlar
şarampole yuvarlanmış
şarapnel
ilikli
param parça
hayatlar
ekseninde
kuruluyordu
salıncaklar
oysa,elma
doğuştan ısırılmıştı
depremler
irinlerini alıyordu
damarların
tüneller
viyadükler
gamzeler
şakaklar
şahitti..
bir de bağlaç,
edat kördü
malum,
zaman
muayyen
günlerindeyken...
kibritten kuleler
ateşten
ıceberg
dolu
kanyak şişelerine
gömülmüştü
hangi dinde
hangi dilde
seversek
acı çekmek
farzdı
sana
bana
müeyyide
dolu günlükler
arası uçurum
apse dolu
senkronize
sokaklardan
pabuçlar
peydahlanmıştı
üvertür
sigara paketlerine
son dumanın
hatrına
tutulan kopçeler
bırakılıvermişti
yasa dışıydı
hudutlardaki
öpüşmeler
sadece
nefes almak için
ölmeye
değer miydi
procida,
hayat
sordu
cevabı
sen
duy
!
tersten yakılan
anıları
içmemişti
henüz
galaposun
yalnız
deniz kabukları
göz yaşlarını
kavanoza saklayan
mutant
özleyişler
biriktirmiş
yirmi dokuzlar
vardı
yazgımızın
kuponunda
post modern
sol
kroşe
soslu
darbeler
depresif
haplar
üremişti,
gömme telaşı
mavi
önlüklü
striptizcilere
sıçramıştı
alt yazı
braille alfabesinde
henüz
icat edilmemişti
ironik
bir
mabedin
yatsı
ayiniydik
biz...
procida,
bize...
bu
mevsim
bütün alkoller
ağlamaklı
!
ÖDÇ
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.