12
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
1877
Okunma


Şehirde bütün yüzler aynıydı,
herkes bir parça sendi
ama kimse
senin yanından bile geçmiyordu.
kentin bütün cenazeleri,
anneminkine benziyordu..
üstelik,
mezarlığa girişte
kalp ve hayal kırıklıkları dolu yatanlar var
burada,
lütfen
mutluluklarınızı,
kapıda bırakın yazıyordu!
ağzım,
dilim
kocaman sustu,
kayıp bir kent masalıydı.
seni sevdiğimi anlatamıyordum,
bilmiyorlardı..
küçük bir sandık içindeki,
kartpostallardan
farksızdım!
elinde,
gittiği şehirlerden attığı
kartpostal resimleri
ama
kimsenin orada neler yaşandığını,
bilmediği..
Şehrin
kalp krizi töreninden bildiriyordum.
Acıları
babadan oğula geçen yağmurlardan..
hava paramparça
biraz umutluydu..
henüz doğmamış çocuğumuzun
üstünü örtme telaşımdan bildiriyordum..
genzime kaçan onca sözü aldırdığım
kürtajlardan..
hüzün
laciverde boyalıydı...
hava durumları
her gece aynı sözcüklerden ibaretti..
Yokluğu yarın..
gözlerinin iç kısımlarına doğru yağışlı,
ruhunda yer yer sancılı geçecek..
kalbinin ağrıması,
canının epey yanması bekleniyor...
Ekranlarda ise
kutsal günler başlamıştı üstelik yılın bu ayı,
ezbere yayınlar yaparlardı..
ÇAĞRI da oynardı son günler...
her zaman ki klişelerdi işte...
birde alametlerden bahsediliyorlardı,
bilmiyorlardı ki..
SENDEN uzak olmanın adı,
kıyamet!
canımın yanması,
sensizliğim,
yaralarım,
hayal kırıklıklarımla dolu günler
düşlerimde sana sarılırdım
ve en çok çocukluğuma
o günler dönmeyi dilerdim!
puslu uzak bir ülkede,
çok gerilerde kalan çocukluğuma dönebilsem;
sormak isterdim..
beni,
şimdi görebilseydin..
büyümeyi ister miydin?
ÖDÇ
5.0
100% (27)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.