14
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
2231
Okunma
Hala kulaklarımda çalınıyor, Orson Welles müziği
Gözlerimde canlanıyor, ’Vatandaş Kane’ klasiği
"Ben gençliğin ne olduğunu bilirim,
Ama sen, yaşlılığı bilmezsin" diyor
Sözcükleri, dudaklarımda mırıldanıyor,
Nostaljik kelimeler yüreğimde eriyor
Aslında bu, diplerde çürüyen enkaz sancısı,
Geleceği korkutan geçmişin, nostalji acısı.
Ne Vivaldi’nin Dört Mevsim konçertosu sarıyor beni,
Ne Mozart’ın Saraydan Kız Kaçırma’sı.
Ne de Çaykovsky’nin Kuğu Gölü.
Loş bir gecede dans ettiğimiz, o sessizlik yaralıyor beni.
Masalsı düğünle biten, evliliğimizin ilk gala gecesiydi,
Parmaklarımız birbirine kenetli, kelimeler ’sen’ heceliydi,
Sıkıştırılmış zamanın içinde, bir ah sesin vardı, ah dedirten
Loş ışıklar da söndü haykırışına, o an şeytanın sevinişiydi.
Frezya kokulu cumbalı balkondan hatırlıyorum, sevecen bakışını
Cilalı kaldırım sokak taşlarına dökülürdü güzelliğin,
Eros’un oklarını batırırdın yüreğime, gıksız sabrederdim canımı yakışını,
Bir türlü durduramazdım ruhumda, Niagara Çağlayanı gibi gürültülü akışını.
Şimdi Uzak Doğu mimarili pagoda çatılı evimin bahçesinde oturuyorum.
Sen yoksun diye o diyarda, bende yok oldum dalımda kuruyorum.
Neydi seni benden alan, anıları nostaljik hale sokan, kendime soruyorum.
Yıllardır hala, o müzik ve dansımızla avunup, her gün ölüyor ve doğuyorum.